Başvuru, alacak davasına ilişkin yargılama sürecinde Yargıtayın, tarafların talebi olmadan kendiliğinden karar düzeltme incelemesi yaptığı ve bu incelemede “feragat”e ilişkin kanun hükümlerini yanlış yorumladığı ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgilidir.
Başvuru, alacak davasına ilişkin yargılama sürecinde Yargıtayın, tarafların talebi olmadan kendiliğinden karar düzeltme incelemesi yaptığı ve bu incelemede “feragat”e ilişkin kanun hükümlerini yanlış yorumladığı ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgilidir. Başvuru, 24/1/2013 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına, başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin birer örneği görüş için gönderilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının 15/9/2014 tarihli görüşüne karşı beyanlarını 9/10/2014 tarihinde sunmuştur. İkinci Bölümün 10/6/2015 tarihinde yaptığı toplantıda başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu aleyhine, Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2001/537 sayılı dosyasında açılan davada; davacı U., başvurucu tarafından haksız alınıp doldurulmuş iki adet çekten dolayı başvurucuya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettikten sonra yargılama devam ederken delillerin toplanması aşamasında davadan feragat etmiş, bunun üzerine Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi, 27/9/2002 tarihli kararında feragat nedeniyle davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucu, 3/11/2004 tarihinde Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak davasında, U.’dan borcu karşılığında aldığı çekin karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlattığını ancak çekin zamanaşımına uğradığının tespiti üzerine takibin iptal edildiğini belirterek borç olarak verdiği paranın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi, 30/6/2005 tarihli ve E.2004/1535, K.2005/486 sayılı kararla, aynı çekten dolayı davalı U.’nun, borçlu olmadığının tespitine ilişkin, Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2001/537 sayılı dosyasında açtığı davadan feragat ettiğini, bu nedenle söz konusu davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu durumda davalının çekten dolayı borçlu olduğunun kabulünün gerektiğini belirterek başvurucunun açtığı davanın kabulüne hükmetmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Hukuk Dairesi, 9/2/2007 tarihli ve E.2006/16291, K.2007/1615 sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 29/4/2010 tarihli ve E.2010/3039, K.2010/5858 sayılı ilam ile “… Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2001/537 sayılı dosyasında U. tarafından açılan, iki adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talepli davada, davacı U. vekili 22/10/2002 tarihli duruşmada ve 21/10/2002 tarihli dilekçesinde, davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Bu çeklerden bir tanesi bu davanın konusu olan çektir. Ancak davacı U. vekili davadan feragat beyanında, İstanbul İcra Tetkik Merciinin E.2002/703 sayılı, davamızın konusu olan çeke ilişkin icra takibinin (2001/1233 sayılı) iptali kararının Yargıtay tarafından onandığını, bu nedenle davanın konusu kalmadığı için davadan feragat ettiğini belirtmiştir. Davalı U.’nun anılan dosyadaki feragat beyanı, hakkın özünden feragat niteliğinde değildir. Gerçekten de esas haktan feragatın açık bir şekilde yapılması gerekli olduğundan, davalı tarafından hakkın özünden asıl haktan da feragat anlamında değildir. Mahkemenin aksi yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımına uğrayan çekin, HUMK’un maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı olarak kabulü ile tanık da dâhil, tarafların tüm delilleri toplanarak ve değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından…” şeklindeki gerekçeyle onama kararının kaldırılıp hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 13/10/2011 tarihli ve E.2010/749, K.2011/865 sayılı kararı ile dinlenen davacı tanıklarının temel ilişkiden doğan alacağın varlığı yönünde inandırıcı beyanda bulunmadıklarını ve davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığını belirtmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Hukuk Dairesi 29/2/2012 tarihli ve E.2011/20523, K.2012/4830 sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamış, karar düzeltme istemini de 13/11/2012 tarihli ve E.2012/24305, K.2012/25424 sayılı ilamı ile reddetmiştir. Bu karar, başvurucuya 27/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 24/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Davanın geri alınması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.” 6100 sayılı Kanun’un “Davadan feragat” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” 6100 sayılı Kanun’un “Feragat ve kabulün sonuçları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” 6100 sayılı Kanun’un geçici maddesi şöyledir: “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2)Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki maddesi şöyledir: “Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir;…” 1086 sayılı mülga Kanun’un 5236 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki maddesi şöyledir: “…Şu kadar ki iki taraftan biri tashihi karar ettiği halde arzuhal suretinin tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde diğer taraf gerek mahsusen ita edeceği arzuhalde ve gerek asıl arzuhale cevaben vereceği layihada itirazatını beyan ile tashihi karar talep edilir.”