Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2829 E. , 2024/5002 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/2829 Karar No : 2024/5002 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- .../ ANKARA 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : 30/09/2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29/09/2021 tar
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2829 E. , 2024/5002 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/2829 Karar No : 2024/5002 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- .../ ANKARA 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : 30/09/2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile park alanı, kültürel tesis alanı, sağlık tesis alanı ve kentsel hizmet alanı kullanım kararlarının azaldığı, sosyal ve teknik altyapı dengesinin bozulduğu, imar planları ile getirilen ticaret-turizm-konut alanı ve konut-ticaret alanı kullanımlarının yapı yoğunluğunu artırmasına karşın yakın çevresinde sosyal, kültürel, teknik alt yapı kullanım kararları planlanmadığı, sosyal ve teknik altyapı dengesini, ulaşım sistemini bozacak nitelikte, kamu yararı gözetilmeden, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, alanda nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak şekilde yapılan plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuat hükümlerine uygun olmadığını ileri sürmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Davanın süresinde açılmadığı ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın tamamının, 1999 yılında onaylanan nazım imar planında ve 2011 yılında onaylanan uygulama imar planında, sosyal ve teknik donatı alanında kaldığı, anılan imar planlarının ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli E:... K:... sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, taşınmaz özelleştirme kapsamına alındıktan sonra imar planı çalışmalarına başlandığı, dava konusu imar planlarının planların kademeli birlikteliği ilkesine, şehircilik ve planlama esaslarına uygun olarak hazırlandıkları, uyuşmazlık konusu taşınmazın çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde planlandığı, davacının iddialarının haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...İN DÜŞÜNCESİ : Dava, 30.09.2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile getirilen kararların ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozucu nitelikte olduğu, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığından dava konusu işlemlerin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/09/2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden, Mülkiyeti hazineye ait uyuşmazlık konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz 15/06/2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında kısmen kentsel ve bölgesel donatı alanı, kısmen meskun alan 26/03/1999 tarihli 1/5000 ölçekli ... Revizyon Nazım İmar Planında, lise alanı, mesleki ve teknik öğretim alanı, katlı otopark, kentsel hizmet alanı, sağlık tesisleri alanı, kültürel tesisler alanı, park ve dinlenme alanı, 2. ve 3. derece kent içi yol olarak, 22/02/2011 tarihli 1/1000 ölçekli ... ve İnönü Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planında, ortaöğretim tesisleri alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisleri alanı, kentsel hizmet alanları, katlı otopark, sağlık tesisleri alanı, park ve dinlenme alanları, belediye hizmet alanı, kültürel tesisler alanı, I. derece ve II. derece kent içi yol olarak planlanmışken uyuşmazlık konusu taşınmazın 20.08.2020 tarih ve 2835 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanım kararı, ''kentsel yerleşik alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu , 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olarak hazırlandığı, dava konusu planların hazırlanma sürecinde yeterli ve gerekli analizlerin yapılmadığı, dava konusu plan değişikliğine ilişkin analiz ve değerlendirmelerin plan bütününde ele alınmayıp parsel bazında yapıldığı, yoğunluk artıran plan değişikliği yapıldığından teknik alt yapı değerlendirme raporunun ayrıca hazırlanması gerekirken bu raporun hazırlanmadığı, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının eksik planlandığı, dava konusu planların bu planlarla öngörülen konut nüfusu için gerekli kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanınının İmar Kanunu ve Mekansal Planlar yapım Yönetmeliğinin zorunlu kıldığı sınırların altında kaldığı, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda iki adet 20 metrelik taşıt yolu planlandığı, plan notlarında taşıt yoluna ilişkin uygulama hükmü bulunmadığı, 20 metrelik yolların taşıyıcı yol niteliğinde olduğu, yaya ve trafik güvenliğini arttıran erişim yolu planlanmadığı, dava konusu planlarda erişim yoluna yer verilmeyerek 15,5 ha (yaklaşık 20 futbol sahası) büyüklüğündeki Ticaret-Turizm-Konut Alanının tek parça olarak planlanmasının şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine uygun olmadığı, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin çevre düzeni planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozduğu ve yapılan değişikliğin plan hedef ve stratejilerine aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, dava konusu planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu planların iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mülkiyeti hazineye ait uyuşmazlık konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz 15/06/2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında kısmen kentsel ve bölgesel donatı alanı, kısmen meskun alan, 26/03/1999 tarihli 1/5000 ölçekli ... Revizyon Nazım İmar Planında, lise alanı, mesleki ve teknik öğretim alanı, katlı otopark, kentsel hizmet alanı, sağlık tesisleri alanı, kültürel tesisler alanı, park ve dinlenme alanı, 2. ve 3. derece kent içi yol olarak, 22/02/2011 tarihli 1/1000 ölçekli ... ve İnönü Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planında, ortaöğretim tesisleri alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisleri alanı, kentsel hizmet alanları, katlı otopark, sağlık tesisleri alanı, park ve dinlenme alanları, belediye hizmet alanı, kültürel tesisler alanı, I. derece ve II. derece kent içi yol olarak planlanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, 20.08.2020 tarih ve 2835 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanım kararı, ''kentsel yerleşik alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu , 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak değiştirilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 28/10/2021-26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkartılmış, davacı idare tarafından 18/11/2021 tarihinde anılan planlara itiraz üzerine 12/01/2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise;Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin " İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında,"İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." hükmüne, " Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9.fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde ise; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak imar planlarında değişiklik yapılabileceği, imar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesinin esas olduğu, yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamayacağı, imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağı, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılacağı kurala bağlanmış, Yönetmeliğin eki Ek-2 tabloda da farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar belirlenmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin " Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde," Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda; 1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…) 2) Bu alanlarda ayrıca (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir. 3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul yönünden; Davalının süre aşımı itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir. Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30(otuz) gün olduğu ve Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi yukarıda aktırıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde, kaç gün içinde dava açılacağını, anılan Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen cevap ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri mümkün değildir Başka bir ifadeyle, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi işlemin iptali istemiyle 30 gün olan özel dava açma süresi içinde dava açılabileceğinin ve anılan usulde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun idari işlemde açıklanması durumunda, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanıp 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olup bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin ve 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağının Anayasanın 40. maddesi gereğince, ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasında bulunan, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacı idareye gönderilen ... tarihli ve ... sayılı yazıda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde sözkonusu imar planlarına yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda anılan yazı ile davacı idarenin dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu yönünde bilgi sahibi olduğu, ancak 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken ivedi yargılama usulünde öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin gözetilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, 11. madde hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunmadığından, Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, davacının dava açma süresi içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca yaptığı itirazın dava açma süresini durduracağının kabulü gerekmektedir. Bu bağlamda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 28/10/2021 - 26/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içinde 18/11/2021 tarihinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca planlara itiraz edildiği görüldüğünden, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, askı süresinin son günü olan 26/11/2021 tarihini izleyen işlem tarihi itibariyle 30 günlük süre içinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine, zımnen ret tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı 12/01/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin süre aşımı itirazında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargısal denetime açık olduğu hukuk devletinde idarenin hukuka uygunluğunun sağlanmasında en etkin araçlardan biri "iptal davaları"dır. İptal davalarındaki sübjektif ehliyet koşulu doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorundur. Dolayısıyla sübjektif ehliyet koşulunun, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır. Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki büyükşehir belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazın konumu dikkate alındığında, taşınmaza verilen fonksiyonların ulaşım bütünlüğüne olumsuz etkisinin olup olmadığının, yapılan değişikliğin trafik yoğunluğuna ek yük getirip getirmeyeceğinin, çevre düzeni planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ..., Dr. Öğretim Üyesi ...'nun katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı ve davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulmuştur. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ve söz konusu bilirkişi raporu, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacıların beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Bilirkişi raporunda; *Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği plan hazırlık sürecinde yapılması gereken analiz ve sentez çalışmalarına ayrıntılı olarak yer vermektedir. Bu Yönetmeliğe göre ÇDP hazırlanırken 19/2 maddesinde, NİP hazırlanırken 23/3 maddesinde ve UİP hazırlanırken 24/10 maddesinde belirtilen yapılması gereken analiz, etüt ve araştırmaların önemli ölçüde eksik olduğu ve yine aynı Yönetmeliğin 22/3 maddesinde zorunlu kılınan Eşik Analizine yer verilmediği görülmektedir. Üstelik farklı ölçeklerde farklı analizler yapılması gerektiği de açıktır. Stratejik karar geliştirmek üzere yapacağınız analiz yöntem ve kapsamı ile uygulamaya yönelik analizlerin yöntem ve kapsamı çok farklı olacaktır. Bu nedenle heyetimiz; dava konusu planların hazırlanma sürecinde yeterli ve gerekli analizlerin yapılmamış olmasını şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve İmar Mevzuatına aykırı bulmaktadır. Heyetimiz; dava konusu planları imzalayan müellifin A grubu yeterlik belgesine haiz olduğunu gösterir belge bulunmaması nedeniyle bu planların Plân Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı görüşündedir. İptal edilen plan olan 22.02.2011 tt.li 1/1000 ölçekli ... ve ... Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planı raporuna göre “Planlama alanında eksikliği duyulan donatı tesisleri başında sağlık tesisleri gelmektedir. Bu bölgede kamuya ait sağlık tesisi bulunmamaktadır. (...) Yerleşme alanında resmi olarak kullanıma açılmış herhangi bir sosyo-kültürel tesis bulunmamaktadır. ... mahallesinde sosyo-kültürel etkinliklere bağlı olarak oluşturulmuş yardımlaşma dernekleri ve cami dernekleri bulunmaktadır. (...) Bölgede yer alan cami sayısı 7'dir. Bunlardan 2 adedi ... Mahallesinde, 5 adedi de ... mahallesinde bulunmaktadır. (...) Yerleşme alanında daha önce yapılan imar planlarında birçok yeşil alan ayrılmış olsa da aktif olarak kullanılan yeşil alan, çocuk bahçesi, spor alanı sayıca ve alan olarak son derece yetersizdir. Özellikle İnönü mahallesindeki yeşil alan kullanımı ... mahallesine nazaran daha kötü durumdadır” (s. 8-9) denilmektedir. Dava konusu planlarda bu detayda bir sosyal donatı analizi bulunmamaktadır. Bir plan değişikliğin yapılabilmesi için gerekli olan koşulların oluşup oluşmadığının ve yapılan değişikliğin plan bütününü nasıl etkilediğinin değerlendirmesi ancak plan raporunda yapılan açıklamalara göre yapılabilir. Ancak, sunulan plan raporunda belirtilen fonksiyon ve yapılaşma değerlerindeki değişikliğin, meriyetteki plan bölgesi içinde nüfus-donatı dengesizliği yaratıp yaratmadığına yönelik bir değerlendirme bulunmamaktadır. Zaten, plan değişikliklerinde kaldırılan bir donatı alanı için uygun yerde, eşdeğer bir alan ayrılmasına dair esasın da karşılanmamasından plan bütününün değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu plan değişikliğine ilişkin analiz ve değerlendirmelerin plan bütününde ele alınmayıp parsel bazında yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Buna ilaveten, yoğunluk arttıran bir plan değişikliği yapıldığından teknik altyapı etki değerlendirme raporunun da ayrıca hazırlanması gerekirken, bu raporun hazırlanmadığı görülmektedir. Bütün bu bilgiler ışığında, gerek 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planının gerekse 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan nüfusunun gerektirdiği kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını karşılaması gerekmektedir. Mevzi plan niteliğinde olmalarının değiştirdiği bir durum yoktur; üstelik kentin eskiden beri yapılaşmış alanlarında değil de görece yeni yapılaşmış / yapılaşmakta olan alanlarında yer alıyor olmaları nedeniyle dava konusu planlarda donatı standartlarının daha kolay olması beklenir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için de yaklaşık nüfus değerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. 1/1.000 ölçekli UİP'nda 286237,21 m2 büyüklüğündeki dava konusu parselin 155.496,28 m2'si Ticaret-Turizm-Konut Alanı, 12316,42 m2'si Ticaret-Konut Alanı olarak planlanmıştır. Dava konusu plan raporunda plan nüfusuna ilişkin bir bilgi/veri yer almamaktadır. Bu nedenle plan nüfusu heyetimizce hesaplanmıştır. Bu hesaplama yapılırken konutta kişi başına düşen alan 35 m2 olarak kabul edilmiştir (gerek Türkiye, gerekse İstanbul ortalaması bu değer civarındadır). Parseldeki toplam konut yapılaşma hakkının belirlenmesi için de konut alanı işlevine ayrılan parsel alanı ile KAKS değerinin çarpılması gerekmektedir. Öncelikle karma işlevli alanlardaki Konut olarak kullanılacak alanın belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu İmar Planlarının Plan Hükümlerinde; Ticaret-Turizm-Konut Alanında Konut kullanımının toplam Emsalin %90'ını, Ticaret-Konut Alanında da Konut kullanımının toplam Emsalin %80'ini geçemeyeceği yönünde Plan Notları getirilmiştir. Ticaret-Turizm-Konut Alanı 155.496,28 m2, Ticaret-Konut Alanı ise 12316,42 m2 olarak planlanmıştır. Bu durumda; Ticaret-Turizm-Konut Alanının %90'ı: 155496,28 m2 * 0,90 = 139946,65 m2 Ticaret-Konut Alanının %80'i: 12316,42 m2 * 0,80 = 9853,13 m2 olmak üzere toplam:139946,65 m2 + 9853,13 m2 = 149799,78 m2 Konut Alanı olarak uygulanabilecektir. Bu işlevlerin olduğu alanlarda Emsal: 2,07 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak;149799,78 m2 * 2,07 = 310.085,54 m2 toplam konut inşaat hakkı ortaya çıkmaktadır. Plan kararı ile getirilen nüfusun bulunması için toplam konut inşaat hakkının konutta kişi başına düşen alana bölünmesi gerekmektedir. Plan kararına göre parselde; 310,085.54 m2 / 35 m2/kişi < 8860 kişi yaşayacaktır. Sonuçta dava konusu plan ile ... ada, ... parselde 8860 kişinin yaşayacağı konut alanı kararı getirilmiştir. İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümlerine göre dava konusu planların 8860 kişi için Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarına yer ayırması gerekmektedir. Üstelik bu dava konusu parselin çevresinin ihtiyaçlarından bağımsızdır. Yönetmeliğin EK-2 Tablosuna göre Eğitim Tesisleri Alanları için 6,50 m2/ki, Açık ve Yeşil Alanlar için 10 m32/ki, Sağlık Tesisleri Alanları için 1,50 m2/ki, Sosyal ve Kültürel Tesisler Alanları için 0,75 m2/ki, İbadet Yeri için 0,50 m2/ki ve Teknik Altyapı (Yol ve Otopark hariç) için de 1 m2/ki olmak üzere toplam 20,25 m2/ki kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması gerekmektedir. Heyetimiz, 6.630,81 m2 büyüklüğündeki dava konusu parsel planlanırken Yönetmelikte belirtilen tüm bu kentsel hizmet alanlarının her birine ayrı ayrı yer verilmesinin mümkün olmadığı, ancak kentsel hizmet alanları (kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları) toplamının belirlenerek yeşil alan, kreş vb uygun işlevlerle planlanmasının uygun olacağı görüşündedir. Bu durumda dava konusu planların sınırı içinde; 8860 ki x 20,25 m2/ki =179.415 m2 (17,94 ha) kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Buna karşın dava konusu planlar ile Mesleki ve Teknik Öğretim Tesisi Alanı, İlkokul Alanı, Resmi Kurum Alanı, Cami, Millet Bahçesi, Park, Raylı Toplu Taşıma İstasyon Alanı, Genel Otopark Alanı ve Taşıt Yolu olmak üzere toplam 118.424,51 m2 kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrıldığı görülmektedir. Dolayısıyla kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı olarak planlanmış olması gerekenden bu işlevlerde planlanmış olan alan çıkarıldığında; 179.415 m2 - 118.424,51 m2 - 60.990,49 m2'lik kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının eksik planlandığı görülmektedir. Kaldı ki, Raylı Toplu Taşıma İstasyon Alanı, Genel Otopark Alanı ve Taşıt Yolu olarak ayrılan bir alan olduğundan Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı hesabına katılmaması gerekmektedir. Mevzuat gereklerinin karşılanmadığını göstermek üzere nicelik açısından yapılan bu değerlendirmeye ilaveten belirlenen fonksiyonlara dair niteliksel bir değerlendirme ayrıca 4.soruda yapılacaktır. Heyetimiz sonuç olarak; dava konusu planların, bu planlarla öngörülen Konut Nüfusu için gerekli kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin zorunlu kıldığı sınırların altında kalması nedeniyle İmar Mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu görüşündedir. '' 1/100.000 ölçekli planın Plan Hükümleri içerisinde “8.2. Genel Hükümler” başlığı altında belirtildiği üzere kullanım kararları şematik gösterildiğinden bu plan üzerinde plan ölçeği ile tespit yapmak mümkün değildir. “8.2.2. 1/100.000 ölçekli plan paftasında çizilen çeşitli arazi kullanım ve yerleşme alanlarına ait sınırlar şematik olarak gösterildiğinden; bu plan üzerinden plan ölçeği ile ölçü alınamaz, yer tespiti ve uygulama yapılamaz. Hakim fonksiyonun belirtildiği bu alanların ve bu alanlar içerisinde yer alacak diğer fonksiyonların dağılımları ve bu dağılımların yoğunlukları, sınırları ve detayları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” hükmü yer almaktadır. Dava konusu taşınmaz dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde, kentsel yerleşik alanda kalmaktadır. Üst planlarda planlama alanının genel işlevi kentsel yerleşik alan/meskun alan olarak belirlenmiştir. Plan uygulama hükümlerine göre “8.1.32. Meskun Alan: Ağırlıklı olarak konut yapılanmalarının yer aldığı alanlardır.” Bu nedenle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu taşınmazın ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak planlanması durumlarında üst ölçekli planda öngörülen işlev açısından aykırılık söz konusu olmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak planlanmıştır. Eş zamanlı olarak üretilmiş ve onaylanmış olan her iki planın aynı işlevleri getirdiği görülmektedir. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olarak hazırlanmıştır. Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan hükümlerinde: "Ticaret-Turizm-Konut Alanı için İşlevsel Kullanım Kararlarının: Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Konut alanında yapılaşma koşulları alt ölçekli imar planlarında belirlenecektir. " düzenlemesine, Uygulama İmar Planında da; “Ticaret-Turizm-Konut alanında; Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Turizm-Konut alanında yapılaşma koşulları E=2.07 ve yençok=20 kattır. Planda belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır. Bu alanda sadece ticaret ya da sadece turizm yapılması halinde çekme mesafelerinin içi tamamen kullanılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Karma işlev getirilen bu alanlarda ana fonksiyonun Konut olduğu ve 20 kat yüksekliğe izin verildiği görülmektedir. 15.09.2009 onanlı ÇDP ana kararlarının ve her ne kadar yargı kararlarıyla iptal edilmiş olsalar da önceki NİP ve UİP kararlarının göz ardı edilmesi durumunda bu işlevin çevresinden kopuk olmadığı, dava konusu parselin konut olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmektedir. Günümüzde park alanlarının yeşil sistemin parçası olarak geliştirilmesi tercih edilmektedir, diğer yandan sistemin parçası olmasa da sağladığı çevre sorunlarına ve kirlilikle ortaya çıkan sağlıksız ortamın azaltılmasına yardımcı olabilmektedir. Bir çok faydası ile yeşil alanların çocuk oyun alanları dışında şehrin her yerine yerleşebileceği düşünülmekte, dolayısıyla dava konusu planlarla getirilen ilgili işlevler de heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin eğitim alanı olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin resmi kurum alanı olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin cami olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; ancak çevresinde 7 adet cami olması (dava konusu parselin en yakınındaki İmam Hüseyin Camii yaklaşık olarak 160 m mesafededir), buna karşılık ciddi anlamda sağlık tesisi sıkıntısı olması nedenleriyle öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmamaktadır, ancak dava konusu planlarda öngörülen diğer işlevlerin uygun bulunması durumunda 8.860 kişinin barınacağı ilave konut alanı ortaya çıkacağından Cami Alanı işlevinin de uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu işlevle ilgili plan hükmü bulunmamaktadır ve 4287,05 m2 büyüklüğündeki Genel Otopark Alanı heyetimizce uygun bulunmaktadır. Davaya konu alana ilişkin hazırlanan araştırma raporunda yakın çevre ulaşım bağlantılarına ilişkin kısa bir bilgi paylaşılmış, başka bir analiz yapılmamıştır. 20 m'lik yolların Toplayıcı Yol niteliğinde olduğu, dava konusu planlar ile (özellikle Uygulama İmar Planı ile) Erişim Yolu planlanmadığı görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere erişim yolları farklı kullanımlara doğrudan erişme imkanı oluşturmakta, yaya ve trafik güvenliğini arttırmaktadır. Bu çerçevede, heyetimiz; Erişim Yollarına yer verilmeyerek 15,5 ha (yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğündeki Ticaret-Turizm-Konut Alanının tek parça olarak planlanmış olması nedeniyle dava konusu planın şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine uygun olmadığı görüşündedir. 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlardaki fonksiyonlardan da görüldüğü gibi, davaya konu planlama alanına ticaret, turizm, konut gibi yoğunluk arttırıcı fonksiyonlar ve ibadet alanı (bölgede mevcutta 7 adet bulunuyor) eklenmiş, sağlık tesisi alanı (önceki planda bulunan 4 adet tesisten 1’i) ile kültürel tesis alanı tamamen kaldırılmış, eğitim ile ilgili alanlar azaltılmıştır. İstanbul'da yürürlükte olan ÇDP, belirlediği hedef, ilke, strateji ve politikaları bağlamında değerlendirildiğinde; İstanbul'un donatı alanlarının yeterli olmadığından bahisle birçok hedef, ana strateji ve strateji geliştirdiği görülmektedir. Buna; Yaşam Kalitesini Yükseltmek Hedefi, bu hedef kapsamında Yerleşim Alanlarında Mekansal Kaliteyi Yükseltmek Ana Stratejisi ve bu başlık altında da "İstanbul'da yaşayan tüm kesimleri kentle bütünleştiren kentsel donatı alanlarının ve kamusal açık alanların kent bütünü içinde yeterli, dengeli ve kaliteli hale getirilerek; kentsel hizmet ve fırsatlardan toplumun tüm kesimlerinin yararlanabilme olanaklarının artırılması" örneği verilebilir. Buna karşın dava konusu ÇDP Değişikliği ile donatı alanlarının azaltıldığı görülmektedir. Dolayısıyla heyetimiz; dava konusu ÇDP Değişikliği'nin ÇDP ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozduğu ve yapılan değişikliğin plan hedef ve stratejilerine aykırı olduğu görüşündedir." görüş ve değerlendirilmelerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarının mevcut 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan notlarından alınarak oluşturulduğu, parsele çevresindeki emsallerin üzerinde herhangi bir yapılaşma koşulu getirilmediği, taşınmaza çevresinde yer alan kullanımlar dikkate alınarak çevresi ile aynı fonksiyonlar önerilerek çevre-imar bütünlüğünün korunduğu, imar planlarında ''ticaret-turizm-konut alanı'' fonksiyonu için tanımlanan plan notunun Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde yer alan tanımlardan oluşturulduğu, anılan fonksiyonlar içinde yer alabilecek kullanımlar ayrı ayrı belirtilerek her bir kullanıma ait yapılaşma koşullarının ayrı ayrı tanımlandığı, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması için dava konusu imar planı değişiklerinin yapıldığı, planlama alanının yaklaşık %41,38' inin sosyal ve teknik altyapı alanı olarak planlandığı, alana getirilen ek nüfus için yeterli olacak sosyal donatı alanlarına imar planlarında fazlasıyla yer verildiği, imar planı değişikliklerinin sosyal donatı dengesini bozmadığı ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; 1/100.00 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kanunda verilen her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında dava konusu çevre düzeni planı değişikliği yapılmıştır. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel ve bölgesel donatı alanı” olarak gösterilen ve özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile kullanımı “kentsel yerleşik alan” olarak değiştirilmiştir. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan notlarında,“Kentsel Yerleşik Alan: “Konut ağırlıklı meskun alanlar olup, konut ve konut kullanımına hizmet edecek idari, ticari, sosyal, kültürel ve teknik altyapı tesisleri ile küçük sanayi sitesi vb. kullanımlar yer alabilir. Bu alanlardaki yoğunluk dağılımı, projeksiyon nüfusu, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak şehircilik ilkeleri ve planlama esasları dahilinde alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” şeklinde tanımlanmıştır. Dava konusu taşınmaz için önerilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği plan notları 1. “Planlama alanı İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... mahallesi, ... ada 10 no.lu parseli kapsar. 2. 1/100.000 ölçekli İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... mahallesi, ... ada 10 no.lu parseli ait çevre düzeni planı değişikliği, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütündür. 3. Kentsel yerleşik alan; konut ağırlıklı meskûn alanlar olup, konut ve konut kullanımına hizmet edecek idari, ticari, sosyal, kültürel ve teknik altyapı tesisleri ile küçük sanayi sitesi vb. Kullanımlar yer alabilir. Bu alanlardaki yoğunluk dağılımı, projeksiyon nüfusu, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak şehircilik ilkeleri ve planlama esasları dahilinde alt ölçekli planlarda belirlenecektir. 4. Bu plan ve plan hükümlerinde yer almayan konularda mevcut 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan hükümleri, 3194 sayılı imar kanunu ve ilgili yönetmelikler geçerlidir.” şeklindedir. Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır. Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir. Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan notları ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği açıktır. Bu itibarla, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen yetki doğrultusunda, daha önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel ve bölgesel donatı alanı” olarak gösterilen, ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek yaklaşık 286.237,21 m²lik uyuşmazlık konusu taşınmazda yapılan çevre düzeni planı değişikliğinin; fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve çevredeki kullanımlar ile bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış olduğu, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şeklini ortaya koyan genel arazi kullanım kararı getirildiği görüldüğünden, uyuşmazlık konusu taşınmazın ''kentsel yerleşik alan'' olarak belirlenmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden; Planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından yapılan incelemede, Özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmazda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, dava konusu imar planları yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu işlemler ile aynı zamanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak taşınmazın "kentsel yerleşik alan" olarak planlandığı, üst planlarda planlama alanının genel işlevinin kentsel yerleşik alan/meskun alan olarak belirlendiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ait plan notlarının “8.1.32. Meskun Alan: Ağırlıklı olarak konut yapılanmalarının yer aldığı alanlardır.” düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Yukarıda hukuka uygun olduğu değerlendirilen dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile ''kentsel yerleşik alanı' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının, taşınmaza ''kentsel yerleşik alan'' kullanımı içerisinde yer alabilecek "ticaret-turizm-konut alanı- ticaret-konut alanı - eğitim alanı - kamu hizmet alanı, ibadet alanı - millet bahçesi - park- raylı toplu taşıma istasyon alanı - genel otopark alanı ve yol " fonksiyonlarının getirilmesinin üst ölçekli plana aykırılık oluşturmadığı, parsel bazlı olarak yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, üst ölçekli planla belirlenen fonksiyona uygun olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Çevre ve imar bütünlüğüne, sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri ve plan notları bakımından yapılan incelenmede, Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notlarında: "Ticaret-Turizm-Konut Alanı için İşlevsel Kullanım Kararlarının: Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Konut alanında yapılaşma koşulları alt ölçekli imar planlarında belirlenecektir. " düzenlemesine, Uygulama İmar Planında da; “Ticaret-Turizm-Konut alanında; Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Turizm-Konut alanında yapılaşma koşulları E=2.07 ve yençok=20 kattır. Planda belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır. Bu alanda sadece ticaret ya da sadece turizm yapılması halinde çekme mesafelerinin içi tamamen kullanılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla birlikte, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır. " kuralına, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." kuralına yer verilmiştir. Planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi zorunludur. Zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabilmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesinin 9.fıkrası uyarınca karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların nazım imar planında ayrıştırılması zorunluluğu bulunmadığı buna karşın uygulamaya esas olan imar planı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlerlenen fonksiyonların ayrıştırılması zorunlu olduğundan uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında bu yönden bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz bırakıldığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut, ticaret ve turizm alanları gibi karma kullanım alanlarında kullanımların netleştirilmesi gerekte olup netleştirmenin proje aşamasına bırakılmasının uygulamada belirsizlik oluşturacağı açıktır. Dosyada bulunan plan açıklama raporu incelendiğinde, TİCARET+TURİZM+KONUT ALANI yüzölçümünün 155.496,28 m2 olduğu ve toplam alanın %54,32 'sine tekabül ettiği, buna karşın plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek toplam emsal oranının oldukça yüksek bir rakam olan %90'na kadar bir oranda konut konut yapımına izin verilerek, planların toplam karma kullanım alanı içerisindeki kullanım alanının belirsiz bırakıldığı, neredeyse tamamına yakın bir oranda konut kullanımına izin verildiği, bu halde çok yüksek bir nüfus yoğunluğuna yol açma ihtimali taşıdığı, bu husustaki belirsizliğin planın uygulanması aşamasında giderilmesinin konut yoğunluğunun sosyal donatı alanına etkisi göz önünde tutulduğunda sosyal donatı dengesinin bozulmasına yol açacağı, planın işlevselliği açısından alanda yaşayacak nüfusun ne kadar olacağı ve bu nüfus için ne kadar sosyal donatı alanı ayrılması gerektiği ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin planlama aşamasında daha belirli olması gerektiği açıktır. Bu durumda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyuşmazlık konusu taşınmaza ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilmesi halinde bu kullanımların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin " İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrası ile 24. maddesinin, 9. fıkrası ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği 19. maddesi, 1. fıkrası, (ğ) bendindeki hükümlere uygun şekilde karma kullanım oranları ayrıştırılarak, açık ve net biçimde tanımlanması gerekmektedir. Davalı idarece planlama alanının yaklaşık %45,58 'inin sosyal donatı alanı olarak planlandığı belirtilmekte ise de, kalıcı nüfusun miktarı belli olmadığından tam bir nüfus hesabı yapılamadığı donatı ihtiyacının sadece yeni planlanan alanın ihtiyacı olan ek nüfus için gerekli olan alan ile sınırlı olmadığı, bu nedenle sosyal donatı açısından çevre bütünlüğünde dengenin aleyhe olarak bozulabileceği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu nazım imar planı ve uygulama imar planının birbirinin kopyası biçiminde hazırlanmasının mevzuatta öngörülen plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olmadığı, uyuşmazlık konusu alana ticaret - konut ve ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilirken oldukça yüksek ve belirsiz oranda (%90) konut kullanımına izin verildiğinden yerleşik nüfusun belirli olmaması nedeniyle ihtiyaç olan sosyal donatı alanı miktarının hesaplanmasını dava konusu imar planları ile olanaksız kıldığı, uygulama imar planında kullanım kararlarının somutlaştırılması gerekirken yapılmayıp ve hatta sosyal donatı hesabı yapılmasını engelleyecek nitelikte ucu açık emsal kullanımı düzenlemesinde ve plan açıklama raporunda imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin kısmı yönünden İPTALİNE, 2. Dava konusu 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı tutarındaki ...-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.