Başvuru, kaçakçılık suçuna iştirak edildiğinden bahisle vergi ziyaı cezası kesilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; kaçakçılık suçuna iştirak edildiğinden bahisle vergi ziyaı cezası kesilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu, resmî kayıtlarda Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğünden alınmış vergi kimlik numarasıyla potansiyel mükellefler grubunda yer alan bir vergi mükellefidir. Başvurucu ayrıca vergi inceleme sürecinde Vergi İdaresince hazırlanan vergi inceleme raporuna istinaden hakkında vergi ziyaı cezası tesis edilen Ö. Elektronik A.Ş.nin faaliyette bulunduğu Büyükçekmece/İstanbul adresi ve S. Elektronik A.Ş.nin Kıraç-Beylikdüzü/İstanbul adresinde yer alan taşınmazların malikidir. Başvurucu ile söz konusu şirketin bir kısım ortakları arasında yakın akrabalık bağları bulunmaktadır. Yine mezkûr raporda yer verilen tespitlere göre kendisi; gayriresmî olarak Ö. Elektronik A.Ş.nin yöneticisi konumunda bulunup vergi kaçırdığı ileri sürülen bir organizasyonu kurup bizatihi yönetmekte ve diğer paravan mükellefler ile Ö. ElektronikA.Ş.nin kanuni temsilcilerini vergi kaçakçılığı suçuna azmettirmektedir.B. Vergi İncelemesi Süreci Vergi İdaresince başvurucunun yönetmekte olduğu iddia edilen mezkûr organizasyonun 2002, 2003 ve 2004 yıllarındaki faaliyetlerini, organizasyonun yapısını, işleyişini ve ekonomik boyutlarını ortaya koyan 28/7/2006 tarihli vergi tekniği raporu ve 28/7/2006 tarihli vergi inceleme raporları düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında ayrıca 6/2/2007 tarihli vergi inceleme raporuna istinaden 2003 yılı için 803 TL tutarında vergi aslına bağlı olmayan iştirak cezası kesilmiştir. Başvurucunun da dâhil olduğu aynı organizasyonun parçası olduğu iddia edilen diğer mükellefler hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen mezkûr raporlarda:i. Ö. Elektronik A.Ş.nin S. marka ürünlerini özellikle belli ölçeğin üzerindeki marketlere nihai olarak fiilî mal satışını gerçekleştirdiği fakat şirketin bu marketlere yaptığı satışın belgesini doğrudan marketlere düzenlemek yerine bir organizasyon kurarak birkaç mükellef üzerinden fiktif satışlar göstermek suretiyle gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.ii. S. marka ürünlerin ithalat, üretim ve satış aşamalarında yer alan mükelleflerin tamamına yakınının Ö. Elektronik A.Ş. ile aynı adreste faaliyette bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdikleri belirtilmiştir.iii. İşe başladıktan sonra yapılan ilk yoklamanın ardından bilinen adreslerinde bulunmadıkları, bu sebeple defter belge ibraz yazılarının tebliğ edilemediği vurgulanmıştır.iv. Organizasyona dâhil olan mükelleflerin çoğunun elektronik eşya ticareti ile uğraştıkları dönemde sigortalı işçi olarak başka işyerlerinde çalıştıkları, buna rağmen trilyonlarca liralık satış hasılatlarının bulunduğu gerçeğine dikkat çekilmiştir.v. Büyük marketlere yapılan satışlarda market yetkililerinin son satıcı olarak satışı yapan A.U. ve K.yı tanımayıp Ö. Elektronik A.Ş. yetkililerini tanıdıkları ve alışları Ö. Elektronik A.Ş.den yaptıklarını beyan ettikleri hususuna değinilmiştir.vi. Organizasyona dâhil tüm satıcıların banka hesaplarının Denizbank Şirinevler Şubesinde olduğu ve mal bedellerinin son satıcılar hesabına yatırılmış gibi gösterilmekle birlikte yatan paraların birkaç saniye içinde Ö. Elektronik A.Ş. hesabına geçirildiği ve tüm paraların Ö. Elektronik A.Ş hesabında toplandığına işaret edilmiştir.vii. Ö. Elektronik A.Ş. tarafından ithal edilen veya üretimi yapılan elektronik eşyaların aslında Ö. Elektronik A.Ş. tarafından büyük marketlere satışının yapıldığı, aradaki satıcı mükelleflerin paravan olarak kullanıldığı, Ö. Elektronik A.Ş. tarafından düzenlenen tüm belgeler ile paravan mükelleflerin Ö. Elektronik A.Ş.ye düzenlediği tüm belgelerin sahte belge niteliğinde olduğu, görünürdeki kayıtların aksine bu satışlarla ilgili tüm hasılat ve kazancın gerçekte Ö. Elektronik A.Ş. tarafından elde edildiği hususları ortaya konulmuştur.viii. Tüm bu tespitlerin ithalat, üretim ve son satış safhası ile ilgili olarak bir organizasyonun varlığını ortaya koyduğu kabul edilmiştir.ix. Başvurucu Mehmet Karabaşoğlu ile ilgili olarak da ayrıca kendisinin gayriresmî olarak Ö. Elektronik A.Ş.nin başında tüm organizasyonu kurup yönettiği, diğer paravan mükellefleri ve Ö. Elektronik A.Ş.nin kanuni temsilcilerini vergi kaçakçılığı suçuna azmettirdiği sonucuna varılmıştır.Vergi İdaresi tarafından vergi inceleme raporlarındaki öneriler doğrultusunda Ö. Elektronik A.Ş.ye cezalı vergi tarhiyatı yapılmış, başvurucuya ise -rapor kapsamında tespit edilen organizasyon şemasında diğerleri kategorisine dâhil edilerek- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ve maddelerine göre 803 TL (eski TL ile) tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Ceza Soruşturması Süreci Başvurucu hakkında Ö. Elektronik A.Ş.nin yapmış olduğu ticari faaliyet esnasında vergi kaçırmak maksadıyla sahte belge kullanılması organizasyonuna dâhil olduğu ve bu suç sayılan fiilleri azmettirdiği gerekçesiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılmıştır. Başsavcılık 13/8/2007 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun şirketin kuruluşundan bu yana herhangi bir kademesinde görev almadığına vurgu yapılmıştır. Başvurucunun şirket yönetimindeki kişilere isnat edilen suçu işlemeleri yönünde tavsiye veya telkinde bulunduğu ya da bu suçu azmettirdiği hususunda somut bir delilin elde edilemediği kabul edilmiştir. Bu karara yapılan itiraz, Eyüp Ağır Ceza Mahkemesinin 17/9/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İdari Yargı Süreci Başvurucu, vergi ziyaı cezası kesilmesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle İstanbul Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; ortada bahsedildiği gibi bir organizasyonun olmadığı, olsa bile organizasyonu kurma, yönetme, teşvik etme gibi fiillerin bulunmadığı, herhangi bir menfaat elde edilmediği, inceleme raporunda somut tespitlerin bulunmadığı gerekçesiyle başvurucuya kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.Mahkeme, başvurucu hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara atıf yaparak 23/3/2018 tarihinde davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.Danıştay Dördüncü Dairesi (Daire) 29/3/2010 tarihinde temyiz edilen hükmün bozulmasına karar vermiştir. Daire, iştirak nedeniyle ceza kesilebilmesi için öncelikle asıl mükellefle ilgili olarak vergi ziyaı cezasına neden olunduğunun ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir. Daireye göre bu sebeple iştirak suretiyle vergi ziyaı cezası kesilmesine ilişkin kanun maddelerinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığının somut biçimde tespit edilmesi gerekir. Daire sonuç olarak yalnızca kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın esas alınarak hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Bozma kararına uyan Mahkeme 23/12/2011 tarihinde davanın kısmen kabulü ile başvurucuya kesilen vergi ziyaı cezasının şirket hakkında yapılan cezalı tarhiyatların yargı kararlarıyla hukuka uygun görülmeyen kısmına isabet eden tutarın kaldırılmasına karar vermiştir. Temyiz edilen karar Dairenin 26/5/2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise yine Dairenin 30/6/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.Nihai karar, başvurucuya 27/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 213 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır." 213 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez." 213 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.Vergi İncelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır." 213 sayılı Kanun'un maddesinin (a) fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;....Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..."213 sayılı Kanun'un maddesinin birinci cümlesi şöyledir: "359 uncu maddede yazılı suçların işlenişine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanununun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir. "B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin ikinci paragrafında öngörülen mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural kapsamında değerlendirilmektedir. Mahkemeye göre bu paragrafta yer alan kural, taraf devletlere vergi koyma ve vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli gördüğü kanunları çıkarma konusunda açık bir yetki tanımaktadır (Gasus Dosier-und FördertechnikGmbH/Hollanda, B. No: 15375/89, 23/2/1995, § 59). AİHM, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin öncelikle yeterince ulaşılabilir ve belirli bir hukuka dayalı olması gerektiğini belirtmektedir (Lithgow ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9006/.., 8/7/1986, § 110). AİHM içtihatlarına göre vergilerin konulması ve ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması şeklindeki bir müdahale, kamunun yararı ile bireyin temel haklarının korunmasının gereklilikleri arasındaki adil dengeyi sağlamalıdır. AİHM, üçüncü kural için de geçerli olan ve Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin yapısında yer alan bu dengenin sağlanması için müdahalede kullanılan araçlar ile takip edilen meşru amaç arasında makul bir ölçülülük ilişkisi bulunması gerektiğini ifade etmektedir. AİHM, vergilendirme alanında makul bir temelden uzaklaşılmamak kaydıyla taraf devletlerin geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Gasus Dosier-und FördertechnikGmbH/Hollanda, § 60, 62; Azienda Agricola Silverfunghi S.A.S. ve diğerleri/İtalya, B. No: 48357/07, 24/6/2014, §§ 102, 103; The National&Provincial Bulding Society, The Leeds Permanent Building Society ve The Yorkshire Building Society/Birleşik Krallık, B. No: 21319/.., 23/10/1997, § 80).