11. Ceza Dairesi 2024/6405 E. , 2025/1971 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/484 E., 2020/319 K. KATILANLAR : Onur Nalbantoğlu, Hasan Demirel SUÇLAR : Bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmas…
**11. Ceza Dairesi 2024/6405 E. , 2025/1971 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/484 E., 2020/319 K. KATILANLAR : Onur Nalbantoğlu, Hasan Demirel SUÇLAR : Bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2016/484 Esas, 2020/319 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 156/1 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminde göre çektirilmesine, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 209/1 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminde göre çektirilmesine; sanık Ahmet Murat Canöz hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 156/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca neticeten erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 209/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca neticeten erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 21.01.2021 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2024 tarihli ve 2022/9839 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116300 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116300 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 29/12/2020 tarihli ve 2020/10983 esas, 2020/13030 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın kendisine ait .... Oto Kiralama isimli işyerinden araç kiralayan katılandan tarih ve miktar kısmı boş olan teminat senedi aldığı, sonrasında gerekli ödeme ve iadenin yapılması nedeniyle taraflar arasında herhangi bir alacak veya borç kalmamasına rağmen sanığın, söz konusu senedi gelebilecek olan trafik cezaları için kendisinde tuttuğunu söyleyerek iade etmeyip, 30.000 TL bedelli olarak doldurmak suretiyle katılan aleyhine icra takibi başlattığı şeklinde iddia olunan eyleminin, suça konu senedin imzalı ve boş olarak verilmesi, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurulduğunun iddia edilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmemiş olması karşısında, TCK'nun 209/1.madde sinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu kapsamında kaldığı dikkate alınarak,...Bozmayı gerektirmiş... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müşteki ile sanık Ahmet Murat arasında araç kira sözleşmesi düzenlendiği, bununla birlikte sözleşme ekinde müşteki tarafından teminat olarak hazırlanan açık senet imzalanarak sanığa teslim edildiği, ayrıca araç kira bedelinin de peşin olarak ödendiği ve araç sanığa teslim edilmesine karşın senedin müştekiye iade edilmeyerek alacaklısının sanık ... ve borç miktarının 20.000,00 Türk lirası olacak şeklinde düzenlenerek müşteki aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla, suça konu senedin imzalı ve boş olarak verilmesi, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurulduğunun iddia edilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmemiş olması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı diğer sanığa veren sanık Ahmet Murat Canöz'ün eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliği taşıdığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 156. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bedelsiz senedi kullanma ve aynı Kanun'un 209. maddesinin birinci fıkrası uyarınca açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Ağır ceza mahkemesinin görevi" başlıklı 12. maddesinde; "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan...nitelikli dolandırıcılık (m. 158)...kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır." hükümleri yer almaktadır. 2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun 158/1-d. maddesinin; "Dolandırıcılık suçunun, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 3. İncelenen dava dosyası içeriğine göre; katılanların, sanık Ahmet Murat Canöz tarafından işletilen Karadeniz Rent a Car isimli işyerinden araç kiraladıkları sırada araç kiralama sözleşmesi ekinde bulunan ve teminat olarak hazırlanan boş senedi imzalayarak sanığa verdiklerinin, araç süresinde iade edilmesine ve kiralama ilişkisinden kaynaklanan borçlar ödenmesine rağmen, sanığın suça konu senedi iade etmeyerek diğer sanık ...'e verdiğinin, senedin bu sanık tarafından doldurularak katılanlar aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı diğer sanığa veren sanık Ahmet Murat Canöz'ün eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliği taşıdığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 209/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 204/1. maddesindeki "resmi belgede sahtecilik" ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d. maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanıkların "bedelsiz senedi kullanma" ve "açığa imzanın kötüye kullanılması" suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetlerine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2016/484 Esas, 2020/319 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, aleyhe sonuç doğurmamak üzere, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.