Başvuru, Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanımıyla başvurucuların yakınının anne kucağından düşerek yaralanması ve sağlık çalışanlarının can güvenliklerini gerekçe göstererek hastaya yardıma gelmemesi neticesinde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanımıyla başvurucuların yakınının anne kucağından düşerek yaralanması ve sağlık çalışanlarının can güvenliklerini gerekçe göstererek hastaya yardıma gelmemesi neticesinde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Olayların arka planı yönünden PKK/KCK Terör Örgütü, Çözüm Süreci ve 6-7 Ekim Olayları ile ilgili açıklamalara Gazal Kolanç ve diğerleri [GK] (B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28) kararında yer verilmiştir. Türkiye, 2015 yılı Temmuz ayından itibaren giderek yoğunlaşan terör saldırılarına maruz kalmıştır. Tırmanan terör saldırılarını PKK/KCK terör örgütünün öz yönetim ilanları izlemiştir. Öz yönetim ilan edilen bölgelerde Öz Savunma Birlikleri (ÖSB) adı altında silahlı gruplar oluşturan PKK terör örgütü, bu gruplar ve YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) eliyle yollara barikat kurma, hendek kazma ve tünel açma gibi eylemlerde bulunmuştur (Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 25-27). Öz yönetim ilan ettiği tüm bölgelerde benzer bir strateji ile barikat ve hendeklere patlayıcı döşeyen, yolları patlayıcı düzenek kurmak suretiyle tuzaklayan ve karargâh olarak kullandığı binaları tünel kazarak birbirine bağlayan örgüt, bu şekilde ulaşımı engellediği bölgelerde güvenlik güçleri ve sivilleri hedef alan saldırılar düzenlemiştir. Yollar, köprüler, okul ve hastaneler dâhil kamu binaları, ambulanslar dâhil kamuya ve özel kişilere ait araç ve eşyaların terör saldırılarına maruz kalması, bir kısmının tahrip edilmesi neticesi eğitim, sağlık ve ulaşım gibi temel kamu hizmetlerine erişim durma noktasına gelmiştir (Cizre Devlet Hastanesine roketatar ve uzun namlulu silahlar kullanılarak yapılan terör saldırıları ile Cizre ilçesinde terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen saldırılar, oluşturulan hendek ve barikatlarla ilgili arka plan bilgisi için ayrıca bkz. Naile Bülbül, B. No: 2018/11016, 2/2/2022, § 24; Emine Gerez ve diğerleri, B. No: 2018/37620, 2/2/2022, § 33). Bu gelişmelerin ardından öz yönetim ilan edilen bölgelerde terörle mücadele için geniş çaplı operasyonlar başlatılmıştır. Terör saldırıları ve devamında kamu düzeninin yeniden tesisi için yapılan güvenlik operasyonlarında yüzlerce güvenlik görevlisi şehit olmuş, binlercesi yaralanmıştır (hendek olayları ile ilgili açıklamalar için ayrıca bkz. Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, §§ 10-13). Terörle mücadele operasyonlarının düzenlendiği bazı yerlerde ise sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır. Bu kapsamda Şırnak Valiliği Cizre ilçesinde ilk olarak 4/9/2015 tarihinden itibaren terör örgütü mensuplarının etkisiz hâle getirilmesi, mayın ve patlayıcılarla tuzaklanmış barikat ve hendeklerin bertaraf edilmesi, vatandaşların can, mal güvenliğinin ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıklamıştır. Cizre'de bu tarihten itibaren çeşitli defalar kaldırılıp yeniden uygulamaya konulan ve uygulama saatleri değiştirilen sokağa çıkma yasağı 10/4/2017 tarihinde tamamen kaldırılmıştır (Gazal Kolanç ve diğerleri, § 28). Başvuruya konu olayın meydana geldiği 4/9/2015 tarihinde Cizre'de tam gün esasına göre uygulanmakta olan sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Başvurucu Abdullah Yaramuş 10/8/2015 tarihinde dünyaya gelen T.Y.nin babası; başvurucu Susin Yaramuş ise annesidir. Başvuru formuna göre olay günü 4/9/2015 tarihinde başvurucuların yaşamakta oldukları Cizre ilçesinde sokağa çıkma yasağının ilanından sonra gece elektrikler kesilmiş, telefon hatları ulaşılamaz hâle gelmiştir. Başvurucular havanın sıcak olması sebebiyle bebekleri T.Y.yi de alarak Nur Mahallesi Özgür Sokak'ta bulunan evlerinin balkonuna çıkmıştır. Gece vakti çok yüksek bir ses duyan başvurucuların evinin avlusuna bir cisim düşmüş, bunun üzerine korkuyla içeri girmeye çalışan Susin Yaramuş kucağında bulunan bebeği ile yere düşmüştür. Yere düşürülmesinden bir süre sonra ateşi yükselmeye başlayan bebek kusmuştur. Sabah saat 00 sıralarında 112'yi arayan başvurucular ambulans istemiş ancak 112 görevlileri adrese 100 metre mesafedeki Saltan Sokak'a geldiklerinde can güvenliklerinin tehlikede olması gerekçe gösterilerek güvenlik görevlileri tarafından durdurulduklarını, bebeği Botan Hastanesine getirmelerini söylemiştir. 5/9/2015 tarihinde gün boyu ısrarla 112'yi arayan başvurucular saat 00 sıralarında doktor olduğunu söyleyen biri ile görüşmüşler, doktor kusmayı engellemek için telefon ile öneriler vermiştir. Önerilerin işe yaramaması sonucu bebek anne ve babasının kucağında 6/9/2015 tarihinde saat 00'te can vermiştir. Başvurucular sabah saatlerine kadar bebeklerinin cenazesi ile birlikte kalmışlar, soğutucu bulunmadığı ve elektrik olmadığı için yakında bulunan Şeyh Sait Camisi'nin soğuk sayılan bir bölümüne cenazeyi götürmüşlerdir. Cenaze iki gün burada bekletildikten sonra beyaz bayraklarla İdil Caddesi'nde bekleyen Cizre Belediyesi cenaze nakil aracına konulmuş, başvurucu Abdullah Yaramuş'un birlikte gitmesine izin verilmediği için ilk işlemler kimliği belirsiz olarak gerçekleştirilmiştir. Başvurucular, sokağa çıkma yasağının kaldırıldığının ilan edilmesi üzerine otopsi işleminin ardından 13/9/2015 tarihinde bebeğin cenazesini teslim alarak Cizre ilçesinde defnetmiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucu Susin Yaramuş hakkında taksirle öldürme eyleminden soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu Abdullah Yaramuş, Başsavcılık tarafından müşteki sıfatıyla alınan 27/11/2015 tarihli ifadesinin ilgili kısmında sokağa çıkma yasağının ikinci günü saat 00 sıralarında evinin bahçesinde ailesiyle birlikte oturduğunu, evin dış kapısının önünde meydana gelen patlamadan sonra zeminden yarım metre yüksekte bulunan balkondan içeriye girmeye çalıştığını, eşinin ayağının takılması üzerine bebek ile birlikte yüz üstü betonun üzerine düştüğünü, bebek düştüğünde bilincinin açık olduğunu, çok şiddetli biçimde ağlamaya başlayan bebeğin annesi tarafından emzirildikten sonra sakinleştiğini ancak 10-15 dakika sonra kusmaya başladığını, ateşinin yükselmesi üzerine 112'yi aradığını, görevlilerin gece vakti gelemeyeceklerini söylediğini, bebeğin gece ateşinin yükseldiğini ve defalarca kustuğunu, sabah eşinin 112'yi aradığını, gelen ambulansın Saltan Sokak'ta polisler tarafından bekletildiğini, tekrar 112'yi aradıklarında Botan Hastanesinin yakınına gelmelerinin istendiğini, gece saat 00 sıralarında bebeğin vefat ettiğini, sabah HDP Şırnak milletvekili F.S.yi aradığını, F.S.nin cenazeyi Nur Mahallesi içerisinde bulunan camiye getirmesini söylediğini, komşusu ile birlikte bahçe duvarlarını delerek cenazeyi götürdüğünü, bebeğin ölümüne sebep olanlardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Başvurucu Susin Yaramuş, Başsavcılık tarafından şüpheli sıfatıyla alınan 27/11/2015 tarihli ifadesinin ilgili kısmında sokağa çıkma yasağının ikinci günü akşam 00 sıralarında evin dış kapısının önünde meydana gelen patlama üzerine bulundukları bahçeden eve balkonu kullanarak girmek isterken ayağının takıldığını ve kucağındaki bebeğiyle beton zemine düştüğünü, bebeğin şiddetli biçimde ağlaması ve kusarak ateşlenmesi üzerine defalarca 112'yi aradıklarını ancak görevlilerin gelemediğini, ertesi gün gece saat 00'te bebeğinin vefat ettiğini, eşinin cenazeyi bahçe duvarını delerek Nur Mahallesi içerisinde bulunan camiye götürdüğünü, bebeğin ölümüne sebep olanlardan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Başsavcılık tarafından düzenlenen 7/9/2015 tarihli Adli Ölü Muayene Tutanağında, kimliği belirsiz erkek bebek cesedinin Cizre Devlet Hastanesi morgunda yapılan harici ölü muayenesi sonucu kesin ölüm sebebinin tespiti için cesedin Şırnak Adli Tıp Kurumuna sevkinin gerektiği belirtilmiştir. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7/9/2015 tarihinde yaptırılan otopsi işlemi neticesinde tanzim edilen tutanakta cesetten toksikolojik inceleme için mide mukozası, histopatoloji için beyin ve kalp bütün olmak üzere, akciğer, karaciğer, böbrek, dalak, timus örneği ve kimliklendirme için kemik parçası alındığı belirtilerek bebeğin kesin ölüm sebebinin toksikolojik ve histopatolojik inceleme için alınan örneklerin sonuçları çıktıktan sonra belirlenebileceği kanaati açıklanmıştır. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 12/9/2015 tarihli Defin İzin Belgesi ve Teşhis Tutanağında erkek bebek cesedinin 10/8/2015 doğumlu T.Y. olduğunun Abdullah Yaramuş tarafından ifade edildiği ve cesedin teslimin gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 9/2/2016 tarihli Toksikoloji Raporunda mide muhteviyatında sistematikte yer alan maddelerin bulunmadığı; 25/2/2016 tarihli Histopatoloji İnceleme Raporunun ilgili kısmında beyinde subaraknoidal mesafede minimal kanama, parankimde konjesyon tespiti yapılmıştır. Başsavcılık tarafından şüpheli Susin Yaramuş hakkında taksirle öldürme suçundan 5/10/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararda özet olarak şüphelinin dışarıdan gelen silah ve patlama sesleri sebebiyle yaşadığı korku ve panik neticesinde eve girmeye çalışırken bebeği ile birlikte yere düştüğü, bebeğin ölümünün beyin kanaması geçirmesine bağlı olduğunun 25/2/2016 tarihli Adli Tıp Kurumu inceleme raporunda belirtildiği, şüphelinin bebeğinin ölümünde taksir derecesinde dahi kusurunun bulunmadığı, kaldı ki şüphelinin taksirli bir hareketi neticesinde bebeğinin ölümüne neden olduğu kabul edilse dahi büyük bir acı ve mağduriyet yaşayan şüpheliye ceza verilmeyeceğinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda açık bir şekilde düzenlediği, şüphelinin evinin bulunduğu sokak ve çevresinde güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları arasında şiddetli çatışmalar yaşandığı, 112 ekiplerinin can güvenliği sebebiyle olay yerine gelip yaralı bebeğe müdahale edemediği gerekçesi açıklanmıştır. Başvurucular; ölümde ihmali bulunan kişiler hakkında değil de mağdur olan anne hakkında soruşturma yürütüldüğünü, bebeğin vefatından sonraki süreçte de mağdur olduklarını belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca eve düşen cismin tetikleyici olduğunu, tıbbi müdahalenin yapılmasına engel olan güvenlik güçleri ile azimli biçimde davranmayan ambulans personeli ve bu koşulların oluşmasına neden olan sokağa çıkma yasağı uygulayıcılarının asıl şüpheliler olduğunu, olay yerinin sokağa çıkma yasağı kalkmış olmasına rağmen incelenmediğini belirterek karara itiraz etmiştir. Başvurucuların itirazını inceleyen Cizre Sulh Ceza Hâkimliğince 2/1/2018 tarihinde itiraza konu kararın yerinde olduğu, bunun dışında inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, müştekilerin olayla ilgili her zaman belirtmiş oldukları şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunabilecekleri gerekçesi açıklanarak itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Başvurucular nihai kararı 10/1/2018 tarihinde öğrendikten sonra 9/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucuların 21/9/2017 tarihinde Mardin İdare Mahkemesinde İçişleri Bakanlığı ve Şırnak Valiliği aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat istemli davanın; davacıların yakınının sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşanan çatışmalar nedeniyle yaralandığı ve zamanında müdahale edilememesi sonucu hayatını kaybettiği iddiasını ispata elverişli herhangi bir tespit, bilgi ve belgenin ortaya konulamadığı, zarar ile nedensellik bağı kurulabilecek idarenin herhangi bir eyleminden söz edilemeyeceğinden idareye atfedilebilecek hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk sebeplerine gidilebilecek bir hususa rastlanılmadığı, olayın terör veya terörle mücadeleden kaynaklandığı yönünde bir bulgunun yer almadığı, dolayısıyla sosyal risk ilkesinin koşullarının da gerçekleşmediği anlaşılmakla davalı idarelerin sorumluluk türlerinden herhangi biri içerisinde değerlendirilmesi imkânı bulunmayan olay nedeniyle meydana gelen zararın davalı idarelerce tazmini mümkün olmadığı gerekçesi açıklanarak 18/11/2020 tarihinde reddine karar verilmiştir. Karar istinaf incelemesindedir.