4. Hukuk Dairesi 2011/13521 E. , 2011/13957 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/08/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçes…
**4. Hukuk Dairesi 2011/13521 E. , 2011/13957 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/08/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak dava kısmen kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir. Davacı avukat olduğunu, öncesinde müvekkili olan davalının, eşinin vekaletini alarak davalı aleyhine boşanma davası açması üzerine kendisini azlettiğini, sonrasında Baro ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiğini, kendisi hakkında bu şikayet dilekçelerinde asılsız ithamlarda bulunulduğunu, bu şikayet ve ithamlar nedeniyle şaibeli kişi konumuna düşürüldüğünü, ceza tehdidi ile iç dünyası tahrip edilip üzüldüğünden manevi tazminat istemiştir. Davalı taraf, davacının avukatlığını üstlenmesi ve eşiyle arasındaki problemleri anlatmasından sonra davacının eşinin vekaletini alarak aleyhine boşanma davası açtığını bu nedenle kendisini azletmek zorunda kaldığını, bu tutumu nedeniyle kendisini şikayet etmesinin doğal olduğunu, çocuklarının boşanma davası sırasında aleyhte beyanda bulunmaları ve davacının bürosunda davacıyla görüşmeleri nedeniyle şüphelerini dile getirdiğini ve istemin fahiş olduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme, davalının şikayetlerindeki eylemlerin davacının Ağır Ceza Mahkemesinde beraat etmesi ve Baroca verilen kararlara göre gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve özellikle 09/06/2003 tarihli Baro şikayet dilekçesinde yalan söylemek ve sırf davacıyı karalamak için yalan söylemek, şahide nasıl ifade vereceğini öğretmek ve meslek ilkelerini ayaklar altına aldığını belirtmesinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu benimseyerek davayı kısmen kabul etmiştir.