Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/867 E. , 2024/2790 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/867 Karar No:2024/2790 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Dünya Petrol Nakliyat İnşaat Gıda Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRE…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/867 E. , 2024/2790 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/867 Karar No:2024/2790 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Dünya Petrol Nakliyat İnşaat Gıda Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/ç maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğinin tespit edildiğinden bahisle davacıya ait akaryakıt istasyonunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) Denetim Dairesi Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlem sonucunda tesis edilen ...tarih ve ... sayılı mühürleme tutanağının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı şirket temsilcisi Ö.T. hakkında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ve... tarih ve...sayılı vergi suçu raporuna binaen Suruç Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/3013 soruşturma numaralı dosyası üzerinden 28/09/2022 tarihli iddianamenin düzenlendiği ve kovuşturmanın ise... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında devam ettiği, Bu durumda, davacı şirket temsilcisi hakkında vergi suçu nedeniyle açılmış bulunan kovuşturmanın devam ettiği anlaşıldığından, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan, vergi suçunun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi sonrası kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar tüm faaliyetlerin geçici olarak durdurulacağına ilişkin hüküm dikkate alındığında, piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurularak istasyonun mühürlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi üzerine; Anayasa Mahkemesinin 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, Kanun koyucu tarafından söz konusu iptal gerekçeleri dikkate alınarak 27/12/2023 tarihinde kabul edilen ve 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle anılan maddenin yeniden düzenlendiği, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde yapılan yeni düzenlemede, Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı; Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçeler göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu işleme dayanak alınan Kanun maddesinde yapılan yeni düzenlemenin dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla davacı lehine yeni bir hukuki durum oluşturmadığı, davacı şirket yetkilileri hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla da ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sahte belge kullanılmadığı, yalnızca vergi suçu raporu düzenlenmesinin yaptırım uygulanması için yeterli olmadığı, süresi dahi belli olmayan, maddi varlıklarına ciddi zararlar verebilecek nitelikteki mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HaKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda 10/03/2022 tarihinde gerçekleştirilen denetim neticesinde, otomasyon sisteminde yapılan manipülasyon ile tanklardaki doluluk seviyesinin sabitlendiği, satış işlemi gerçekleştirildiği halde bunun sisteme yansımadığı, tanklardaki fiziki ölçümler ile otomasyon sistemindeki verilerin uyuşmadığı, ödeme kaydedici cihazda da "EKÜSÜZ versiyon" yüklenmek suretiyle manipülasyon yapıldığı, anılan fiilin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/ç maddesi uyarınca kaçakçılık suçunu oluşturduğundan bahisle davacı şirket yetkilisi hakkında ... tarih ve... sayılı vergi suçu raporu düzenlenmiştir. Anılan rapor ve ekleri Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca değerlendirilmiş, kamu davası açılabilmesi için gerekli yasal şartların oluştuğu ve konunun Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmesi hususunda mütalaa verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığınca olumlu mütalaa formu ve vergi suçu raporu ekleriyle birlikte Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına sunularak suç duyurusunda bulunulmuş, akabinde de gerekli değerlendirmede bulunulmasını teminen ilgili belgeler davalı Kuruma gönderilmiştir. Davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda, davacıya ait akaryakıt istasyonunun mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması konulu ... tarih ve ... sayılı işlemine istinaden akaryakıt istasyonu 29/04/2022 tarihinde mühürlenmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; 1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler, 2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir. b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir... ç) Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül" başlıklı 367. maddesinde ise, "Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir. 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder. Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine talik olunur. 359 uncu maddenin (ç) ve (d) fıkralarında yazılı suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenir ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmaz. (...)" kuralı yer almaktadır. 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinde, "Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralı yer almıştır. Anılan kanun değişikliğinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümleri Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibare, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirilmiş ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır." cümleleri eklenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda 7318 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler dikkate alındığında, Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a), (b) ve (ç) fıkraları kapsamında yazılı suçların işlendiğinin vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından tespiti halinde, ilgili "rapor değerlendirme komisyonu" mütalaasıyla durumun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirileceği, ayrıca bu hususta Kuruma da bildirimde bulunulacağı ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetlerin geçici olarak durdurulacağı anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan bölümün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine dair yukarıda anılan kararında, "...5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanıyan bir düzenleme bulunmadığı gibi kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya beraat kararının verildiği ancak henüz kesinleşmediği döneme dair bir istisnanın da yer almadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında idarenin tespitinden farklı bir değerlendirme yapıldığı durumlarda kuralın idarenin tedbir işlemini sebep unsuru yönünden yeniden gözden geçirmesine imkan tanımadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilerek kaldırılmasına veya bu süre zarfında faaliyetin geçici olarak durdurulmasında daha hafif tedbirin uygulanmasına imkan tanımayan kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklediği ve kamu zararının önlenmesi biçimindeki amaç ile teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlama arasındaki makul dengenin bozulduğu, kuralın orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlamaya neden olduğu anlaşılmaktadır..." gerekçesine yer verildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı henüz yürürlüğe girmeden, 27/12/2023 tarihinde 7491 sayılı Kanun'un 48. maddesiyle getirilen yeni düzenleme ile 5015 sayılı Kanun'da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak; geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının, Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirileceğine, ayrıca mahkumiyet dışında bir karar verilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca haberdar olunması durumunda kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağı yönünde değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, vergi incelemesi neticesinde kaçakçılık fiilinin işlendiğine kanaat getirilmesi ve savcılığa suç duyurusunda bulunularak durumun Kuruma bildirilmesinden sonra, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da açılan ceza davasında mahkumiyet dışında bir hüküm verilmesi halinde tedbir niteliğinde olan mühürleme işleminin dayanaksız kalacağı açıktır. Bununla birlikte, her ne kadar 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, mahkumiyet dışında bir karar verilmesi durumları ile birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde de mühürleme işleminin derhal kaldırılacağı kural altına alınmış ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, maddi ve hukuki sebepleri ile hukuk aleminde ortaya çıkardığı sonuçlar itibarıyla beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarından oldukça farklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile mahkemece açıklanmış bir kararın mevcudiyeti ve bu tip bir kararın ortaya çıkarabileceği hak mahrumiyetleri söz konusu olmasa da, açıklanması geri bırakılmak suretiyle hukuk aleminde etki ve sonuç doğurması engellenen karar içerdiği maddi vakıa tespiti ve bu tespite uygulanacak ceza normun tayini bakımından nihayet askıda bir mahkumiyet kararıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile önce mahkumiyet kararı verilmekte ve bunun üzerine söz konusu mahkumiyet kararının kesinleşmesini önleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmektedir. Şu halde, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişinin beraat ettiğinden yahut yargılanmasına mesnet somut tespit ve delillerin hükmünün ortadan kalktığından söz etmek mümkün değildir. Dava dosyasının incelenmesinden, 10-11/03/2022 tarihlerinde davacıya ait akaryakıt istasyonunda gerçekleştirilen denetim neticesinde, otomasyon sisteminde yapılan manipülasyon ile tanklardaki doluluk seviyesinin sabitlendiği, satış işlemi gerçekleştirildiği halde bunun sisteme yansımadığı, tanklardaki fiziki ölçümler ile otomasyon sistemindeki verilerin uyuşmadığı, ödeme kaydedici cihazda da "EKÜSÜZ versiyon" yüklenmek suretiyle manipülasyon yapıldığı, tüm bu hususların istasyon yetkililerinin de imzası bulunan 11/03/2022 tarihli tutanakla tespit edildiği, öte yandan davacı şirket temsilcisi hakkında sayılı vergi suçu raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda da 11/03/2022 tarihli tutanakta tespit edilen hususlara yer verilerek, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/ç maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiği yönünde kanaat belirtildiği görülmektedir. Davacı şirket yetkilisi hakkında sahte belge düzenleme fiilini işlediğinden bahisle Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan yürütülen yargılamada ise ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile şirket yetkilisinin üzerine atılı suçu işlediği belirtilmekle birlikte, infaz hukukuna ilişkin rejimler gözetilmek suretiyle verilen 1 yıl, 8 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Buna göre, 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesinde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde durumun Kurumca haberdar olunması üzerine mühürleme işleminin derhal kaldırılacağı kural altına alındığından, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2024 tarihli kararı üzerine mühürleme işleminin kaldırılması gerektiği açık olmakla birlikte, ilgili akaryakıt istasyonunda gerçekleştirilen denetim neticesinde düzenlenen 11/03/2022 tarihli tutanakta tespit edilen hususlar ile davacı şirket temsilcisi hakkında düzenlenen ...tarih ve ... sayılı vergi suçu raporunda tespit edilen hususlar göz önüne alındığında, geçici bir tedbir niteliğinde olan mühürleme işleminin somut ve hukuki dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yolundaki karar üzerine mühürleme işleminin kaldırılacak olması, dava konusu tedbiri hukuka aykırı kılmayacaktır. Bu durumda, her ne kadar Kanun'un açık hükmü dolayısıyla mühürleme işleminin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerine kaldırılması yasal bir zorunluluk ise de, dosya içeriğinden haklı gerekçeleri bulunduğu anlaşılan ve bir idari tedbir mahiyetinde olan dava konusu mühürleme işleminde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/06/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasında, idari yaptırımların; tedbirler, lisans iptalleri ve idari para cezalarından oluştuğu belirtilmiş olup, aynı maddenin ikinci fıkrasına 7318 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen (g) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a), (b) ve (ç) bentleri kapsamında yazılı suçların işlendiğinin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirileceği, ayrıca bu hususta Kuruma da bildirimde bulunulacağı ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetlerin geçici olarak durdurulacağı kurala bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı iptal kararının gereği yerine getirilerek, 27/12/2023 tarihinde 7491 sayılı Kanun'un 48. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine eklenen düzenleme ile tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak; geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirileceğine, ayrıca, mahkumiyet dışında bir karar verilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise, Kurum'a yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca haberdar olunması durumunda kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapılmıştır. Bilindiği üzere, idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, işlemin tesis edildiği tarihteki hukukî duruma göre yargısal denetim yapılmaktadır. Ancak, idari yaptırım kararlarına karşı açılan iptal davaları görülmekte iken, davacı lehine yeni hukuki durumların ortaya çıkması durumunda bu yeni hukuki durumun dikkate alınarak uyuşmazlıkta derhal uygulanması hukukun genel ilkelerindendir. Aksi yönde yapılacak bir yorum, geçici durdurma işleminde olduğu gibi bu idari tedbirin yargı mercileri tarafından kaldırılmamasına ve bu şekilde tedbirin ilgili idare tarafından kaldırılıncaya kadar uygulanmaya devam edilmesine neden olacaktır. Oysa derhal uygulanma ilkesi, tedbir kararını alan idari makamlar ile sınırlı olmayıp, yargı mercileri tarafından görülmekte olan davalarda da dikkate alınması gereken bir ilkedir. Aktarılan mevzuat gereğince, idari tedbir uygulanmasına neden olan fiilin işlendiğinin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinden sonra lisanslı faaliyetin geçici durdurulmasına ilişkin işlemin tesis edildiği ve tedbir kararının adli yargı süreci ile beraber devam ettiği, adli yargı sürecinde verilecek karara göre geçici durdurma tedbirinin kaldırılıp kaldırılmayacağına karar verildiği dikkate alındığında, idari yargı sürecinin adli yargı sürecinden tamamen bağımsız görülemeyeceği, idari yargı sürecinin adli yargı süreci ile aynı hukuki sonuçları doğurması gerektiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişinin teknik olarak denetim süresi sonuna kadar "sanık" sıfatı devam etmekte olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin getiriliş amacı da göz önüne alındığında, hüküm açıklanmadığı sürece masumiyet karinesinin korunması ve kişinin gerek adil ve gerekse de idari süreçlerde suçluymuş gibi yaptırıma tabi tutulmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Yine, kanunun sistematik yorumundan, 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve beraat kararı ile aynı hukuki sonuca bağlandığı, verilen bu kararlar üzerine mühürleme işleminin derhal kaldırılacağının açıkça belirtildiği görülmektedir. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı, kanuna aykırı olarak mahkumiyet kararı ile aynı hukuki sonuca bağlamak ve kanunun açık hükmüne rağmen geçici durdurma tedbirinin kaldırılmasına karar vermemek genel hukuk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu itibarla, 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesinin açık hükmü uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişilere yönelik mühürleme işlemi tesis edilmesinin mümkün olmadığı, hakkında herhangi bir mahkumiyet hükmü bulunmayan ve masumiyet karinesinden yararlanan kişilerin suçluymuş gibi idari yaptırım altında tutulmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.