8. Hukuk Dairesi 2012/10781 E. , 2013/5276 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 2295/232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, ...mevkiindeki 2089,56 m2 ve 335,15 m2 miktarındaki taşınmazların 1980 yılında yapılan kad…
**8. Hukuk Dairesi 2012/10781 E. , 2013/5276 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 2295/232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, ...mevkiindeki 2089,56 m2 ve 335,15 m2 miktarındaki taşınmazların 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldıklarını, bu taşınmazların müvekkilinin davasız ve aralıksız yirmi yılı aşkın malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, ... Barajı ve tesislerinin kurulabilmesi için gerekli taşınmazların kamulaştırılmaları kararı alındığını, dava konusu taşınmazların baraj suları altında kalması halinde müvekkilinin hak kaybına uğrayarak mağdur olacağını ileri sürerek, taşınmazların müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazların 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... yatağı ve kuru dere olarak tespit dışı bırakıldıkları, keşif esnasında davacı tarafın 335,15 metrekarelik taşınmaz yönünden davadan feragat ettiği, davanın diğer taşınmaz için devam ettirildiği, davacının babasının 1980 yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapuya tescil davasıdır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece, köy tüzel kişiliğine de davanın yöneltilmediği, keşif ara kararının usule uygun olmadığı, yasal uyarı yapılmadığı (HMK. m. 243, 244, 259.), vazgeçme olmadığı ve gerekçe gösterilmediği halde davacının bir tanığının dinlenmediği, kıyı kenar çizgisi araştırması yapılmadığı, davacı, muris ve mirasçılar için 3402 sayılı .//.. 2012/10781-2013/5276 -2- Yasa'nın 14. maddesine uygun olarak miktar araştırması yapılmadığı ve dava koşulunun araştırılmadığı (TMK. m. 701, 702) taşınmazın tereke paylaşımı sonucu davacıya kalıp kalmadığının değerlendirilmediği, yasal ilanların da yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davanın Köy Tüzel Kişiliğine yöneltilerek, taraf teşkili sağlanmalı, varsa delilleri toplanmalı, taraf tanıkları ile belirlenecek yerel bilirkişilerin HUMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince yeniden yapılacak keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, gelmedikleri takdirde zabıta yoluyla keşif yerinde hazır bulundurulmaları (HMK m. 245) uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin olması sebebiyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde ayrı ayrı dinlenmeli, beyanlar arasındaki çelişki HUMK'nun 261. maddesi gereğince giderilmeli, taşınmazın tereke paylaşımı sonucu davacıya kalıp kalmadığına yönelik dava koşulu (TMK. md. 701, 702) araştırılmalı, çifte tapunun önlenmesi bakımından, teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle dava konusu yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulmalı, TMK’nun 713/4-5 maddeleri uyarınca yasal ilanlar yaptırılmalı, çekişme konusu taşınmazın Kızılırmak yatağı ve kuru dere olarak tespit dışı bırakıldığı gözetilerek teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri eklenmek suretiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede idarece çizilmiş bir kıyı kenar çizgisine ilişkin paftanın yada haritanın bulunup bulunmadığının öncelikle... ve... Bakanlığı İl Müdürlüğü'nden sorulmalı, varsa getirtilerek dosya arasına konulmalı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 9. maddeleri göz önünde bulundurularak ve 9. maddede açıklandığı gibi bir Jeoloji Mühendisi veya Jeolog veya Jeomorfolog, bir harita ve Kadastro Mühendisi, bir Ziraat Mühendisi, bir Mimar ve Şehir Plancısı ve İnşaat Mühendisinden oluşacak en azından 5 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde keşif yapılmalı, İdarece çizilen kıyı kenar çizgisinin uygulanması suretiyle dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişi kurulundan gerekçeli, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor istenmeli, şayet İdarece çizilmiş herhangi bir kıyı kenar çizgisine ilişkin harita veya pafta yok ise, bu takdirde 13.03.1972 tarih ve 1970/7 Esas, 1972/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 28.11.1997 tarih ve 1996/5 Esas, 1997/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararının kapsamları gözetilerek kıyı kenar çizgisinin 3621 sayılı Kanunun 9. maddesinde öngörülen ve yukarıda nitelikleri açıklanan bilirkişiler aracılığıyla saptanmalı, aynı biçimde gerekçeli ve denetime açık rapor istenmeli, taşınmazın su altında kalıp kalmadığı, kaldıysa hangi tarihte kaldığı hususu DSİ’den sorulmalı, koşulların davacı yararına oluştuğunun belirlenmesi ve su altında kaldığının saptanması halinde mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi düşünülmeli, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı gerekçelerle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, HMK'nun 27. maddesinde düzenlenen “hukuki dinlenilme hakkı” açıklama ve ispat hakkını da kapsamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir. Mahkemece vazgeçme .//.. 2012/10781-2013/5276 -3- olmadığı halde bir davacı tanığının dinlenilmemesi az önce açıklanan ilke ve yasa maddelerine aykırı olmuştur. Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Belgesizden edinilen taşınmazlar olup olmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe ait tescil davalarına ilişkin dosyaların ise, ait olduğu mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. Maddesinde öngörülen miktar sınırlamalarının aşılıp aşılmadığının göz önünde bulundurulması gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmamış olması da doğru değildir. Açıklanan nedenle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.