TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ENVER ERARSLAN VE İSMAİL CEYLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/10601) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucular : 1. Enver ERARSLAN 2. İsmail CEYLAN Başvurucular Vekili : Av. Devran GÜMÜŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye ala
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ENVER ERARSLAN VE İSMAİL CEYLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/10601) Karar Tarihi: 25/2/2021 Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucular : 1. Enver ERARSLAN 2. İsmail CEYLAN Başvurucular Vekili : Av. Devran GÜMÜŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan dava nın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıyla reddedi lmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvurular 9/4/2018 tarihinde yapılmıştır.3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ö n incelemesinde n sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Böl üm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. 2018/10806 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilî irtiba t nedeniyle 2018/10601 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, ince lemenin 2018/10601 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanın kapatılmasına k arar verilmiştir. 6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 3III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili ola ylar özetle şöyledir: 9. Başvurucular; Başkent Ulaşım Doğalgaz Hizmetleri Proje Taahhü t San. Tic. A.Ş.den (BUGSAŞ) 19/2/1998 tarihinde emekli olmuş, 27/7/2016 ta rihine kadar aynı Şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam etmiştir. 10. Başvurucular, BUGSAŞ'taki görevlerinin sona ermesinden sonra belediyelerde çalışan personelin işçi vasfında olması nedeniyle 4/7/1956 tari hli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağının ödenmesi amacıyla BUGSAŞ aleyhine 23/11/2016 tarihin de ayrı ayrı dava açmıştır. 11. Ankara 34. İş Mahkemesi (Mahkeme) 14/9/2017 tarihli kararlar la başvurucuların davalarının kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararlarda, BUGSAŞ'ı n yarısından fazlasına Ankara Büyükşehir Belediyesine ait Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğünün sahip olduğu belirtilmiştir. Maliye B akanlığının BUGSAŞ'ın sermayesinin yarısından fazlasına Ankara Büyükşehir Belediyesin e ait teşekküllerin sahip olması nedeniyle BUGSAŞ'ın 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğu gerekçesiyle işçi olarak çalışanlarına ilave tediye ödenmesi gerektiği görüşünde olduğu ifade edildikten sonra başvurucuların anılan alacağa hak kazandıkları sonucuna varılmı ştır. 12. Davalı BUGSAŞ, kararları istinaf etmiştir. Ankara Bölge Adli ye Mahkemesi (Ankara BAM) 7. Hukuk Dairesi 7/2/2018 tarihli kararlarıyla ist inaf istemini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesi kararlarını ortadan kaldırarak davaların r eddine kesin olarak karar vermiştir. Kararların gerekçesinde, Yargıtay 22. Hukuk Dairesin in emsal kararlarına göre muvazaalı alt işverenlik ilişkileri kapsamı dışında, belediye ş irketlerinde çalışanların ilave tediye hakkı bulunmadığı belirtilmiş ve belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı ifade edilmiştir. 13. Nihai kararlar başvuruculara 9/3/2018 tarihinde tebliğ edilm iştir. Başvurucular 9/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk 1. Kanun Hükümleri14. 6772 sayılı Kanun un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yar ısından fazlas ı Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 say ılı kanunlar ın şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve di ğer bilcümle kurum, banka, ortakl ık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çal ışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre i şçi vasf ında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her y ıl için birer ayl ık istihkaklar ı tutar ında ilave tediye yap ılır.'' Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 415. 6772 sayılı Kanun un 2. maddesi şu şekildedir: "Birinci maddede sözü geçen i şçilerden maden i şletmelerinin munhas ıran yeralt ı işlerinde çal ışanlar ına bu işlerde çal ıştıklar ı müddetle mütenasip olarak her y ıl için ayr ıca birer ayl ık istihkaklar ı tutar ında bir ilave tediye daha yap ılır.'' 16. 6772 sayılı Kanun un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Birinci ve ikinci maddelerde yaz ılı olan işçilere mezkür maddeler gere ğince yap ılan tediyelerden ayr ı olarak her y ıl için bir ayl ık istihkaklar ı tutar ını geçmemek üzere Cumhurba şkan ı karariyle ayn ı nispette bir ilave tediye daha yap ılabilir.'' 17. 6772 sayılı Kanun un 7. maddesi şöyledir: "Bu kanun ne şri tarihinden itibaren mer'idir.'' 2. Yargıtay Kararları 18. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 23/1/2020 tarihli ve E.2017/25 846, K.2020/1088 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: ''6772 say ılı Kanun un 1. maddesindeki düzenleme uyar ınca, 'belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller' kanun kapsam ındad ır. Belediyelerin hissedar ı olduğu şirketler ise, Ticaret Kanunu hükümlerine tabi, belediyeden ayr ı ve bağıms ız özel hukuk tüzel ki şiliğine sahip olduğundan, bu şirketlerin belediyeye ba ğlı teşekkül say ılmas ı mümkün de ğildir. An ılan maddede, sermayesinin yar ısından fazlas ı Devlete ait olan şirketlerin kanun kapsam ında olduğu aç ıkça belirtilmi ş olmas ına rağmen, madde metninde sermayesi belediyeye ait olan şirketlere yer verilmemesi kanun koyucunun tercihidir. Keza, 1580 say ılı Belediye Kanunu nun, 15.07.1934 tarihinde yürürlü ğe giren 2571 say ılı Kanun la de ğişik 19. maddesi hükmünde, belediyelerin i ştirak edecekleri şirketler ifadesine aç ıkça yer verilmi ş olduğu halde, bu tarihten sonraki bir tarih olan 11.07.1956 tarihinde yürürlü ğe giren 6772 say ılı Kanun da, belediyelerin hissedar ı olduğu şirketlerden bahsedilmemi ş olmas ı da bu durumun bir göstergesidir. Dolay ısıyla, 6772 say ılı Kanun un 1. maddesindeki, belediyeye bağlı teşekkül ifadesinden, kanun koyucunun, belediyelerin hissedar ı olduğu şirketleri kastettiği söylenemez. An ılan sebeplerle, belediyelerin hissedar ı olduğu şirketler 6772 say ılı Kanun kapsam ında bulunmad ıklar ından, daval ı şirket ilave tediye ödemekle yükümlü de ğildir. Bu halde, ilave tediye alaca ğı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatal ı olmuştur. Yukar ıda yaz ılı sebeplerden karar ın bozulmas ı gerekmiştir." 19. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 13/1/2020 tarihli ve E.2017/25 655, K.2020/106 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı da yukarıda anılan k arar gerekçesi ( 18) ile benzer mahiyettedir. 20. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 5/2/2020 tarihli ve E.2017/1334 7, K.2020/1420 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Belediye taraf ından ortak olarak Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olara k kurulan şirketlerin 6772 Say ılı Kanun un kapsam ındaki konumuna gelince; Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 5Yukar ıda belirtildi ği gibi yasal düzenlemelerden ilave tediyenin, devlet taraf ından yasa ve yasan ın verdiği yetki ile idari i şlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayr ıcal ıklardan yararlanan kamu tüzel ki şilikleri ve bunlara ba ğlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çal ışanlara uygulanaca ğı görülmektedir. Söz konusu düzenlemelerde Belediyeler ve Belediyelere ba ğlı kuruluşlardan söz edilmi ştir Bağlı kuruluşlardan söz edilebilmesi için, Belediye'nin baz ı hizmetlerinin Belediy e dışında özel bir kanunla kurulan, genel bütçe içinde ayr ı bütçeli ya da katma bütçeli kurulu ş olmas ı gerekir. Genel Müdürlük biçiminde özel bir kanunla kurulmu ş ve belediye ana hizmetlerinin bir k ısm ını yürüten bu kurulu şlara bağlı kuruluş denmektedir. Bu nedenle Belediye taraf ından ortak olarak Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulan şirketler ba ğlı kuruluş olarak nitelenemez. Bu nedenle Belediye Ba şkanl ığı'nın ortak oldu ğu şirket bağlı kuruluş olmad ığından 6772 say ılı kanun kapsam ında kalmaz ve i şçisi de ilave tediyeden yararlanmaz. Her ne kadar, ayn ı daval ıya karşı ilave tediye alacak talebiyle aç ılmış ve bu talebin kabul edildi ği bir k ısım yerel mahkeme kararlar ı Dairemizce onanm ış ve ayr ıca yine ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin gerekçeli kararlar ında söz edildi ği üzere, Yarg ıtay 7. Hukuk Dairesinin daval ı şirketin 6772 say ılı Kanun kapsam ında değerlendirilmes i gerektiği yönünde kararlar ı bulunmakta ise de, Yarg ıtay 7. 9. ve 22. Hukuk Daireleri aras ında bu yönde olu şan içtihat farkl ılığın giderilmesi için Yarg ıtay 1. Başkanl ık Makam ına İçtihad ı Birleştirme amac ıyla 22. Hukuk Dairesince yap ılan başvuru üzerine, Dairemizce Yarg ıtay 1. Ba şkanl ığına yaz ılan 30/09/2016 tarihli görü ş yaz ısında; Belediy e Başkanl ıklar ının ortak oldu ğu şirketlerin ba ğlı kuruluş olmad ığından, bu şirketlerin 677 2 say ılı kanun kapsam ında kalmad ıklar ı ve i şçilerinin de ilave tediyeden yararlanamayacaklar ı ve hukuk dairelerinin kendi içinde verdi ği çelişkili kararlara kar şı içtihat birle ştirmesi yolu bulunmad ığı ve içtihat birle ştirilmesinin mümkün olmad ığı yönünde görü ş bildirilmi ştir. Yarg ıtay Daireleri aras ında bu hususta görü ş farkl ılığı bulunmamas ı nedeniyle de, bu hususta içtihat birle ştirme yoluna da gidilmemi ştir. Bu durumda Yarg ıtay Dairelerince benimsenen ortak görü şe göre, Belediyelerin hissedar ı olduğu özel hukuk hükümlerine tabi şirketler 6772 say ılı Kanun kapsam ında kabu l edilmemektedir. Dolay ısıyla bu şirketlerin i şçilerine ilave tediye ödeme yükümlülü ğü bulunmamaktad ır. Somut uyu şmazl ıkta da, davac ı devlet taraf ından yasa ve yasan ın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayr ıcal ıklardan yararlanan kamu tüzel ki şilikleri v e bunlara ba ğlı kuruşlardan olmayan Bursa Belediyesinin hissedar ı olduğu, özel huku k hükümlerine tabi şirket işçisi oldu ğundan ilave tediyeden yararlanma hakk ı bulunmamaktad ır. Bu nedenlerle, davac ının ilave tediye alacak talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü isabetsiz olup, bozmay ı gerektirmi ştir.'' 21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19/6/2019 tarihli ve E.2016/864 3, K.2019/13775 sayılı kararının ilgili kısmı da yukarıda anılan karar gerekçes i ( 20) ile benzer mahiyettedir. B. Uluslararası Hukuk 22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: Herkes davas ının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyu şmazl ıklar ya da ceza i alanda kendisine yöneltilen suçlamalar ın esas ı konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağıms ız ve tarafs ız bir mahkeme taraf ından kamuya aç ık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakk ına sahiptir... Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 623. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkın ın hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belir ten Sözleşme nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstün lüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına al an ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplum un yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağm en birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelik te bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir ( Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, 57). 24. Diğer yandan hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri ve bireyler in meşru beklentilerinin korunması, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşı mın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, a daletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez ( Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, 38). 25. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol, tam da yargı karar ları arasında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bunu nla birlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağı açıktır (Z ielinski ve Pradal ve Gonzalez v e digerleri/Fransa [BD] , B. No: 24846/94, ...34173/96, 28/10/1999, 59; S chwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti (k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008). 26. AİHM, açık bir keyfîlik bulunan durumlar hariç ulusal mahkem elerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanın kendi görevi olmadığına dikkat ç ekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşe göre benzer davalarda verilmiş olsalar bile - ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak da prensipte AİHM'in görevi değildir . AİHM, söz konus u mahkemelerin bağımsızlığına saygı göstermek durumundadır ( Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 50). 27. AİHM, iki ihtilafa farklı muamele yapılmasının incelenen ger çek olayları n farklılığından kaynaklanmış olması hâlinde çelişkili içtihatlar dan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir ( Ucar/ Türkiye (k.k.) B. No: 12960/05, 29/9/2009). 28. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin her biri kend i yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağına dayalı yargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tip uyuşmazlıklar aynı mah keme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendi içinde Sözleşme'ye aykırı olar ak değerlendirilemez ( Santos Pinto /Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008, 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03, 24/3/2009, 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, 92; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 51). 29. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinin dayandığı kriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemenin içtihadınd a derin ve süregelen farkl ılıklar olup olmadığının, iç hukukta bu tutarsızlıkların üstesinden ge lmek için bir mekanizma bulunup bulunmadığının, bu mekanizmanın uygulanıp uyg ulanmadığının ve uygulandı ise ne ile sonuçlandığının tespitine dayanmaktadır ( Beian/Romanya, B. No: 30658/05, 6/12/2007, 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 53). Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 730. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarında tutarlılığın ve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalar oluşt urulmasının önemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirine zıt kararlar ver ilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerin sorumluluğunda olduğunu ifade etmiş tir. Ne var ki bu ilkelerin AİHM'in incelemek durumunda kaldığı çelişen yorumların bir yüks ek mahkemenin birleştirici yetkisini uygulayabileceği yasal hükümlerle bağlan tılı olarak yargı sisteminin aynı dalında meydana gelen davalar için öngörüldüğü belirtilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 55, 80). V. İNCELEME VE GEREKÇE31. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başv uru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucuların İddiaları32. Başvurucular; Dairelerinin benzer davalarda ilave tediye öde nmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğini, benzer uyuşmazlıkların farklı şekil de sonuçlanmasının daha önce bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını belirtmiştir. Bu bağlamda Yargıtay ın 9. Hukuk Dairesinin kendileri ile aynı durumda olanlara ilişkin 6772 sayılı Kanun k apsamında olması nedeniyle tediye alacağı ödenmesi gerektiğine ilişkin kararları bulunması na karşın Yargıtayın 22. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu kararlar nedeniyle BAM tarafında n davalarının reddine karar verildiğini ifade etmiştir. Başvurucular içtihat farklılı ğı nedeniyle yargıya olan güveni n zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ve eşitlik il kesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme 33. Anayasa nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: ''Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir. 34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucuların içtihat fark lılığı nedeniyle adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiala rının özünün adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmişti r. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniye te uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir old uğuna karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 82. Esas Yönünden a. Genel İlkeler 36. Anayasa nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin yarg ı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olar ak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli v e 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yarg ılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre " değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti nin taraf oldu ğu uluslararas ı sözleşmelerce de güvence alt ına al ınm ış olan adil yarg ılama hakk ı metne dahil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adi l yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır ( Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 54). 37. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddes inde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddeler inin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedi r. 38. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk gü venliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010; E.2012/6 5, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hu kuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işl emlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duyg usunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise y asal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer v ermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritele rinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2 013/65, 22/5/2013). 39. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazl a yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceğ i derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesin in bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük ta nıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bir eysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki g örevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörüle bilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir ( Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, 81). 40. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemeleri n yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yan sıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlaması beklenen yüksek mahke meler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeks izin farklı sonuçlara ulaşması, bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, baş ka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşec ektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahke me kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir ( Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, 64). Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 941. Anayasa Mahkemesi; bu noktada derece mahkemelerinin hukuk ku rallarını yorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı, başka bir anlatıml a kısa sayılamayacak bir zaman dilimi içinde uygulamada birliğin sağlanamadığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki ted birlerin önemine işaret etmektedir. 42. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan güveni sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil mahkemel er arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek niteli kte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde işleyişini sağlayacak düzenle meler yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri ol arak kabul edilmelidir. (Engin Selek , B. No: 2015/19816, 8/11/2017, 58). 43. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlend irdiği bir kararında Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayr ılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhaf aza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması g erektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir ( Hakan Alt ıncan [GK], B. No: 2016/13021, 17/5/2018, 48). b. İlkelerin Olaya Uygulanması 44. Başvuruya konu somut davanın niteliği aslında tediye alacağı na ilişkindir. Derece mahkemesi hisselerinin yarısından fazlasının belediyeler e ait olan şirketlerin 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğunu belirterek işçilere ilave tedi ye alacağı ödenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ankara BAM ise Yargıtay kararlarını emsal göstererek belediye şirketlerinin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığından ilave t ediye alacağı ödenmeyeceğini söylemiştir. Belediyelerin hissedarı olduğu şirk etlerde çalışanların ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususu Yargıtay kara rlarına da konu olmuştur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi belediyelerin hissedarı olduğu şirke tlerin belediyelerden ayrı bir tüzel kişiliği olduğu ve bu şirketlerin belediyelere bağlı teşe kkül sayılamayacağını ifade etmiştir. 6772 sayılı Kanun'da sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirketlerin kanun kapsamında olduğu açıkça belirtildiği, madde metninde ser mayesi belediyeye ait olan şirketlere yer verilmediğini ifade etmiştir. Bu sebeple belediy elerin hissedarı olduğu şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı sonucuna varmıştır (bk z. 18, 19). Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de belediyelerin hissedarı olduğu özel hukuk hükü mlerine tabi şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında kabul etmemekte ve bu şirketlerin işçil erine ilave tediye ödeme yükümlülüğü bulunmadığını ifade etmektedir (bkz. 20, 21). So nuç olarak Yargıtay Daireleri arasında belediyenin hissedarı olduğu şirketlerin 677 2 sayılı Kanun kapsamında olmadığı konusunda görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 45. Somut olaya gelince derece mahkemesi başvurucuların çalıştığ ı Şirketin hisselerinin yarısından fazlasının belediyeye ait olması nedeni yle 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğunu ve bu nedenle de başvuruculara ilave tediye alacağı ödenmesine kara r vermiştir. Ankara BAM ise belediyelere ait şirketlerin belediye lerden ayrı bir özel hukuk tüzel kişiliği bulunduğu, bu nedenle 6772 sayılı Kanun kapsamın a alınamayacağını belirterek davaları reddetmiştir. Başvuru Numarası : 2018/10601 Karar Tarihi : 25/2/2021 1046. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, Yargıtayın ilgili Daireleri t arafında n istikrarlı olarak uygulanan bir içtihattan ayrılma söz konusu o lmadığından somut olayın Yasemin Bodur (B. No: 2017/29896, 25/12/2018) başvurusundan farklı olduğuna işaret etmektedir. 47. Yargıtay dairelerinin vermiş oldukları kararlarda vardıkları sonuca hangi nedenle ulaşıldığını başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından obj ektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeler sunulmaktadır. 48. Somut olaya konu belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerde çalışan personelin ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda deri n ve süregelen içtihat farklılığı bulunmamaktadır. Aksine Daireler belediyelerin hisse darı olduğu şirketlerin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığına ilişkin görüş birliğine sahi ptirler. Ankara BAM 7. Hukuk Dairesi de belediyenin hissedarı olduğu Şirketin 6772 say ılı Kanun kapsamında bulunmadığından başvurucuların ilave tediye alacağından faydala namayacakları sonucuna varmıştır. Sonuç itibarıyla yapılan tespit ve varılan sonucun ö ngörülemez olmadığı gibi bu hususun yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği sonucuna ulaşıl mıştır. 49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa nın 36. maddes inde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişki n iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargıla nma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLME DİĞİNE, C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA, D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/2/ 2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Muammer TOPAL Recai AKYEL Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddi n MENTEŞ