Başvuru, başvurucunun bir gazetede yayımlanan köşe yazısında kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun bir gazetede yayımlanan köşe yazısında kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu otuz yıllık gazeteci olup olayların meydana geldiği tarihte Yeni Akit gazetesinde (gazete) günlük köşe yazıları yazmaktadır. 17-25 Aralık soruşturmaları (anılan soruşturmaya ilişkin bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 30) sonunda verilen takipsizlik kararının kamuoyu tarafından tartışıldığı bir ortamda NTV adlı televizyon kanalında programcı olan S.K.Y. kendisine ait Twitter hesabından 17-25 Aralık soruşturmasına takipsizlik kararı veren savcı hakkında "Bu adamı asla unutmayın. "ifadelerini kullanarak bir paylaşım yapmıştır. 2/1/2015 tarihinde ise başvurucu, gazetenin 2/1/2015 tarihli nüshasında ve internet sitesinde "Medyamızın Yeni Kahramanı Hortumcu Ç'nin İşçisi S.!" başlıklı köşe yazısı yayımlamıştır. İlgili köşe yazısı şöyledir:"Twitter’ın kahraman yaptığı bir 'konu mankeni' daha karşımızda..Zaman gazetesi birinci sayfasında.Samanyoluhaber ana haberinde..Diğer televizyonlar, 'Gazeteci S. aşağı.. Gazeteci S. yukarı' diye onlarca haber..Neymiş?Gazeteci S., bir tivit atmış. Tivit gerekçesi ile gözaltına alınmış, çocuğunun çizgi film seyrettiği tabletten tutun, cep telefonuna kadar her şeyine el konulmuş!'Çocuk' dedi diye, ayağında patik olmayan çıplak ayakla dolaşan bir çocuk sanmayın..Kendisine özel, 'yatılı oyun ablası' tutulan, şanslı bir çocuk o!Dolayısı ile, 'tablet', 'çizgi film' vesair, anlarsınız ya..İşin sosu..Berkin Elvan gibi, 'Fırına ekmek almaya gidiyordu' diyecek de.Çocuk 4 yaşında..Medyamızın kahramanlaştırdığı S. ablanın attığı tivitin içeriğine bir bakalım..'Bu adamı asla unutmayın 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik kararı veren savcı ...'Aslında takipsizlik kararını veren, S.'in tivitine yazdığı savcı değil ama..O kadarcık hatayı geçelim..S. ablamızın, 'yolsuzluk hassasiyeti'ni ayağa kalkarak alkışlayalım! Ama şeytan bu, ne yaparsınız...S. ablanın makyajı.. Lüks giyim kuşamı.. Röportaj verdiği evinde arka planda görünen 'aristokratların evlerini aratmayan lüks eşyalar', benim kafamı karıştırıyor...'Kim bu S. abla' diyorum..Ve yanılmıyorum..Son ayların, klasik bir 'tiplemesi' ile karşı karşıya olduğumuzu görüyorum..Kimmiş, S. abla?..17 Aralık’a verilen takipsizliğe itiraz ediyor ama..Kendisi; yolsuzluğun kralını, 2 katrilyon lirayı hazineden hortumlayıp kasasına aktararak gerçekleştiren Ç.'nin, NTV’sinde program yapan bir bayan..Ç. hazineyi soyuyor.Bu hanım abla da, E. Ç.'nin de haftalık programa çıktığı NTV’de, farklı programlarla, halkın dikkatini, o aylarda soygunlardan başka yerlere çekiyor.O dönem çalıştığı NTV’nin patronu Ç.'nin hortumuna, tek bir itirazda bulunmuyor..Verilen takipsizlikleri.. Verilen görevsizlik kararlarını.. Verilen yetkisizlik kararlarını.. O zaman tivit yoktu ama.. Televizyonda, gazetelerde, internet sitelerinde iki cümle ile eleştirmiyor..Kafa yapısını ispatlıyor. 'Benim derdim yolsuzluk değil, karşı çıktığım; yöneticilerin dindarlığı' diyor..Hayatı lüks içinde geçen insanların, 'yolsuzluk edebiyatı' yapmaları, bana hep 'He he.. Anlat heyecanlı oluyor' tepkisi verdirir..S. ablanın lüks ev eşyalarını da görünce..'Nerden geliyor acaba, bu değirmenin suyu' diye düşündüm..Eşi, Sabancı’da uzun yıllar, insan kaynaklarında üst yönetici olarak çalışmış. Nihayetinde maaşlı bir eleman.. Kendisi de öyle..Ayrıca, şu şirketi kurmuş, olmamış, tasfiye etmiş. Bu şirketi kurmuş, çekler ödenmemiş, tasfiye etmiş. Diğerini kurmuş..Uzatmayalım..Ticari hayatında, hani denir ya.. 'İki koyunu güdemeyen' diye..Öye bir gazeteci S. abla da..Ama, başsavcıya akıl veriyor. 'Nasıl takipsizlik kararı verirsin' diye, hesap sormaya kalkıyor.. Başsavcı deseydi ki, 'Ne bu şirketler? Birini açmışsın, diğerini kapatmışsın.. İyi hatırlattın.. Niye kapattın bu şirketleri?'S. ablanın ailecek yaptığı şu 'tatil yazısı'nı okumasaydım.. Emin olun, her şeye rağmen, yine de hiç itiraz etmeyecektim, S. ablaya..Buyrun, eşinin kaleminden, Sahil Güvenlik Dergisi’ndeki, üç aylık Yunan adaları tatili ile ilgili anlatımı okuyun, siz karar verin, 'bunların yolsuzluk edebiyatı yapmaya ne hakları olabilir?''Adanın merkezindeki şık butikler, göz alıcı kuyumcular (ki benim favorim Thanos), neşeli dondurmacılar ve kafeler harika şekilde zaman geçirmenizi sağlıyor. Sokağın iki yanına masaları atmış, aile işletmesi Pantelis Restoran’da defalarca yemek yedik ve her seferinde çok memnun kaldık. Biraz daha içeride bulunan Tırhandil (Tpexanthpi)Taverna ise küçük masalarında, hiç ummadığınız kadar büyük ziyafet çekebileceğiniz harika bir başka mekan. Özellikle ahtapot ve karideslerini mutlaka deneyin derim. St.John Manastırı’na karşı bir akşam yemeği için ise sahile paralel, altında bir İtalyan restoranı bulunan, ikinci kattaki Tzibaepi Taverna’yı tercih edebilirsiniz. Henüz gitmediğimiz ama namını epey duyduğumuz bir başka restoran ise Benetos. Romantik, nezih atmosferi ve Akdeniz mutfağı ile beğeni toplayan ancak yüksek fiyatları nedeniyle biraz da şikayet edilen bir adres. Yine de sanırım denemeye değer... Gezdiğimiz diğer Yunan adalarına gelince, eh, onlar da artık bir başka sefere...'S. abla da, şöyle yorumluyor bu tatili: 'Fındık kabuğunun hallicesi teknemiz Mayıs ile (32 feet Jenaue) 3 ay sürecek mavi yolculuğumuza Temmuz başında İstanbul Fenerbahçe Marina’dan çıkış yaparak başladık.'Gerisini okumaya gerek yok..Ben yıllardır gazetecilik yapıyorum...Londra doğumlu S. abla ve içinde olduğu aristokrat zümrenin bir seferinde yaptığı üç aylık tatili, Tayyip Erdoğan’ın 12 yıllık Başbakanlığı döneminde, toplam olarak yapmadığının garantisini verebilirim..Gerisi hikayedir. Palavradır, yalandır, iftiradır..Bir seferinde üç aylık tatil yapan aristokratlar, 12 yıldır 365 gün, günün 18 saati çalışan Başbakan’a bir suçlama yapıyorlarsa.. (Fiilen yaptığı toplam tatili, olsun olsun bir ayı geçmez!).Alacakları cevap şudur: 'Hadi ordan.. Hadi ordan!' Başvurucu hakkında, yazmış olduğu köşe yazısıyla müşteki S.K.Y.ye karşı hakaret ve iftira suçlarını işlediği iddiasıyla Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme başvurucunun iftira suçundan beraatine, hakaret suçundan ise 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. İlgili karar hakaret suçu yönünden kesin karar olup başvuru yolu bulunmamaktadır. Mahkeme; kararın gerekçesinde ifade ve basın özgürlükleri ile alakalı olarak sırasıyla doktrin görüşüne, Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına yer vermiş ve neticesinde "Konu mankeni, iki katrilyonlirayı hazineden hortumlayıp kasasına aktararak gerçekleştiren Ç.'in NTV'sinde program yapan bayan, iki koyunu güdemeyen...gerisi hikayedir, palavradır, yalandır, iftiradır." ifadelerinin eleştiri sınırlarını aşıp hakaret unsurları içerdiğini belirtmiştir. Mahkemeye göre köşe yazısındaki bu ibareler eleştirinin yapılışında gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmeler olarak kabul edilmiştir. Mahkeme ayrıca köşe yazısındaki bu ifadelerin içerik ile uygun düşmediğine, tahrik edici olduğuna, kuşku doğuracağına ve okuyucuyu husumete düşüreceğine dikkat çekmiştir. Başvurucu, kararı 6/4/2017 tarihinde öğrenmiş ve aynı tarihte bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 6/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur...."B. Uluslararası Hukuk İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifade ve basın özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasındaki ilişkiyle ilgili uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Haci Boğatekin (B. No: 2014/18101, 26/10/2017, §§ 16-20) başvurusuna ilişkin karar.