4. Hukuk Dairesi 2013/264 E. , 2013/18215 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 20/05/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafın…
**4. Hukuk Dairesi 2013/264 E. , 2013/18215 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 20/05/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili, davalılardan ...'nın sahibi olduğu.....gazetesinin 06/04/2011 tarihli nüshasında birinci sayfada "neşterin diyeti vekil adaylığı" manşeti ile verilen, aynı haberin 16. sayfadaki devamında "....neşterin diyetini listelerde verdi" başlığı ile, diğer davalı ... tarafından hazırlanarak verilen haberde, müvekkilinin kişilik haklarına saldırı oluşturacak, iftiraya varacak derecede yayın yapıldığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalılar vekili; davalılardan ...'ya husumet yöneltilemeyeceği, davaya konu haberin eleştiri mahiyetinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu yayının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu yayında ilk sayfada “....." başlığı altında "..... listelerine şimdi de yolsuzluk ve "diyet borcu" gölgesi düştü. ....adayı eski...savcısı ...'ın ....'nu ...'daki 5 milyar dolarlık usulsüzlük davasında sanık olmaktan kurtardığı ortaya çıktı." cümlelerinden sonra haberin devamında 2002 yılında dönemin .... Bakanı ....'ın, davacının .... Genel Müdürü olduğu dönemde, ...'daki alımlarda yolsuzluk iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan ve kamuoyunda "... operasyonu" olarak bilinen soruşturmadan bahsedilmiş, soruşturmayı yürüten... Savcısı ...'ın 8 yıl sonra davacı tarafından .... İlinden kontenjandan milletvekili adayı gösterildiği belirtilmiştir. Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ... eski Savcısı ....'ın 2011 yılı seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmesi nedeni ile "... operasyonu" olarak bilinen soruşturma yeniden gündeme gelmiş ve eleştiri konusu yapılmıştır. Bu kapsamda, toplumun ilgisini çeken ve güncel bir konuda değerlendirme yapıldığına göre; yayında özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının siyasi parti lideri olması da gözetildiğinde ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, bu itibarla kişilik haklarının saldırıya uğradığından söz edilemeyeceği ve korunması gereken üstün yararın basın özgürlüğü olduğu benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle istemin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.21/11/2013