8. Hukuk Dairesi 2013/6753 E. , 2013/6494 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.06.2012 gün ve 25/94 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı adına dilekçe veren dava takipçisinin 13.02.2012 havale tarihli harcı alınan dilekç…
**8. Hukuk Dairesi 2013/6753 E. , 2013/6494 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.06.2012 gün ve 25/94 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı adına dilekçe veren dava takipçisinin 13.02.2012 havale tarihli harcı alınan dilekçesi ile özetle: Vekil edeninin 1979-1980 yıllarında ev inşa etmek üzere, kazma, kürek kullanarak ve iş makinesi aracılığıyla temel kazdırdığını, inşaatta kullanmak üzere kum ve çakıl döktürdüğünü, ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle evini bir türlü inşa edemediğini, taşınmaz üzerine ceviz fidanı ve üzüm omcası diktiğini açıklayarak, dava konusu yerlerin 1979 yılından beri vekil edeninin zilyetliğinde olmasına rağmen bir kısmının 166 ada 45 ve bir kısmının da 166 ada 46 parsel içerisinde kaldığını açıklayarak davalı adına olan tapu kayıtlarından tahmini 154 ve 850 m2’lik kısımların iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu, dava konusu yerin zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olmadığını, ve yasanın aradığı 20 yıllık sürenin dolmadığını, ayrıca imar ve ihya koşullarının da davacı yararına gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3402 sayılı Kanun’un 14.maddesi dikkate alınarak davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne, dava konusu 166 ada 45 nolu parselden fen bilirkişi raporunda gösterilen 1078.28 m2’lik alan ile 166 ada 46 nolu parselin, tapu kayıtlarının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilerek davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı olan nedenlerle temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; 166 ada 46 nolu parsel arsa niteliğiyle 154.51 m2 olarak belgesizden 8.11.2004 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. 166 ada 45 parsel 8015.96 m2 olarak ham toprak niteliğiyle belgesizden 08.11.2004 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kayıtları halen davalı uhdesindedir. Mahallinde 28.05.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. 1951 ve 1964 doğumlu yerel bilirkişiler dinlenmiştir. Özetle: Dava konusu taşınmazda önceleri koyunların otlatıldığını, son 3 yıldır kimsenin ilgilenmediğini, buraların boş arazi niteliğinde ve Hazine’ye ait olduğunu, inşaat temelini ev yapmak amacıyla kimin açtırdığını bilmediklerini söylemişlerdir. Tespit bilirkişileri dinlenmiştir. Bu şahıslar kadastro tutanağının doğru olduğunu, ancak okumadan ve incelemeden imzaladıklarını, tespit yapılırken bu yerde inşaat temeli bulunduğunu, davacının bu yeri tahminen 10 yıldan fazladır kullandığını beyan etmişlerdir. Davacı tanıkları ise; inşaat temelinin 1980 yılında davacı tarafından kazdırıldığını, taşınmaz üzerindeki taşların davacı tarafından ev yapmak amacıyla yıktırıldığını beyan etmişlerdir. Davacı keşif zabtının ikinci sayfasında maddi imkansızlıklar nedeniyle inşaatı yapamadığını söylemiş, beyanını imzasıyla onaylamıştır. Keşifte görevlendirilen fen ehli kroki ve raporunu sunmuştur. Ziraat bilirkişisi 13.06.2012 havale tarihli raporunda özetle; taşınmazların %10-15 eğime sahip olduğunu, üzerinde 12 adet 5-6 yaşlarında, 4 adet 2-3 yaşlarında ceviz fidanları ile 12 adet 4-5 yaşlarında üzüm omcalarının bulunduğunu, toprağın 15-20 cm profil derinliğine sahip olduğunu, organik maddece oldukça fakir olduğunu, fidanların toprağın yapısından dolayı değişiminin yavaş olduğunu, taşlılık oranının yüksek düzeyde bulunduğunu, insan eliyle mevcut taşların bir kısmının sekileme çalışmalarında değerlendirildiğini, taşınmazın tarla, bağ, bahçe vs. gibi tarımsal girdiyi sağlayacak amaçlı kullanılmasının mümkün olmadığını açıklamıştır. Ayrıca fotoğraflar dosyaya sunulmuştur. İnşaat bilirkişisi ise iş makinesi olan ekskavatör ile temel kazı çalışmasının yapıldığını, üzerine 12 traktör romorkun taş stok edildiğini açıklamıştır. Belirlenen saptamalar Mahkemenin ve tarafların bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastrodan önce iş makinesi ile temel açılması ve inşaatta kullanılmak üzere traktörle taş getirtilerek stoklanması ve keşif tarihinden 3-4 yıl önce taşınmazın bir kısmı üzerine ceviz fidanları ve üzüm omcalarının dikilmesi nedeniyle kadastro çalışmalarında Hazine adına yukarıda yazılan vasıflarıyla tespit ve tescil edilen taşınmazlardan bir kısım yerlerin imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve buna göre iptal ve tescile karar verilip verilemeyeceğinde toplanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak, imar-ihyadan amaç; çalılık, taşlık, bor vs. nitelikli bir taşınmazın emek ve para sarfederek ekonomik amaca uygun kullanılacak hale getirilmesi ve işlemin tamamlandığından itibaren en az 20 yıl süreyle aralıksız çekişmesiz zilyetliğinde bulunması gerekir. Öte yandan Dairenin ve Yargıtay’ın yerleşmiş İçtihatlarına göre taş yığmak, temel açmak, imar-ihya sayılmadığı gibi zilyetlikle kazanma biçiminde yeterli ve yasal neden değildir. Tüm bunlardan ayrı olarak dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre dava konusu yer diğer köy halkının hayvanlarının otlatıldığı boş bir alan olup, ziraatçi bilirkişinin raporu kapsamına göre imar ve ihya’nın tamamlanmadığı ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği tartışmasızdır. Kaldı ki, inşaat bilirkişisinin raporunda belirtildiği üzere iş makinesi kullanılarak açılan temelin hiçbir zaman imar ve ihya sayılmayacağı yerleşmiş içtihatlar gereğidir. Ziraat mühendisinin raporu ekinde fotoğraflar da bu durumu doğrulamaktadır. Hal böyle olunca, uzman bilirkişi olan ziraatçinin raporu kapsamına ve rapor ekindeki fotoğraflara ayrıca yerel bilirkişilerin beyanlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken taktiri delil niteliğindeki davacının tanıklarının açıklamalarına üstünlük tanınarak kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.