İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :13/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :13/04/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2851 KARAR NO : 2026/849 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas ve ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :13/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :13/04/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının bu borca itirazda bulunduğunu, davacının takip alacaklısı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir nakit alışverişi olmadığı, ancak takibe konu senet üzerinde nakden ibaresi bulunduğu, bu duruma itirazda bulunduklarında ... İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde " davacının müvekkil alacaklı arasında zirai ürün alışverişinden kaynaklı ticari ilişki mevcut bulunmaktadır. Bu nedenle müvekkil davacı-borçluya zirai ürün satmış olup borçlu adına buna binaen fatura kesilmiş ve karşılığında davacıdan senet alınmıştır" şeklinde ifade ederek müvekkili ile davalı arasında bir mal alışverişi olduğunu ikrar ettiğini, taraflar arasında bir mal alışverişi olmadığını, icraya konu faturalara karşı davacıya faturada belirtilen malların teslim edilmediğini ve teslim fişi düzenlenmediğini, düzenlenen faturanın davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini ve böyle bir borcun olmadığını açıklanan nedenlerle müvekkilinin takip doyasında asıl alacak ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;işbu davanın davacı tarafından tamamen kötü niyetle açılmış olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu bonoda nakden yazılan ifadenin davalı müvekkil ile nakit para alışverişi olduğunu ifade etsede bu iddianın hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, bononun sebepten mücerret olduğu malen veya nakden yazılmasının bononun dayanağını ispat anlamı taşımadığı, borçlu davacı borçlu olmadığını kendisinin ispat etmesi gerektiği, davacının kendisine tebliğ edilen faturaya itiraz etmeyerek fatura içeriğini ve borcunu kabul ettiğini, borçlunun borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğunu davacı tarafından açılan haksız davanın reddine karar verilmesini ve davacı tarafın kötü niyet olmasından dolayı alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini dilemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, ispat yükünün alacaklıda olduğundan bahisle davalı alacaklıya yemin delili hatırlatılmış olduğunu, davalı taraf yemin delilini kullanacağını belirterek süre istemiş ancak sonradan yemin delilinden vazgeçtiklerini bildirdiğini, davacı tarafın yeminin eda edilmesine hazır olunduğuna dair bir beyanı bulunmadığından HMK 227/2. maddesinin uygulanmasına gerek görülmediğini, netice olarak ispat yüküne dair yapılan açıklamalar ışığında davalı alacaklının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borca ve imzaya itiraz ederek dava açabilecek durumda iken menfi tespit davası açmakta davacın hukuki yararı bulunmadığını, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu faturaya itiraz edilmemesimin borcun var olduğunu kanıtlar nitelikte olmadığı, davacı taraf, ticari ilişkinin gerçekleştiği tarihte defter tutmadığından dolayı ticari defter kaydı sunulmamış olup, yukarıda açıklanan ve aşağıda yer verilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, ispat yükü kendisinde olan davacı/borçlu yanın ticari defter kayıtları da incelenmediği, davacı taraf ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı/borçlu ile müvekkil davalı/alacaklı arasında ticari ilişki devam ederken, müvekkilin alacaklı tarafından fatura kesilerek davacı/borçluya tebliğ edildiğini, bu husus da cevap dilekçesinde ayrıca ve açıkça belirtildiğini, müvekkil tarafından sunulan senet, borçluya tebliğ edilerek borçlu tarafından itiraz edilmeyen faturayla desteklendiği ve davacı/borçlunun borçlu olduğunun ispatlandığını, buna karşılık mahkeme tarafından faturaların tebliğ edilip edilmediği de bilirkişi tarafından araştırılmadığını, işbu sebeple eksik inceleme yapılarak müvekkil aleyhine karar verilerek davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı hakkında Erdemli İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip alacaklısı davalıya herhangi bir borcunun olmadığı, taraflar arasında herhangi bir nakit alışverişi olmadığı, takip konusu senet üzerinde nakden ibaresi bulunduğu, icra hukuk mahkemesinde mal alışverişi olduğunun ikrar edildiği, mal alışverişi olmadığı, herhangi bir mal teslim edilmediği belirtilerek borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş, davalı vekili bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu, davacının fatura içeriğine itiraz etmeyerek fatura içeriğini ve borcu kabul ettiğini malı teslim almadığını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve işbu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.(bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... tarihli ve... Esas, ... Karar sayılı kararı) Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, dava konusu bonoda incelendiğinde ihdas sebebinin "nakden" olarak yazıldığı, ancak davalının aşamalardaki beyanında senedin ürün satışı karşılığı düzenlendiğini, yani mal satışı mukabili düzenlendiğini belirttiği, bu durumda dava konusu bonoda ihdas nedeninin davalı tarafından talil edilmesi nedeniyle ispat yükünün davalıya geçtiği ve ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından, iddiasının yazılı deliller ile ispatlanamadığı, davacı defterlerinin bilirkişi tarafından incelendiği, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayandığı, bu nedenle mahkemece davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatıldığı, davalı tarafından yemin delilinden vazgeçildiğinin bildirildiği, bu durumda davalı tarafından, dava konusu bononun davacıya satılıp, teslim edildiği iddia edilen mallara karşılık olarak düzenlendiğinin ispatlanamadığı sonuç olarak ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 13.218,92.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.304,73.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 9.914,19.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-HMK. 333 maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5)-İnceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 13/04/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır