1. Hukuk Dairesi 2021/8673 E. , 2021/5897 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalının mirasçıları olduğunu iddia edenler tarafından temyiz edilmiş, 02.10.2019 tarihli ek karar ile kararın davalıya ilanen tebliğ edildiği ve 26.09.1980 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle temyiz talebinin süresinde olmadığından red…
**1. Hukuk Dairesi 2021/8673 E. , 2021/5897 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalının mirasçıları olduğunu iddia edenler tarafından temyiz edilmiş, 02.10.2019 tarihli ek karar ile kararın davalıya ilanen tebliğ edildiği ve 26.09.1980 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle temyiz talebinin süresinde olmadığından reddine ve kararın temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin olarak verilen karar ve ek karar davalının mirasçıları olduğunu iddia edenler tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Davacı, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na göre davalıya verilen ... parsel sayılı taşınmazın işlenmeyerek terk edilip ahara haricen satıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalının mirasçıları olduğunu iddia edenler tarafından temyiz edilmiş, 02.10.2019 tarihli ek karar ile kararın davalıya ilanen tebliğ edildiği ve 26.09.1980 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle temyiz talebinin süresinde olmadığından reddine ve kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalı Hıdır oğlu Mehmet ...’in 27.06.1972 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 1978 yılında açıldığı ve 1980 yılında karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. madde hükmüyle Medeni Kanun'a yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış ve 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir. Öte yandan, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse HUMK dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş; ölü kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda