Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile aile hayatına saygı hakkının, bu karara karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile aile hayatına saygı hakkının, bu karara karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonlarca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından İçtüzük'ün maddesi uyarınca sınır dışı işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Rusya Federasyonu vatandaşı olan başvurucu 9/4/2015 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmış, 17/6/2015 ile 17/6/2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere İstanbul'da ikamet izni almıştır. Başvurucu hakkında 16/10/2015 ve 17/10/2015 tarihinde G-87 (genel güvenlik), 25/11/2015 tarihinde Y-26 (yasa dışı örgüt faaliyetleri) gerekçesine istinaden Türkiye'ye giriş yasağı kaydı konulmuştur. Başvurucu, yanındaki yabancı uyruklu iki kişiyle birlikte Hatay'da bulunduğu 13/2/2016 tarihinde kolluk birimlerine haber verilmesi üzerine yakalanmış ve sorgulanmıştır. Başvurucunun Hatay'da bulunma sebebi hakkında çelişkili ifadeler vermesi ve konaklayacağı yeri gösterememesinden dolayı Suriye'deki çatışma bölgeleriyle irtibatlı olma ihtimali gözönüne alınarak başvurucu şüpheli görülmüş ve kolluk görevlilerince Hatay İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Hatay Valiliğinin 13/2/2016 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma) uyarınca başvurucunun sınır dışı edilmesine ve 6 ay idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu sırasıyla Hatay, Erzurum/Aşkale, Antalya, Adana, İstanbul/Kumkapı, Kırklareli/Pehlivaköy, tekrar İstanbul/Kumkapı Geri Gönderme Merkezlerinde tutulmuştur. Başvurucu, anılan kararın iptali istemiyle 2/5/2016 tarihinde Hatay İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olmasının yanı sıra Rus güvenlik güçlerinin baskı ve tehditleri nedeniyle kendisinin 6458 sayılı Kanun'un maddesi gereği sınır dışı edilemeyecek şahıslardan olduğunu iddia etmiştir. İdare Mahkemesinin 9/9/2016 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacının son olarak 2015 tarihinde yasal yollardan İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptığı, Genel Güvenlik (G-87) nedeniyle Türkiye'ye giriş yasağı kararı alınması üzerine Türkiye'de ikamet izninin 2016 tarihinde İnsan Ticareti Mağdurlarını Koruma Dairesi Başkanlığınca iptal edildiği, davacı hakkında önceki giriş yasağı bilgileri incelendiğinde, davacının 2015 tarihli Yasa Dışı Örgüt Faaliyetleri (Y-26) nedeniyle yurda giriş yasağı olduğu, ayrıca davacı hakkında verilen 2015 ve 2015 tarihli Genel Güvenlik(G-87) nedeniyle '6 ay- 1 yıl ikametli iken, 6 Ay Men' kararlarının da olduğu dikkate alındığında, söz konusu işlemin dayanağı maddi ve hukuki olayların gerçeğe uygun olarak işlemin tesisini gerektirecek ağırlıkta olduğu, idarenin kamu düzenini tehdit ettiğini belirttiği olayların ilgilinin sınırdışı edilmesini haklı gösterecek nitelikte olduğu ve kamu yararı gözetilerek 6458 sayılı Kanun'un 54/1-d maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Öte yandan, 6458 sayılı Kanun'un 55/ maddesi uyarınca 'sınır dışı edilemeyecek yabancılar' yönünden davacının durumu değerlendirildiğinde ise, davacının sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunmadığından ve davacının bu yöndeki iddialarının soyut ve varsayıma dayanan iddialar olması nedeniyle, bu iddiası varılan sonucu değiştirecek nitelikte bulunmamıştır." Başvurucu 10/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş, başvurusuyla birlikte sınır dışı etme kararının tedbiren durdurulmasını talep etmiştir. Anayasa Mahkemesinin 10/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için bilgi ve belgelere ihtiyaç duyulduğu, bununla birlikte araştırma sürecinde sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi hâlinde ise telafisi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabileceği için ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine dair işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesince başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde maruz kalacağını iddia ettiği kötü muamele iddialarına ilişkin bilgi ve belge verilmesi için başvurucuya 27/1/2020 tarihinde iki haftalık kesin süre verilmiştir. 3/4/2020 tarihinde verilen cevapta, başvurucunun ülkesine gönderilmesi hâlinde karşılaşacağı risklerin hâlen geçerli olduğu ancak verilen sürenin kısalığı nedeniyle bu risklerle ilgi bilgi ve belge sunma imkânının olmadığı ifade edilmiş, ayrıca 6/3/2017 tarihi itibarıyla idari gözetim kararının kaldırılarak başvurucunun serbest bırakıldığı beyan edilmiştir. Başvurucunun idari gözetimde tutulması nedeniyle kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik şikâyetlerini içeren 5/4/2017 tarihli ve 2017/19346 numaralı bireysel başvurusu, başvurucunun serbest bırakılması nedeniyle öncelikle tazminat yolunu tüketmesi gerektiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince 12/5/2020 tarihinde kabul edilemez bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-