Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm ve olaydan kaynaklanan zararların yetersiz şekilde tazmin edilmesi nedenleriyle yaşam hakkının; tam yargı davası sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, temyiz incelemesinin ise duruşmasız olarak ve etkili yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm ve olaydan kaynaklanan zararların yetersiz şekilde tazmin edilmesi nedenleriyle yaşam hakkının; tam yargı davası sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; tam yargı davasının makul sürede tamamlanmaması, temyiz incelemesinin ise duruşmasız olarak ve etkili yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet Tursun ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), B. No: 23307/10, 64591/11, 22/5/2018, §§ 3-39) kararındaki tespitlere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Mehmet ve Berin Tursun; 1987 doğumlu, olay tarihinde 20 yaşında olan ve 30/11/2007 tarihinde güvenlik güçlerinin güç kullanımı sonucunda vefat eden B.T.nin babası ve annesidir. Başvurucular Şelale Babur (Tursun) ve Berfin Tursun ise B.T.nin kardeşleridir.Alkollü hâlde araç kullandığı için daha önce sürücü ehliyetine el konulan B.T. olay tarihinde iki arkadaşıyla birlikte yine alkollü hâlde araç kullanmaktayken durumu fark eden polis ekibi tarafından takibe alınmıştır.B.T. kaçmak için hızlanmış ve ek olarak dört ayrı polis devriye ekibi daha B.T.nin aracının takibine katılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelere göre aracı durdurmak üzere başka polis araçları daha ileride konuşlanmış, yola dubalar konulmuş fakat araç durmamıştır. Bunun üzerine güvenlik güçleri aracı durdurmak için önce havaya uyarı ateşleri açmış, sonrasında O.E.A. isimli polis memuru araca ateş etmiştir. Bu atış neticesinde B.T. yaralanmış ve aracının hâkimiyetini kaybederek yaklaşık 100 metre uzakta bulunan bir bariyere çarpmıştır. İlk başta trafik kazası olarak görülen olayda, sonrasında hastaneye kaldırılan B.T.nin çekilen kafatası tomografisinde başına bir mermi isabet ettiği anlaşılmıştır. B.T. 30/11/2007 tarihinde hastanede hayatını kaybetmiştir.A. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci Olay tarihi olan 25/11/2007 saat 30’da bir kaza meydana geldiği bilgisini alan İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı bir polis ekibi olay yerine gitmiştir. Görevlilerce olay yeri krokisi çizmiştir. B.T.nin aracı olay yerinde iki polis memuru tarafından incelenmiş ve olay hakkında bir rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporda, olayın bir trafik kazası olduğu belirtilmiştir.Bir başka Olay Yeri İnceleme ekibi de olay yerine giderek kazanın izleriyle ilgili olarak ek bir rapor düzenlemiştir. Öte yandan basit krokiler çizilmiş ve aracın fotoğrafları çekilmiştir. 25/11/2007 tarihinde, iki polis memuru tarafından olay yerinde bulunan polis memurlarının yanı sıra bir de güvenlik görevlisinin tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.Olaydan haberdar edilen Cumhuriyet savcısı; olayda kullanılan silahlar üzerinde kriminal inceleme yapılması, olaya karışan güvenlik güçlerinin el svaplarının alınması ve araçtaki diğer iki kişinin (A. ve E.O.) ifade vermek üzere Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığında (Cumhuriyet Başsavcılığı) hazır edilmesi talimatını vermiştir. 26/11/2007 tarihli analiz raporuna göre B.T.nin kanındaki alkol miktarı 1,47 gramdır. B.T. hakkında düzenlenen 4/12/2007 tarihli otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:"…[B.T.nin] ölümü, ateşli silahtan çıkan ve başına isabet eden kurşundan ileri gelmektedir ...atışının, uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu tespit edilmiştir...” Olay yerinden elde edilen mermi kovanları, güvenlik güçlerine ait silahlar ve el svapları ile ilgili kriminal inceleme raporları temin edilmiştir. Ayrıca ölüme sebebiyet veren polis memuru tarafından yapılan atışın şekliyle ilgili olarak çok sayıda bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yine olay anında B.T.nin yanında, aynı araç içinde bulunan A.nin Cumhuriyet Başsavcılığındaki 25/11/2007 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir:“...O gün alkol almıştık. Geceyarısına doğru, içtiğimiz yerden ayrıldık. [B.nin] kullandığı ciple, Alsancak’a gittik. Biraz dolaştık …Sonra tepe lambasını yakan ve sirenini çalıştıran bir polis aracını fark ettik. Devriye bizi durdurmak istiyordu. [B.nin] daha öncesinde sarhoş halde araba kullanması nedeniyle yakalandığını biliyordum...[B.]... aracın hızını artırdı. …Birdenbire, duran bir polis arabası fark ettik …Çok sayıda aracın bizi takip ettiğini fark ettik. Önümüzde, bizi yakalamak için durduğunu düşündüğüm bir polis arabası vardı. [B.], bu aracı hızla geçti. Bu aracı geçtikten sonra, silah sesleri duydum. Ben, [E.O.nun] arkasında oturuyordum, [E.O.], [B.den] durmasını istedi. Ama ben, [B.nin] başının, [E.O.nun] omzuna düştüğünü gördüm. Araba biraz daha ilerledi ve önce ağaca, sonra da elektrik direğine çarptı. …Kimin ateş ettiğini bilmiyorum…” Aynı tarihte, B.T.nin yanında, aynı araçta bulunan E.O.nun da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından beyanı alınmıştır. Şahıs, A. ile benzer beyanlarda bulunmuştur. 25/11/2007 tarihinde, ölüme sebebiyet veren atışı yaptığı iddia edilen Polis Memuru O.E.A.nın da Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. O.E.A.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir: “...Olayın meydana geldiği gün, ...29 no.lu ekipte [A.A.] ve [A.] ile birlikte devriye görevindeydik. Bize, plakası tespit edilmiş olan ve 10-15 dakikadan beri çok sayıda polis ekibi tarafından takip edilen, şüpheli bir aracı durdurma vazifesi verildi. Manav Bulvarı’nın girişinde, yolu kısmen kapatacak şekilde aracımızı park ettik. ...33 numaralı devriye aracı da bizim karşımıza park etti. Bir aracın geçişine imkân verecek genişlikte bir alan bıraktık ve bu alana dubalar yerleştirdik. Bahse konu şüpheli aracı gördük; bu aracı çok sayıda polis aracı takip ediyordu. …Bize yaklaşırken yavaşlamadı. Dubalara çarpacağı sırada, meslektaşım [A.] ve ben, aracı durdurmak maksadıyla birkaç el havaya ateş ettik. Aynı zaman zarfında, aracın şoförü dubaları devirdi ve bize doğru yöneldi. Kendimizi yaya yoluna attığımızda, silahım ateş aldı. Araç daha sonra bir elektrik direğine çarptı ve 150 metre sonra da durdu. Kaza sırasında şoförün yaralandığını düşündük. Bize daha sonra merminin isabet etmesi sonucu yaralandığı bilgisi verildi. Onu yaralama niyetim yoktu. Sanıyorum ki yere düştüğümde, silahım üçüncü kez ateş aldı. O esnada, araca isabet etmiş olması mümkündür. Aracın üzerine kasıtlı olarak ateş açmadım. Aracın şoförünü yaralama gayesiyle hareket etmedim…”Olay anında görevli olan diğer polis memurlarının da Cumhuriyet savcısı tarafından beyanları alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4/6/2008 tarihli iddianameyle, yetkililere suçu bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeme, suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme nedeniyle on polis memuru hakkında kamu davası açılmıştır. Diğer yandan O.E.A. 25/11/2007 tarihinde Karşıyaka Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Polis Memuru O.E.A. hakkında olası kasıtla öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) nezdinde birleştirilerek yapılan yargılama sırasında -19/2/2008 tarihinde- olay yerinde tekrar olay yeri incelemesi yapılmış, fotoğraflar çekilmiş ve bir rapor düzenlenmiştir. Aynı zamanda O.E.A. ve A.nın silahları ve elde edilen mermi kovanı ile ilgili başka bir balistik rapor da düzenlemiştir. 29/2/2008 tarihinde, olay yerinde keşif gerçekleştirilmiş ve iki polis aracının konumuyla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporu temin edilmiştir. 13/3/2008 ve 16/5/2008 tarihlerinde, kaza yapan aracın fotoğraflarından hareketle iki bilirkişi raporu daha alınmıştır. Adli Tıp Kurumu tarafından 12/1/2009 tarihinde, B.T.nin başından çıkan mermiyle ilgili olarak bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2009 tarihinde suç delillerini yok etme ve yetkililere suçu bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeme suçları ile ilgili olarak tüm polis memurları hakkında beraat kararı vermiştir. Aynı kararla Ağır Ceza Mahkemesi, O.E.A.nın taksirle öldürme suçundan neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:"...Toplanan deliIlere ve tüm dosya kapsamına göre; maktul [B.T.nin] olay öncesi günlerde iki kez alkollü araç kullanması nedeniyle sürücü belgesine 2007 tarihinden geçerli olmak üzere 2 yıl 6 ay süreyle geçici olarak el konulduğu, bu nedenle sürücü belgesi olmadığı halde, olay günü akşam saatlerinde arkadaşları olan tanıklar [E.O.] ve [A.] de olduğu halde babasına ait ... cipe bindikleri, ...alkol aldıktan sonra Bornova ilçesine geçtikleri, daha sonra gece saat 00 sıralarında ... hareket halinde bulundukları sırada, ...maktulün aracı hızlı şekilde kullanarak İzmir Asayiş Ekipler Amirliğine bağlı ...30 kod no'lu resmi polis aracının yanından geçtiği, bu ekipte bulunan polislerin yanlarından geçen aracın hareketlerinden şüphe duyup bu aracı durdurup gerekli kontrolleri yapmak amacı ile peşinden hareket ettiği, polis aracının maktulün aracının arkasından önce farlarını uzun kısa yakarak selektör yaptığı, maktulün bu işareti fark etmesine rağmen durmayıp yoluna devam ettiği, bunun üzerine ...30 kod no'lu ekibin bu kez tepe lambalarını yakıp siren çalarak önündeki aracı uyardığı ve durması yönünde sesli ikaz yaptığı, maktulün kullandığı araç içerisinde bulunan tanıklar [A.] ve [E.nin] beyanlarına göre maktulün ... bu uyarıları fark ettiği, ... bu durumu öğrenen babasının kendisine çok kızacağını söyleyip polis uyarılarına rağmen durmayıp aracının hızını arttırdığı, ...her iki polis otosunun kavşağın maktulün geldiği yol bölümüne araçlarını karşılıklı koyarak aracın gelmesini bekledikleri sanık [O.E.A.] ve sanık [A.nın] ekip arabasından inip yolda beklemeye başladıkları, Smyrna meydanından arkasında beş polis ekibi olduğu halde gelen maktulün kullandığı aracı görünce ellerinde bulunan fenerler ile durması konusunda ikaz işareti verdikleri, maktulün aracının hızını azaltmadığını görmeleri üzerine sanık [A.nın] görev tabancasını çıkartıp havaya üç el, sanık [O.E.A.nın] görev tabancasını çıkartıp havaya iki el ikaz atışı yaptığı, buna rağmen maktulün aracın hızını azaltmadan ateş eden polis memurlarının ve polis ekip otolarının arasından hızla geçerek Sultan Çiftliği kavşağına girdiği, sanık [O.E.A.nın] havaya iki el atışından sonra yanından geçen maktulün kullandığı aracı başka türlü durduramayacaklarını düşünüp aracın arkasından aracı durdurmak amacıyla düz doğrusal bir atışla bir el daha ateş ettiği, sanık [O.E.A.nın] tabancasında çıkan merminin maktulün kullandığı aracın siyah renkli arazi tipi olması nedeniyle 83 cm yüksekliğinde olan aracın arka camını kırıp yerden yaklaşık 68 cm yüksekte bulunan maktul [B.T.nin] başına sağ arka kısımına isabet ettiği, ...polisin kaçan maktulün aracın kontrolünü kayıp ederek kaza yaptığını düşündüğü, telsiz anonsları ile bu yönde bilgiler geçildiği, ... acil servis ekibindeki hekimlerin beyin tomografisi istemesi üzerine maktulün beyin tomografisinin çekildiği ve burada yukarıda tarif edilen mermi çekirdeğinin görülmesi üzerine maktul [B.T.nin] kaza sonucunda değil sanık [O.E.nin] atışından çıkan merminin isabet etmesinden sonra yaralandığının anlaşıldığı, durumun polise bildirildiği ve polisin bu aşamadan itibaren olaya ilişkin soruşturmayı bu yönde yürüttüğü, gerek kaçan araç içerisinde bulunan tanıkların beyanlarından, gerek olayın meydana geldiği yolun büyük ölçüde aydınlatılmış geniş bulvarlar olmasından gerekse de kaçan aracın kovalayan polis araçları ile yolda yaya olarak durup durması konusunda işaret yapan polislerin olayanında resmi polis kıyafetlerinin bulunması nedeniyle maktulün kendisini durdurmak isteyen polisleri gördüğü, bu kişilerin görevli polis olduğunu anladığı, sürücü belgesinin olmaması ve alkollü olması nedeniyle polisten kaçtığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. İddia ve Savunmaların Tartışılması: Müdahiller ve müdahiller vekilleri yargılama sırasındaki beyanlarında; ...sanık [O.E.nin] kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etmiş iseler de, aşağıda silah kullanma yetkisi ile hukuka uygunluk nedeninin tartışıldığı bölümde açıklandığı üzere; sanık[O.E.A.nın] maktulü öldürme kastı ile değil, polisten kaçan aracı durdurmak amacıyla iki el havaya bir elde kaçan araca doğru ateş ettiği ve maktulün bu şekilde vurulduğu sonucuna varıldığından müdahillerin kasten öldürmeye ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. ......hastaneye gidilip tomografi çekilineeye kadar kurşun isabetine dair bir bulgu görülmediği anlaşılmış, olayın başlangıçta kaza olarak değerlendirilmesinin olayın akışına uygun olduğu, durumun ateşli silah yaralanması olduğunun görülmesi üzerine tüm birimlerin gerekli soruşturma işlemlerini yaptığı, olayın Cumhuriyet savcısına vaktinde ve uygun şekilde bildirildiği anlaşılmıştır. Olay Yeri İnceleme ekibinde görevli polis memurlan olayın başlangıcına katılmamış, maktulün vurulduğunun anlaşılması üzerine başlatılan soruşturmada maktulün kullandığı araç üzerinde olay yerinde inceleme yapmış, olaya karışan sivil ve polis kişilerin el svap örneklerini almıştır......Sanık [O.E.A.] ve vekilleri yargılama aşamalanndaki beyanlarında; sanık [O.E.nin] kaçan aracın arkasından yere düştüğü sırada aracın lastiklerine doğru bir el ateş ettiğini, bu atış sonucu çıkan kurşunun asfalta ya da başka bir sert cisme çarparak deforme olup dağıldığını ve bundan sonra maktulün başına isabet ettiğini beyan etmiş iseler de; bu savunmaları yerinde görülmemiştir. Zira; Keşifte elde edilen bulgulara ve yer göstermeye göre sanık [O.E.A.nın] yanlarından hızla geçen aracın arkasından ateş etmeden önce iki el havaya ateş ettiği, daha sonra araç kendisi ile [A.nın] arasından geçtikten sonra, keşifteki kendi beyanına ve diğer tanık ve sanıkların beyanlarına göre kaçmakta olan araç kendisinden yaklaşık 750 cm (5 metre) uzaklaştığı sırada, bu mesafeden atılan atış sonucu çıkan kurşunun maktulün kullandığı aracın arka camını kırıp maktulün başının sağ arka kısmından girip deforme olarak maktulün başının ön kısmında durması için atışın düz doğrusal bir seyir izlemesi gerektiği, buna göre sanık [O.E.nin] ayakta, kolu yere paralel bir şekilde iken kaçmakta olan aracın arkasından aracı durdurmak amacıyla bir el ateş ettiği sonucuna varılmış, kurşunun bir yerden sekmediği, sanığın düşerken ya da yere doğru ateş etmediği, sanığın düştüğü sırada tabancasının istemi dışında ateş almasının söz konusu olmadığı kabul edilmiştir. Bununla birlikte sanık [O.E.A.nın] söz konusu atışı kaçmakta olan aracın artık başka türlü durdurulamayacağı konusundaki öngörüsü nedeniyle ve aracı durdurmak için yaptığı, öldürme kastının olmadığı anlaşılmış savunmasının bu kısmına itibar edilmiştir. Hukuka Uygunluk Nedeni Olarak Polisin Silah Kullanma Yetkisi: a) Hukuka Uygunluk Kavramı ve Konuya İlişkin Kanun Hükümleri; ...Her iki Kanun hükmü birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu olayda sanık [O.E.A.nın], silahla ateş etmesi eyleminin 'kanun hükmünü yerine getirme' niteliğinde olup olmadığının, sanığın eylemi eğer bu nitelikte ise sanığın bu fiili işlerken hukuka uygunluk sınırını aşıp aşmadığının tartışılması gereklidir. Konu öncelikle bu kapsamda ele alınarak tartışılmıştır. ...b) Silah Kullanma Yetkisi Konusunda Yargıtay Kararları...c) Silah Kullanma Yetkisi Konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları...Dava konusu somut olay bu kararlar ışığında değerlendirildiğinde; maktul [B.T.nin] öldürülmesinden sonra gerek soruşturma aşamasında ve gerekse de Mahkememizde sürdürülen kovuşturma aşamasında etkin bir soruşturma yürütülmüş, olaya ilişkin tüm tanıklar Mahkeme huzurunda dinlenmiş, olay yeri iki kez yapılan keşif ile incelenmiş, olayın meydana geliş biçimi tüm ayrıntıları ile keşifte tartışılmış, olay anında polislerin aralarındaki haberleşmelerini gösteren telsiz kayıtları getirilip incelenmiş, maddi deliller toplanmış, olayın meydana geliş biçimi kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulduktan sonra hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır. d) Dava Konusu Olayda Durdurma ve Silah Kullanma Yetkisinin Doğup Doğmadığına İlişkin Değerlendirme: Dava konusu somut olayda; yukarıda açıklandığı şekilde kabul edilen oluşa göre, maktul [B.T.nin] kullanmakta olduğu aracı ile giderken, aracı kullanış biçiminden, aracın yalpalamasından dolayı olay yerinde bulunan ...30 kod no'lu resmi polis otosunda bulunan polislerin şüphesini çektiği, var olan duruma, olayın meydana geldiği yere, saate ve maktulün aracı kullanış biçimine göre bu şüphe halinin 'makul şüphe' kavramı içerisinde olduğu, buna göre ...30 kod no'lu ekibin maktulün kullandığı aracın durdurmak istemesinin 2559 sayılı PVSK nun 4A. maddesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Durdurma yetkisi bu şekilde oluşan ...30 kod no'lu ekipte bulunan polislerin... görev tabancalannı çıkardıkları, [A.nın] havaya doğru üç el, [O.E.A.nın] havaya doğru iki el ateş ettiği, sanıkların bu atış ve uyarılarına rağmen maktulün kullandığı araç ile sanıkların arasından geçtiği, sanık [O.nun] bu sırada geriye dönüp kaçan araca doğru aracın arkasından bir el daha ateş ettiği anlaşılmıştır.Bu duruma göre, sanık [O.E.A.] ve olay yerinde bulunan diğer polisler bakımından 5237 sayılı TCK nun maddesinde hükme bağlanan 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçunun işlendiği yolunda suç üstü hali oluştuğu, olay öncesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle dikkatli davranan polislerin araç içerisinde polisten bu kadar uzun ve ısrarlı sekilde kaçmayı gerektiren bir durumun, bir suçlunun veya suç konusu malzemenin bulunduğu konusunda haklı şüphe uyandıran aracı durması konusunda sesli, ışıklı ikaz işaretleri ile uyardıkları, ...havaya ikaz atışları yaptıkları... giden aracı başka türlü durduramayacakları konusunda kanaat getirip kaçmakta olan aracın arkasından bir el daha ateş ettiği,sanığın ... silah kullanma yetkisini kullandığı, ancak aşağıda açıklandığı üzere bu yetkisinde sınırı aştığı sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın eylemi olası kastla veya doğrudan kastla insan öldürmek olarak nitelendirilmemiştir. Silah Kullanma Yetkisinin Aşılması: 5237 sayılı TCK nun maddesinde hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın kast olmaksızın aşılmasına iliskin düzenleme yer almıştır...Bu açıklamalar ışığında dava konusu somut olay ele alındığında; yukarıda açıklandığı gibi sanık [O.E.A.nın] 5237 sayılı TCK nın 24/1 maddesi kapsamında 'kanun hükmünü yerine getirdiği', bu nedenle ...durdurmak için aracın arkasından silahla ateş etmesinin hukuka uygun olduğu, ancak sanığın hukuka uygun olarak başlayan eylemi sırasında; kaçan aracın hızını, hareketli oluşunu, olayın gecenin geç bir saatinde meydana gelmiş olmasını dikkate almadan, ayakta eli yere paralel olarak ateş ettiği, kaçan aracı durdurmak için daha dikkatli bir şekilde ateş etmesinin gerektiği, bu sekilde ateş ettiğinde tabancasından çıkan kurşunun kaçan aracın lastiklerine değil, araç içerisindeki kişilere isabet edebileceğini öngörmediği, bu konuda gerekli dikkat ve özeni göstermediği, buna göre hukuka uygunluk nedeninde sınırı kast olmaksızın aştığı, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle eylemi taksirle işlemiş sayılacağı, sanığın olayın gelişim hızına ve biçimine göre araç içerisinde bulunan kişilere mermi isabet edebileceğini de öngörmediği bu nedenle olayda bilinçli taksir halinin söz konusu olmadığı, sanık [O.E.A.nın] hukuka uygunluk nedeninde sınırı taksirle aştığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Hukuki Nitelendirme ve Yaptırımın Tespiti ..." Temyiz edilen karar, Yargıtay tarafından 15/3/2011 tarihinde onanmıştır.B. Polis Memuru Hakkındaki Disiplin Soruşturması Süreci Disiplin soruşturması sonucunda Polis Memuru O.E.A.nın polisin görevleri kapsamında hareket ettiği ancak gerekli özeni göstermediği zira merminin sekebileceğini düşünmesi gerektiği sonucuna varılmış ve O.E.A.ya on ay süreli kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine karar verilmiştir. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı Davası SüreciBaşvurucular olay nedeniyle kendilerine tazminat ödenmesi taleplerinin İçişleri Bakanlığı tarafından reddedilmesi üzerine 20/2/2009 tarihinde, İzmir İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam yargı davası açmıştır.Başvurucular dava dilekçesinde; olay nedeniyle başvurucu Mehmet Tursun için 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat; başvurucu Berin Tursun için 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat; başvurucu Şelale Babur (Tursun) için 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat; başvurucu Berfin Tursun için 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmişlerdir. İdare Mahkemesi tarafından 4/4/2012 tarihinde ve maddi tazminatın hesaplanmasında dikkate alınması gereken hususlara dair karşıoy nedeniyle oyçokluğuyla verilen kararla -Ağır Ceza Mahkemesinin tespitleri de gözönünde bulundurularak- tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İdare Mahkemesi tarafından Mehmet Tursun için 256,82 TL, Berin Tursun için ise 872,52 TL olmak üzere toplam 129,34 TL maddi tazminatın ödenmesine, kalan maddi tazminat talebinin reddine; ayrıca Mehmet Tursun için 000 TL manevi tazminat, Berin Tursun için 000 TL manevi tazminat, Şelale Babur (Tursun) için 000 TL manevi tazminat, Berfin Tursun için 000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 000 TL manevi tazminatın ödenmesine, kalan tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:" ...Mahkememizin 04/11/2010 günlü ara kararı ile davacılara yönelik destekten yoksun kalma tazminatı miktarının hesaplanabilmesi amacıyla dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Mali Müşavir Hesap Bilirkişisi ... tarafından verilen 07/07/2011 günlü raporda özetle...Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazlar yerinde görülmemiş, söz konusu bilirkişi raporunun destekten yoksun kalma tazminatı bakımından baba Mehmet Tursun ile anne Berin Tursun'a yönelik hesaplamalarının kararımıza esas alınabilecek nitelikte olduğu, bunun dışında bilirkişi raporunun davacıların dava dilekçesinde belirttikleri diğer zarar kısımlarına yönelik tespitlerinin bilirkişi incelemesi dışında kaldığı, bu konulara ilişkin değerlendirmenin Mahkememizce resen yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu kapsamda maddi tazminat taleplerine ilişkin Mahkememizce yapılan değerlendirmede;...Manevi tazminat istemine gelince; ...Mahkememizce davacılara yönelik manevi tazminat değerlendirilmesinde ise; olayın niteliği, davacıların duyduğu elem ve ızdırap, idarenin kusur durumu gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle takdiren baba Mehmet Tursun için 000,00 TL, anne Berin Tursun için 000,00 TL, kızkardeşler Şelale ve Berfin Tursun'un her biri için 000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılardan Mehmet Tursun için 256,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve Berrin Tursun için 872,52 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 136,129,34TL'nin idareye başvuru (20/11/2008) tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, geri kalan maddi tazminat istemlerinin ise reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin de kısmen kabulü ile baba Mehmet Tursun için 000,00 TL, anne Berin Tursun için 000,00 TL, kız kardeş Şelale Tursun için 000,00 TL ve diğer kız kardeş Berfin Tursun için 000,00 TL olmak üzere toplam 000,00 TL'nin dava(20/02/2009) tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, geri kalan manevi tazminat istemlerinin ise reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davada haklılık oranına göre belirlenen 594,00 TL'sinin ve yürürlükte bulunan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca hükmedilen maddi tazminat kısmı için 617,76 TL, manevi tazminat kısmı için 650,00 TL olmak üzere toplam 267,76 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, geri kalan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, duruşmada davalı idarenin Hazine Avukatı tarafından temsil edilmiş olması nedeniyle reddedilen maddi tazminat kısmına ilişkin olarak 204,83 TL, reddedilen manevi tazminat kısmına ilişkin olarak (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/ maddesi gereğidavacılar lehine kabul edilen kısma ilişkin vekalet ücretini geçmemek koşuluyla) 650,00 TL olmak üzere toplam 854,83 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,..."Danıştay Dairesi 17/9/2015 tarihinde söz konusu kararı onamıştır. Onama kararı başvuruculara 11/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 9/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki Süreç Başvurucular, AİHM'e ilettikleri 23307/10 ve 64591/11 sayılı başvurularda yakınlarının ölümüne neden olan güç kullanımının mutlak gerekli olmadığını, olayla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmediğini, olay nedeniyle uğradıkları zararın karşılanmadığını, yakınlarının yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. AİHM başvurucuların bahse konu iddialarını değerlendirdiği Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet Tursun ve diğerleri/Türkiye kararında, olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasını ve tam yargı davasını, olayın faili polis memuru hakkında yürütülen disiplin soruşturmasını bir bütün olarak incelemiştir. AİHM, ağır ceza mahkemesi tarafından güç kullanımı sonucu ölüm olayının failinin güç kullanımındaki yasal sınırı taksirle aşması nedeniyle ceza sorumluluğunun tespit edildiğini, ölüme sebebiyet veren atışı yapan polis memurunun taksirle öldürme suçundan mahkûm edildiğini, aynı zamanda iç hukukta yaşam hakkının esas yönünden ihlal edildiğinin kabul edildiğini, olayla ile ilgili olarak vakıaların tespit edilmesini, güce başvurmanın somut olayın koşullarında haklı olup olmadığının belirlenmesini ve sorumluların tespit edilerek gerekirse cezalandırılmalarını sağlayacak nitelikte, etkin bir soruşturma yürütülmediğinin söylenemeyeceğini, polis memurunun mahkûm edilmesinin başvuruculara önemli bir telafi sağladığını, fiilin ağırlığı ve hükmedilen ceza arasında açık bir orantısızlık olmadığını, ayrıca bahse konu polis memurunun disiplin cezasına çarptırıldığını, öte yandan idare mahkemesinin polis memurunun olayda kusuru bulunduğuna karar vermiş olmasının önemli olduğunu, benzer davalarda ödenmesine bizzat karar verdiği meblağlarla uyumlu olması nedeniyle başvurucular lehine idare mahkemesince hükmedilen tazminatın yetersiz olarak nitelendirilemeyeceğini, sonuç olarak başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle mağdur oldukları iddiasında bulunamayacaklarını belirterek başvuruyu kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (aynı kararda bkz. §§ 59-65). 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Yargılama giderleri şunlardır:...ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti....” 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”