3. Ceza Dairesi 2021/2058 E. , 2023/5772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Ret, Kısmi Onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a ait 34 (-) (----) ve 34 (---) (--), katılan ...'a ait 34 (--) (----), müşteki ...'a ait 34 (--) (----), ma
**3. Ceza Dairesi 2021/2058 E. , 2023/5772 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Nitelikli mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Ret, Kısmi Onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a ait 34 (-) (----) ve 34 (---) (--), katılan ...'a ait 34 (--) (----), müşteki ...'a ait 34 (--) (----), mağdurlar ..., ... ve ...'a ait 34 (--) (---), mağdur ...'ye ait 34 (--) (----) plaka sayılı araçlara karşı nitelikli mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 299'uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza miktarı itibariyle yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.... 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2019 tarihli ve 2017/229 Esas, 2019/258 sayılı Kararı İle Sanık ... Hakkında; 1.Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220'nci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 314'üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220'nci maddesinin altıncı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 2.Dört kez yakarak mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca dört kez 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, Sanıklar ... ve ... Hakkında; 1.Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin altıncı fıkraları delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220'nci maddesinin altıncı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 2.Dört kez yakarak mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı dört kez 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. B.... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/1593 Esas, 2019/1080 sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanıklar ... ve ... Müdafinin Temyiz İstemi Mahkemece etkin bir tahkikat yürütülmediğine, tevsi-i tahkikat taleplerinin reddedildiğine, müvekkillerin suç üstü yakalanmadığına, dolayısıyla gizli tanık, müşteki beyanlarını alan, yakalama ve gözaltı tedbirini uygulayan tutanak mümziilerinin dinlenmesi gerektiğine, olay yerinde keşif yapılması gerektiğine, dosyada mevcut yüzleri kapalı kişilere ait görüntülerin Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğine, mahkemece ceza tayininde artırım yoluna gidilmesi ve bunu gerekçelendirilememesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, kovuşturma aşamasında dinlenen 2 tanığın da soruşturma aşmasındaki ifadelerinde farklılıklar olduğuna yasal düzenlemelerin tanık beyanının mahkeme huzurunda alınması gerektiğini ortaya koymuşken, tanıklar açısından kovuşturma aşaması beyanlara itibar edilmesinin gerekliliğine, gizli tanık beyanının çelişkilere dayandığına, gizli tanık her ne kadar şahısların, yüzlerinin puşi ile kapatılmasına rağmen (görüntülerdeki şahsıların yüzünün net olarak teşhis edilemeyeceği ortada) net olarak teşhis edebildiğini belirtmişse de, sorular karşısında söz konusu durumu açıklamayınca (nitekim birinin yüzü tümüyle maske ile kapalı) aracı yaktığı sırada yüzlerini açtıklarını belirttiğine, ancak söz konusu video görüntülerde şahısların yüzünü açtığının görülmediğine, aracı ve ne model olduğunu görmediğini belirtmiş ancak şahısların olay yerinden araca binip kaçtıklarını belirttiğine, iddianamede araçlara benzin tarzı bir şeyin döküldüğü tespitine rağmen gizli tanığın sprey tarzı bir malzemeden bahsettiğine, iddianame ve mütalaaya göre sanıklar 4 aracı yaktıktan sonra başka bir sokakta 2 araç yaktıklarına, ancak gizli tanık ifadesine göre şahıslar 4 aracın yakılmasından kısa bir süre sonra yakalandıklarına, video görüntüleri ve olay yeri inceleme tutanağının da çelişkileri gidermeye yeterli her türlü şüpheden ari bir delil olarak değerlendirilemeyeceğine, dosya içerisinde kısım kısım video görüntülerinin parçalar halinde olmasına rağmen bir bütün haline getirilip kurgulandığına, olay yerine gelen şahısların hangi araçla (hangi model,renk,plaka) geldiğine dair bir görüntü veyahut tespit olmamasına rağmen, bu aracın müvekkillerin aracı olduğuun belirtildiğine, görüntülerde farları söndürüldüğü belirtilen ve keşif yaptığı iddia edilen aracın dahi olay yerindeki araç olup olmadığı bilinmemekte ancak varsayımdan hareket edildiğine, olay yerine yaklaşan ve duran araç tespitli değilken bunun müvekkillerin bindiği araç olduğunu iddia etmenin dosyaya "fail yaratma" durumundan başkası olmadığına, görüntülerdeki kişilerin benzin ya da spreyulundurup, yine yanlarında uzun bir çakmak ya da yanıcı madde bulundurduklarına, ama müvekkiller gözaltına alındığında ellerinde ne bir benzin ne bir yanıcı madde kokusu bulunmadığına, yine ne araçta ne de geniş çaplı bir biçimde olay yerinde yapılan incelemelerde ne bahsedilen şekilde uzun bir çakmak, eldiven, maske veyahut suç unsuru bulunmadığına, yine araçlar üzerinde yapılan incelemelerde müvekkillere ait bir DNA dahi bulunamadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, delillerin yeterli olmadığına ve sair hususlara, B.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Dosyada talep ettikleri tevsii tahkikat taleplerinin reddedildiğine, tutanak mümziilerinin dinlenmesi, olay yerinde keşif yapılması, dosyada mevcut görüntülerin bağımsız bir kuruma, adli tıp kurumuna gönderilerek rapor alınması (+/- derece değerlendirmesi yapılmak üzere) taleplerinin reddedildiğine, müvekkilin aşama beyanlarının tutarlı olduğuna, müştekilerin tümü araçları yakan şahısları görmediklerini, "yüzleri maskeli üç şahsın aracı yakıp gittiği" şeklinde haberdar edildiklerini belirttiklerine, kovuşturma aşamasında dinlenen 2 tanığın da soruşturma aşmasındaki ifadelerinde farklılıklar olduğuna yasal düzenlemelerin tanık beyanının mahkeme huzurunda alınması gerektiğini ortaya koymuşken, tanıklar açısından kovuşturma aşaması beyanlara itibar edilmesinin gerekliliğine, gizli tanık beyanının çelişkilere dayandığına, gizli tanık her ne kadar şahısların, yüzlerinin puşi ile kapatılmasına rağmen (görüntülerdeki şahsıların yüzünün net olarak teşhis edilemeyeceği ortada) net olarak teşhis edebildiğini belirtmişse de, sorular karşısında söz konusu durumu açıklamayınca (nitekim birinin yüzü tümüyle maske ile kapalı) aracı yaktığı sırada yüzlerini açtıklarını belirttiğine, ancak söz konusu video görüntülerde şahısların yüzünü açtığının görülmediğine, gizli tanığın sanıklardan birini tombul olarak tariflediğine, bu tombul şahsın araç yakma esnasında yere düştüğünü belirttiğine, ifadenin devamında bunun, 1 numaralı şahıs yani müvekkil Şiyar olduğunu söylediğine, müvekkilin belirtilen zaman diliminde de kilolu olmadığına, bu durumun fotoğraflarla da açık olduğuna, yine tanık ifadenin bir yerinde bu tombul şahsı sprey tarzı yakıcı madde sıkan kişi olarak, bir yerde de ateşle yakan şahıs olarak belirttiğine, yine tombul şahsın ayağında beyaz ayakkabı olduğunu belirtmiş; ancak olay tarihinde müvekkilin ayağındaki ayakkabının beyaz olmadığına, aracı ve ne model olduğunu görmediğini belirtmiş ancak şahısların olay yerinden araca binip kaçtıklarını belirttiğine, iddianamede araçlara benzin tarzı bir şeyin döküldüğü tespitine rağmen gizli tanığın sprey tarzı bir malzemeden bahsettiğine, iddianame ve mütalaaya göre sanıklar 4 aracı yaktıktan sonra başka bir sokakta 2 araç yaktıklarına, ancak gizli tanık ifadesine göre şahıslar 4 aracın yakılmasından kısa bir süre sonra yakalandıklarına, video görüntüleri parçalar halinde olmasına rağmen bir bütün haline getirilip kurgulandığına, olay yerine gelen şahısların hangi araçla (hangi model,renk,plaka) geldiğine dair bir görüntü veyahut tespit olmamasına rağmen, bu aracın müvekkillerin aracı olduğunun belirtildiğine, görüntülerde farları söndürüldüğü belirtilen ve keşif yaptığı iddia edilen aracın dahi olay yerindeki araç olup olmadığı bilinmemekte ancak varsayımdan hareket edildiğine, olay yerine yaklaşan ve duran araç tespitli değilken bunun müvekkillerin bindiği araç olduğunu iddia etmenin dosyaya "fail yaratma" durumundan başkası olmadığına, görüntülerdeki kişilerin benzin ya da spreyulundurup, yine yanlarında uzun bir çakmak ya da yanıcı madde bulundurduklarına, ama müvekkiller gözaltına alındığında ellerinde ne bir benzin ne bir yanıcı madde kokusu bulunmadığına, yine ne araçta ne de geniş çaplı bir biçimde olay yerinde yapılan incelemelerde ne bahsedilen şekilde uzun bir çakmak, eldiven, maske veyahut suç unsuru bulunmadığına, yine araçlar üzerinde yapılan incelemelerde müvekkillere ait bir DNA dahi bulunamadığına, müvekkilin diğer arkadaşları ile iletişiminin aleyhe olarak değerlendirildiğine ancak müvekkilin arkadaşı ile konuşmasının nasıl bir sakınca doğurduğunun anlaşılır bir durum olmadığına, müvekkilin çocuk yaştaki soruşturmasının dosyaya delil olarak sunulduğuna, müvekkilin 13 Şubat 2017 yılında "eylem yapacağı" iddiası ile gözaltına alındığına, nezarethanede bulunduğu sırada halay çekip slogan atmakla suçlandığına, son zamanlarda ortada bir delil olmamasına rağmen 15 Şubat, Newroz günleri gibi günlerden önce Kolluk Kuvvetlerinin "şüpheli listesinde yer alan" şahıslar gözaltına alınıp, uzun süre gözaltında tutulma adeti geliştirildiğine, 13 Şubat'taki durumun da tam olarak bu olduğuna, müvekkilin nezarethanede bulunan 35-40 kişi ile sadece halay çektiğinr, propaganda suçunun unsurlarının söz konusu olmadığına, sosyal medya paylaşımlarının ifade özgürlüğü çerçevesinde kaldığına, müvekkilin Facebook paylaşımlarını yaptığı tarihte 13 yaşında olduğuna, müvekkilin telefonunda ... TV yazılıyor olması, gerilla kelimesini yazmış olmasının ya da gerilla şarkılarının dinlemiş olmasının bir delil niteliği görülmesinin ülkenin demokraside geldiği noktayı gösterdiğine, kişiler "insan" olmaları sebebiyle bu ve bunun gibi binlerce kelimeyi araştırıp merak edebileceğine, buradan yola çıkarak bir değerlendirme yapmanın "adil yargılama"nın olmadığını, ön yargı ile hareket edildiğinin açık göstergesi olduğuna ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü [adres satırı maskelendi] [adres satırı maskelendi] 34 (-) (----) plakalı araç ile 34 --- (--) plakalı aracın katılan ...'a, 34 (--) (----) plakalı aracın katılan ...'a, 34 (--) (----) plakalı aracın ise müşteki ...'a ait olduğu, 34 (--) (----) plaka sayılı araç ile 34 (--) (---) plakalı aracın tamirhane sahibi ...'a ait tamirhanenin önünde bulunduğu, ...'un zilyetliğinde oldukları ve 34 (--) (----) plakalı aracın tamir için tamirhaneye bırakıldığı, 34 (--) (---) plakalı aracın Anadol marka 1975 model bir araç olduğu, yapılan araştırmada aracın 1927 doğumlu ... isimli kişiye ait olduğu ve şahsın 2015 yılında vefat ettiğinin anlaşıldığı, mahkememizce şahsın mirasçıları ..., ... ve ...'a duruşma günü ve saatini bildirir tebligat yapıldığı, şahısların duruşmaya gelmedikleri, ancak mahkemeye sundukları 11/02/2019 tarihli dilekçelerle araç yakılması ile alakalı şikayetlerinin bulunmadığını beyan ettikleri, yine 34 (--) (----) plakalı aracın ... isimli kişiye ait olduğu, ...'ye duruşma günü ve saatini bildirir tebligatın çıkartıldığı ancak şahsın duruşmalara iştirak etmediği, tüm bu bilgiler dikkate alındığında 34 (--) (---) plakalı Anadol marka aracın eski model ve atıl vaziyette olduğunun ve tamir için ...'un zilyetliğinde olduğu ve de 34 (-) (----), 34 (---) (--) plakalı araçların tek bir kişiye ait olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla sanıklar ..., ... ve ...'ın 4 ayrı kişiye karşı mala zarar verme suçunu işledikleri kabul edilerek sanıkların eylemlerine uyan 4 kez yakarak mala zarar verme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıklar ..., ... ve ...'ın PKK/KCK terör örgütünün talimatıyla hareket ederek eylem gerçekleştirdikleri ve bu şekilde silahlı terör örgütü üyesi oldukları iddia edilerek kamu davası açılmış ise de; sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna, örgütsel faaliyetlerde süreklilik ve çeşitlilik gösterip, örgüt ile aralarında organik bağ oluşturup silahlı terör örgütü üyesi olduklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli, inandırıcı ve kesin delillerin elde edilemediği, ancak ...'dan ele geçirilen dijital materyallerde "ellerinde silah bulunan terörist, terörist başı ... ve sözde Kürdistan Bayrağı görüntüleri ile PKK/KCK terör örgütü teröristlerini öven içeriğe sahip Kürkçe şarkılar" tespit edildiği, ayrıca PKK/KCK yayını yaptığı bilinen "... TV'nin internet sitesinin ziyaret edildiğinin" tespit edildiği, yine youtube isimli video paylaşım sitesi üzerinden "gerilla" kelimesinin aratıldığı ve "gerilla şarkıları ile belgesellerinin izlendiğine" ilişkin verilere rastlanıldığı, keza "PKK/KCK terör örgütü üyelerinin fotoğraflarının bulunduğu, örgütü öven ifadelerin yer aldığı üç adet döküman" bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca sanık ...'ın kendisine ait facebook hesabından 2011 tarihinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün kırsal alanda faaliyet gösteren örgüt mensubu kişinin yer aldığı video paylaşımı yaptığının tespit edildiği, yine sanık ...'ın ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Atışalanı Polis Merkezi Amirliği nezarethanesinde iken 13/02/2017 günü saat 17.00 sıralarında başka bir soruşturma konusu nedeniyle gözaltına alınan kişilerle birlikte ve yüksek sesle ''biji apo'' şeklinde kürtçe şarkılar söyleyip halay çektikleri ve taşkınlık çıkarttıkları, 15/02/2017 günü saat 22.40 sıralarında ise yine birlikte ''gemi gelir yanaşır, içi dolu çamaşır, bu zindan çocukları, kürdistana yakışır'' şeklinde slogan attıklarının tespit edildiği, sanık ...'ın diğer sanıklar ... ve ...'ın yakın arkadaş oldukları ve kundaklama eylemini birlikte gerçekleştirdikleri hususları ile sanık ... ile ilgili tespitler dikkate alındığında, adı geçen sanıkların örgüt üyesi olmasalar bile en azından örgüte sempati besledikleri kanaatine varıldığı, eylem öncesi PKK terör örgütünün üyelerine ve sempatizanlarına sosyal medya üzerinden içinde kundaklamanın da yer aldığı bir takım eylemlerde bulunma çağrısı yaptığı da gözetildiğinde benzer konudaki Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/02/2019 tarih ve 2018/4064 Esas, 2019/589 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında sanıkların söz konusu kundaklama eylemlerini örgüt adına işledikleri vicdani sonuç ve kanaatine varılmakla, sanıklar ..., ... ve ...'ın eylemlerine uyan TCK'nın 314/3, 220/6, 314/2 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir...." Tespitlerine yer verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Sanıklar Hakkında Nitelikli Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B.Sanıklar Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A.Sanıklar Hakkında Nitelikli Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanıklar Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/1593 Esas, 2019/1080 sayılı Kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde karar verildi.