Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında aktedilen 12.02.2015 tarihli Sigorta Acentelik Sözleşmesi gereğince davalı tarafça tanzim edilen poliçe bedellerini vadesinde müvekkili şirket hesabına ödemesi gerekirken ödemelerin yapılmadığını, vadesi gelen poliçe ödemelerinin yapılması, aksi takdirde acentenin oluşabilecek borçlarının karşılığı olarak diğer davalı tarafından davacı müvekkili şirket lehine verilmiş olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidileceğinin davalılara .... Noterliğinin 04.12.2015 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı ile bildirildiğini, bahsi geçen ihtarın taraftara tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmesi konusunda sonuç alınamaması karşısında alacağın tahsili amacı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalıların takibe karşı soyut bir şekilde borçlarının olmadığını, icra dairesinin yetkisi olmadığını ve ipotek borçlusu davalı ...'in borçlu olmadığı iddiaları ile itiraz ettiklerini, ipotek belgesinin resmi senedinde ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun açıkça belirtildiğini, davalıların yetkiye yönelik itirazlarının hukuki dayanağının bulunmadığını, paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılan ipoteğin resmi senedinde açıkça davalılardan ipotek veren ...'in söz konusu ipoteği davalı tüzel kişinin davacı müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak "müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı" ile verdiğinin net bir şekilde düzenlendiğini ve davalılara ödeme emri ile birlikte tebliğ edildiğini, icra takibine eklenmiş ve dilekçe ekinde de ayrıca sunulan poliçe ve vade tablosuna göre davalı şirketin söz konusu poliçeler nedeni ile müvekkili şirkete takip tarihi itibarı ile 117.017,95 TL borcu olduğunun sabit olduğu hususlarını beyan ederek; davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların kötüniyetli olması ve alacağının da likit olması sebebi ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılardan ... Ltd. Şti. vekili, 05.04.2016 tarihli davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı/k. davalı ile 03.12.2012 tarihinde akdettiği ve 12.02.2015 tarihinde yenilendiği Acentelik Sözleşmeleri çerçevesinde sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili acente ile davacı karşı davalı ... şirketi arasında, kasko ve konut gibi poliçelerin prim bedellerinin, bunların acente tarafından tahsil edilmemiş olmasına bakılmaksızın poliçenin düzenlenmesi ile doğrudan acentenin cari hesabına acentelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak borç kaydedilmesi, Genel olarak aynı nitelikte olmak ve fakat özel olarak 30.04.2015 tarihinde sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak, davalı müvekkili acentenin ve sigorta ettirenlerin izni ve onayı olmaksızın iptal olunan 11 adet poliçede sigortalı bulunan 2.000 kişiye ilişkin Madenci Grup Ferdi Kaza Sigortası poliçelerinin prim borçlarının davalı müvekkili acenteden istenilmesinden kaynaklanan bir ihtilaf bulunduğunu, ilk ihtilaf ile ilgili olarak; müvekkili acentenin, mevcut acentelik sözleşmesi çerçevesinde sahip olduğu tahsilat yetkisi çerçevesinde tahsil etmiş bulunduğu vadesi gelen tüm primleri sigorta şirketine göndermiş bulunduğunu, müvekkili acentenin uhdesinde bulunan ve gönderilmemiş olan bir prim tahsilatının bulunmadığını, poliçelerin prim borçlarının sorumluluğunun sigortalı üzerinde iken ve sigortalının temerrüdü halinde her poliçeye ilişkin genel şart hükümlerine göre (konut ve kasko gibi) temerrüt ihtarı ve poliçenin iptali gibi işlemler yapılması gerekirken, bunların yapılmayarak sigortalının borcunun acente üzerine yansıtıldığını, oysa davalı müvekkili acentenin, sigortalılar tarafından ödenmeyen prim borçlarına ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı müvekkili acente tarafından tahsil edilerek sigorta şirketine gönderilen primlerin poliçe bazında cari hesaba kaydedilmesi gerekmesine karşın, bu primlerin tamamen sigorta şirketinin keyfiyeti çerçevesinde seçilen poliçelere dağıtılarak hesaba kaydedildiğini, muhtemelen sigorta şirketinin bu nedenle sistemindeki bilgilere güvenemediğinden prim borcu gözüken poliçelerin iptal işlemlerini yapmadığını, Acentelik Yönetmeliği 'nin 18. maddesinde yer alan hükme göre acente ve sigorta şirketleri arasındaki hesap kayıtlarının tek düzen hesap planına uygun tutulmasının ve hesap mutabakatlarının poliçe bazında yapılmasının gerekli bulunduğunu, hangi poliçe için ne miktar prim tahsilatı yapıldığının görülemediği bir hesap şeklinin mevzuata aykırı olması yanında bu türden hesap tutulmasının huzurdaki davada olduğu gibi poliçe bedellerinin doğrudan acentenin hesabına borç yazılması gibi sigorta şirketlerinin tek taraflı, hukuksuz ve iyiniyetten uzak uygulamalarının ortaya çıkmasına sebep olduğunu, davacı karşı davalı ... şirketinin tüm bu hükümlere aykırı hareket ettiği ve davalı müvekkili acente ile poliçe bazlı hesap mutabakatı yapmaya yanaşmadığını, mevzuata uygun olmayan bu uygulamaya rağmen davacı karşı davalı ... şirketinin sisteminde 2014 sonu itibarıyla davalı müvekkili acentenin herhangi bir borcu olmadığının görülebildiğini, müvekkili acente tarafından veya doğrudan sigorta şirketinin yetkilileri tarafından acentenin portföyü üzerinden herhangi bir poliçe düzenlendiğinde, ilgili prim borcunun doğrudan acentenin cari hesabına borç kaydedildiğini, prim ödeme borcunun sigorta ettirene ait olmasına karşın davalı müvekkili acentenin sigorta ettirenin müşterek ve müteselsil kefıliymiş gibi prim tutarının anında acentenin hesabına kaydedildiğini, taraflar arasındaki ikinci ihtilafla ilgili olarak 06.02.2015 tarih ve 29259 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanmış olan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Hakkında Kararın "Mevcut Poliçeler" başlıklı Geçici 1. maddesi hükmünün 2. fıkrasına göre mevcut Maden Ferdi Kaza Sigortası poliçelerinin iptal edilebilmesi için öncelikle sigorta ettirenin bu konuda talebinin olmasının gerektiği ve sonrasında da bu poliçenin yerine ilgili kararda belirtilen yeni poliçenin tanzim edilmiş olmasının gerekli bulunduğunu, bahsi geçen hükmün bu ifadesine karşın davacı karşı davalı tarafından, ilgili kararın sigorta şirketi yöneticileri için çok ağır sorumluluklar getirdiği bahanesi ile davalı müvekkili acenteden artık yeni poliçe düzenlememesinin istenildiğini, oysa bahsi geçen madenci ferdi kaza sigortası poliçelerinin zorunlu sigortalardan olması nedeniyle hiçbir sigorta şirketinin bu poliçeleri düzenlemekten kaçınmak gibi bir hakkının bulunmadığını bu sebeplerle haksız ve mesnetsiz davacı taleplerinin reddinin gerektiğini, karşı davaya ilişkin olarak; davacı ... şirketinin yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı uygulama nedeniyle müvekkili acentenin gerek 2015 yılında yenilenmeyen ve gerekse de iptal edilen poliçelere ilişkin bu müşteri çevresini kaybetmiş olduğu ve ayrıca mevcut acentelik sözleşmesinin müvekkili acentenin hazine müsteşarlığı 'na yazmış olduğu yazı nedeniyle haksız şekilde ve/veya hakkın kötüye kullanılması suretiyle fesh edilmiş olduğunu, manevi tazminat alacağı bakımından hukukumuzda tüzel kişilerin de manevi tazminat talep hakları bulunduğunun kabul edilmekte olduğunu, müvekkili acentenin 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin komisyon alacaklarının, sigorta şirketinin tek taraflı ve hukuksuz uygulaması sonucu bazı poliçelerin prim borçlarına mahsup edilerek, müvekkili acenteye ödenmediğini, taraflar arasında yapılan ve işbu dilekçe ekinde sunulan Protokollerin 4. maddesinde de komisyon alacaklarının poliçelerin prim borçlarına mahsup edilemeyeceği hükmünün bulunduğu; bu hükümde bahsedilenin acentenin tahsil ettiği prim borçları olduğu; buna göre acentenin tahsil ettiği yani acente uhdesinde bulunan prim borçları için dahi komisyon alacaklarının mahsubu mümkün değilken, Davacı/K. Davalı ... şirketinin tahsil edilmeyen primleri için acentenin komisyon alacaklarının mahsup ettiğini beyan ederek; karşı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki portföy tazminatının, fazlaya İlişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki müspet zararın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tutarındaki komisyon alacaklarının ve 50.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın, portföy tazminatı talepleri bakımından dava tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt avans faizi, müspet zarar talebi bakımından sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt avans faizi, komisyon alacakları talebi bakımından vadelerinden itibaren işletilecek ticari temerrüt avans faizi ve manevi tazminat talebi bakımından dava tarihinden itibaren işletilecek yasal temerrüt faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.