Başvuru, yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde daha önceden kesinleşmiş ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru sonunda başta adil yargılanma hakkı olmak üzere bazı hakların ihlal edildiğine yönelik karar verilen yargılamaya ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin eşitlik, suç ve cezaların kanuniliği ilkeleri ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları ile ilgili kanun maddesinin iptali talebine ilişkindir.
Başvuru, yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde daha önceden kesinleşmiş ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru sonunda başta adil yargılanma hakkı olmak üzere bazı hakların ihlal edildiğine yönelik karar verilen yargılamaya ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin eşitlik, suç ve cezaların kanuniliği ilkeleri ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları ile ilgili kanun maddesinin iptali talebine ilişkindir. Başvuru 1/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 13/1/2014 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık tanınan ek süre sonunda görüşünü 17/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 24/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, karşı görüşlerini 8/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun, Ankara 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) 29/6/1999 tarihli kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. AİHM, başvurucu hakkında yapılan yargılamada başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesi olmak üzere bir dizi hakların ihlal edildiğine karar vermiştir (Öcalan/Türkiye [BD], B. No: 46221/99, 12/5/2005). 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi uyarınca başvurucu 2/2/2006 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 5/5/2006 tarihli ek kararında “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal tespitlerinin bu aşamada geriye dönük olarak telafisinin mümkün olmadığına, ayrıca başvuru tarihi 4/2/2003 tarihinden önce olduğundan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı 4/2/2003 tarihinden önce kesinleştiğinden 5271 sayılı CMK’nun 311/2 ve 318/3 maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olmadığı noktasında reddine” gerekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebini usulden reddetmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi kararına yapılan itirazı kabul eden İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 21/7/2006 tarihli kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebini bu kez esastan reddetmiştir. Anılan kararın gerekçesinde şu hususlar belirtilmiştir:“... Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nin savunma hakkı ile ilgili olarak kararında belirttiği ihlaller (savunmanın yeterli süre ve gerekli olanaklar kullanılmak suretiyle hazırlanmamış ve gerekli avukat yardımından yararlanılmamış olması) adı geçenin mahkûmiyetini etkileyecek nitelikte değildir. Zira söz konusu ihlaller gerçekleşmemiş olsaydı bile, suçun niteliği itibariyle, anılan kanıtlarla aynı sonuca varılması kaçınılmazdır.” Söz konusu karar, AİHM kararlarının icrasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine sunulmuş; 14/2/2007 tarihli nihai karar ile Bakanlar Komitesi AİHM’nin (Öcalan/Türkiye,B.No: 46221/99, [BD] 12/5/2005) sayılı kararının icra edildiğini kararlaştırarak dosyayı nihai bir şekilde kapatmıştır. Başvurucu Ağır Ceza Mahkemesinin kararının tebliğinden itibaren süresi içinde yargılamanın yenilenmesine ilişkin benzer şikâyetlerini bu kez 2007 yılında AİHM önünde dile getirmiş ve Mahkeme, şikâyetleri konu yönünden Sözleşme’nin maddesi kapsamında görmeyerek reddetmiştir (Öcalan/Türkiye (k.k), B. No: 5980/07, 6/7/2010). AİHM ret gerekçesini, başvurucu hakkında 2005 tarihinde verdiği kararın Bakanlar Komitesi tarafından 2007 yılında yerine getirilmiş olmasına ve başvurucunun dile getirdiği hususun kesinleşmiş bir cezanın iptali niteliğinde veya buna benzer bir nitelikte olması nedeniyle maddenin öngördüğü yeni bir cezai isnat olarak değerlendirilemeyeceğine dayandırmıştır. Başvurucu 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde hükmü çerçevesinde yeniden yargılanma önündeki kanuni engellerin ortadan kalktığını ileri sürerek 26/7/2013 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu, ayrıca söz konusu Kanun hükmünde yer alan “2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile başvurulması talebinde bulunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 2/8/2013 tarihli kararında infazın geri bırakılması veya durdurulması taleplerini reddettiği gibi Anayasa’ya aykırılık itirazını Anayasa’nın maddesi uyarınca ciddi görmediğinden kabul etmemiştir. Mahkeme ayrıca yargılanmanın yenilenmesi talebini reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:“Mahkememizin aynı konuda vermiş olduğu 2006 tarihli ek kararında belirtildiği üzere "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal tespitlerinin bu aşamada geriye dönülerek telafisinin mümkün olmadığı gibi başvuru tarihinin 2003 tarihinden önce olduğundan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı 2003 tarihinden sonra kesinleştiğinden 5271 sayılı CMK'nun 311/2 ve 318/ maddeleri uyarınca yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olmadığı, yine itiraz mercii olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2006 gün 2006/275 İş. sayılı kararında da belirtildiği gibi; hükümlünün sübûta eren mahkûmiyete konu suçu, mülga 765 Sayılı TCK'nun maddesinde yer alan "bölücülük" suçu olup söz konusu maddede "tehlike suçu" olarak düzenlendiği, Abdullah Öcalan'ın amaç ve eylemleri ülkenin bölünmesi için yeterli bir tehlike oluşturan PKK adlı terör örgütünün sorumlu lideri olduğu, adı geçenin kendi itirafları ve dava dosyasında mevcut diğer belgelerle herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmış olması karşısında, soruşturmanın derinleştirilerek başka kanıt toplanmasına ve terör eylemleri için Abdullah Öcalan'ın emir vermiş olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığı, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin savunma hakkı ile ilgili olarak kararında belirttiği ihlaller (savunmanın yeterli süre ve gerekli olanaklar kullanılmak suretiyle hazırlanmamış ve gerekli avukat yardımından yararlanılmamış olması) adı geçenin mahkûmiyetini etkileyecek nitelikte olmadığı, söz konusu ihlaller gerçekleşmemiş olsa bile, suçun niteliği itibariyle, anılan kanıtlarla aynı sonuca varılmasının kaçınılmaz olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararında belirttiği "gözaltı süresinin uzunluğu, gözaltına alma işlemine itiraz imkanının bulunmadığı, DGM heyetinde askeri yargıç bulunması" ise, Abdullah Öcalan'ın suçunun kanıtlanması ve mahkûmiyeti ile ilgili hukukî durumu etkilemeyeceğinin açık ve net olduğu gibi ileri sürülen ihlallerin hiçbirisi gerçekleşmemiş olsaydı bile, suçun niteliği ve dosyada mevcut kanıtlar karşısında başkaca kanıt toplanmasına gerek duyulmadan aynı sonuca varılacağının kesin olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin saptadığı yukarıda belirtilen hususlar ve AİHM'nin adil yargılanma ve kötü muamele yasağının (AİHM. mad. ) bu aşamada geriye dönülerek telafisi mümkün görülmediği hususları kesinlik kazanmıştır". 6459 Sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un maddesi ile eklenen Geçici madde ile CMK.nun maddenin ikinci fıkrası hükmünün uygulanamayacağı ve bu durumda olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilecekleri belirtilmiş olup her ne kadar hükümlü müdafilerinin başvuruları üç aylık süre içerisinde yapılmışsa da aynı AİHM.nin tespit etmiş olduğu hususlara dair yargılamanın yenilenmesi talebinin önceden yukarıda belirtilen gerekçelerle reddedildiği, yeniden hükümlünün yargılanmasını gerektirir sebeplerin aynı mahiyette olduğu ve CMK.nun maddesinin fıkrası uyarınca, esassız olması nedeniyle, hükümlü müdafilerinin yargılamanın yenilenmesi talebinin ve itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ayrıca kararın müzakere aşamasında başvurucu vekilleri 1/8/2013 tarihli dilekçe ile tüm girişimlerine rağmen başvurucu ile görüşemediklerini bu durumun açık bir şekilde adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri sürmüşler ve Mahkemeden başvurucu ile görüşmelerinin sağlanması talebinde bulunmuşlardır.” Başvurucu vekilleri, Mahkemeden ayrıca başvurucu ile görüşmelerinin sağlanmasını talep etmişlerdir. Mahkeme bu talebi şu gerekçelerle reddetmiştir: “… itirazın mahiyeti icabı yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK’nun 321/ maddesi gereği ‘Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedileceği’ belirtilmiş olup dosya üzerinden yapılan incelemede, hükümlü müdafilerinin hükümlüyle görüşme taleplerinin idari bir tasarruf olup bu konuda idareye emir ve talimat verilmesinin Mahkememizin görevi cümlesinden olmadığı, hükümlü müdafilerinin yargılanmanın yenilenmesi taleplerinin niteliği dikkate alındığında savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla silahların eşitliği prensibinin ihlal edilmediği kanaatine varılmıştır.” Anılan karara itiraz üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 20/9/2013 tarihli kararında “yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararında belirtilen gerekçelerde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı” gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Karar başvurucu vekiline 3/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un geçici maddesi şöyledir:“(Ek madde: 11/4/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun’un maddesi) (1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.” 5271 sayılı Kanun’un “Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri” başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm esinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.”