Başvuru, kolluk kuvvetlerinin sivillerin bulunduğu toplu taşıma aracına hayati tehlike oluşturacak şekilde ateşli silah kullanmasına karşı etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk kuvvetlerinin sivillerin bulunduğu toplu taşıma aracına hayati tehlike oluşturacak şekilde ateşli silah kullanmasına karşı etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 15/2/2017 tarihinde başvurucuların içinde bulunduğu toplu taşıma aracı Diyarbakır ile Lice ilçesi arasında seyir hâlinde iken zırhlı polis aracı tarafından araca ateşli silah ile -mermi, aracın ön camından girip arka kısımda bulunan bagaj kapaklarını delip çıkacak şekilde- ateş edilmiştir. Olayın ardından minibüsün şoförü B.Y. 156 numaralı Jandarma İhbar hattını aramış, telefondaki görevliden Duru Bekiran Jandarma Karakoluna (Karakol) gitmeleri gerektiği yönünde bilgi almış ve başvuruculardan Özgür Atagün ile birlikte Karakola gitmiştir.A. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından Yapılan Soruşturma Olaya ilişkin olarak jandarma ekipleri tarafından nöbetçi savcıya haber verilmesi üzerine savcı "olay yeri incelemesi yapılması, araç sürücüsü B.Y.nin mağdur olarak ifadesinin alınması, zırhlı araçta bulunan polislerin ve varsa başkaca kişilerin tanık olarak ifadesinin alınması" talimatı vermiştir. Karakolda, başvurucu Özgür Atagün ve şoför B.Y. ile zırhlı araç içinde bulunan polislerin -Bilgi Alma Tutanağı ile kayıt altına alınmak suretiyle- ifadelerine başvurulmuştur. Başvurucu Özgür Atagün bilgi sahibi sıfatıyla verdiği 15/2/2017 tarihli ifadede öz olarak "araç seyir halindeyken bir anda içinde dumanlar çıktığını, şoför B.Y.nin aracı hemen yol kenarına çektiğini, minibüsün ön tarafında bir mermi giriş izi gördüğünü, ancak merminin nereden geldiğini görmediğini, diğer yolcuların başka araçlarla il merkezine gittiğini ancak kendisinin şoförü tanıdığı için onunla birlikte kaldığını" belirtmiştir. Aracın şoförü B.Y. mağdur sıfatı ile verdiği ifadede öz olarak "kendisinin yolcu taşımacılığı yaptığını, 15/2/2017 tarihinde öğlene doğru Lice ilçesinden Diyarbakır iline gitmek üzere yola çıktığını, araçta sekiz yolcu bulunduğunu, Diyarbakır-Bingöl karayoluna çıkarak Diyarbakır istikametine devam ettiğini, karayoluna çıkmasının ardından Bingöl istikametine doğru hareket eden kendisine 50-60 metre mesafede bir zırhlı araç gördüğünü, zırhlı aracın 20 metre civarında yaklaştığı sırada kendi aracına doğru bir el ateş ettiğini, camın şoför koltuğuna yakın bir yerden merminin içeri girdiğini, hemen aracını kenara çektiğini, yolcuları kontrol ettiğini, yolcularda bir problem görmediğini, Özgür Atagün hariç diğer yolcuların başka araçlarla olay yerinden ayrıldığını, karşı istikametten gelen zırhlı araçtaki kişileri ve kaç kişi olduklarını görmediğini, kimseden davacı veya şikayetçi olmadığını, ancak aracının zarara uğraması nedeniyle maddi zararının giderilmesini istediğini, uzlaşmak istediğini" söylemiştir. Zırhlı araç içinde bulunan altı polis, bilgi sahibi sıfatıyla verdiği ve birbiriyle örtüşen ifadelerinde öz olarak "15/2/2017 tarihinde Lice emniyetine bağlı zırhlı araçla mazot ikmali için 6 kişi yola çıktıklarını, Diyarbakır-Bingöl karayolu Lice yol ayrımına yaklaştıklarında araçtan bir ses geldiğini, silahı kontrol ettiklerinde atış emniyetinin kapalı olduğunu gördüklerini, yakıt ikmalinden sonra görev yerlerine döndüklerini, yaklaşık bir saat sonra Jandarma tarafından merminin bir yolcu minibüsüne isabet ettiği bilgisini aldıklarını" belirtmiştir. Olay yerinde jandarma ekipleri tarafından aynı gün inceleme yapılmış, araç incelenmiş ve fotoğraflar çekilmiştir. 16/2/2017 tarihinde tanzim edilen ve vakanın "genel tehlike yaratan suçlar silahla ateş etme/mala zarar verme olarak nitelendiği olay yeri inceleme raporunda, olay yerinde otoyol üzerinde uçaksavar mayonu (ağır makineli tüfek şarjörü) olarak değerlendirilen iki adet metal parça bulunduğu, minibüsün ön camında dikiz aynası hizasında bir adet ateşli silah girişi olduğu, aracın arka kısmında muhtelif delikler bulunduğu, arka sağ kapı camının kırık olduğu, araç bagaj kısmında küçük ebatlı çekirdek gömleği olduğu değerlendirilen deforme olmuş metal parçaların bulunduğu, araç arka kısmında içinde deforme olmuş çekirdek gömleği olduğu değerlendirilen bir delik bulunduğu, parçalanan çekirdeğin aracın arkasında birden fazla deliğe neden olabileceği, araç olayın ardından karakol parkına getirildiğinden atış açısının tespit edilemediği" hususları kayıt altına alınmıştır. İnceleme sırasında tespit edilen metal parçalar kriminal inceleme için Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilmiştir. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı, kendilerine gönderilen metal parçalar, zırhlı araç ve minibüs üzerinde 16/2/2017 ile 28/2/2017 tarihleri arasında inceleme yapmış ve uzmanlık raporu hazırlamıştır. Raporda "minibüse ilişkin yukarıda aktarılan tespitlerin yapılmasının ardından zırhlı polis aracının ejder marka olduğu, araçta bulunan kuleye ağır makineli tam otomatik tüfeğin sabitlenmiş bulunduğu, silahın nişan tertibatının ve kumanda kısmının aracın içinde olduğu, tüfeğin atış veya emniyet mekanizmalarında bir problem bulunmadığı, çalışır durumda olduğu, tüfeğin 12,7x99 mm çap ve tipinde fişek attığı, bulunan metal parçaları üzerinde karakteristik özelliklerini kaybettiklerinden inceleme yapılamadığı, aracın iç kısmına giren merminin dağılma sonucu araçta birden fazla deliğe yol açabileceği, kalıntı ve deliklerin bu tespitle uyumlu olduğu, aracın ön kısmındaki giriş izinin 12,7x99 mm fişek ile örtüştüğü" kayıt altına alınmıştır. Raporun sonuç kısmında "zırhlı ejder marka polis aracından minibüse doğru aralarında 44 metre mesafe kaldığı sırada atış yapıldığı, merminin araç içine girdikten sonra parçalanarak birden fazla delinme oluşturacak şekilde aracı terk ettiği kanaatine ulaşıldığı" ifade edilmiştir. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı 11/10/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda mağdur olarak sadece şoför B.Y. yer almakta olup olay "mala zarar verme" olarak nitelenmiştir. Karar gerekçesinde "silahın kazaen ateş aldığı, ateş aldığı esnada silahın başında kimsenin bulunmadığı, herhangi bir suç veya suçlunun söz konusu olmadığı ayrıca şikâyetin de bulunmadığı" ifade edilmiştir. Karara itiraz edilmemiştir.B. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından Yapılan Soruşturma Başvurucular 21/2/2017 tarihinde Diyarbakır Barosuna sundukları dilekçe ile yaşanan olaydan dolayı hayatlarının tehlikeye atılması nedeniyle şikâyetçi olduklarını ve gereken soruşturmanın yapılması için kendileri adına Diyarbakır Barosunun girişimde bulunmasını istediklerini beyan etmiştir. Başvurucu Özgür Atagün dilekçesinde, olay günü jandarma tarafından ifadesi alınırken kendisine "Siz terör taşımazsanız kimse size silah sıkmaz." şeklinde beyanda bulunulduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu Metin Bekiroğlu ise dilekçesinde; olay nedeniyle işitme kaybı yaşadığını, doktor raporuna göre kulak taşlarında travma meydana geldiğini, olaydan kaynaklı olarak kendi başına yürüyemediğini ifade etmiştir. 23/2/2017 tarihinde Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sunduğu -başvurucuların mağdur olarak yer aldığı- dilekçe ile olayı aktararak kasten öldürmeye teşebbüs suçunun işlendiğini ileri sürmüş ve gereken araştırmanın yapılarak kamu davası açılmasını talep etmiştir. Başsavcılık 29/3/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucuların mağdur olarak yer aldığı ve olayın öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirildiği kararın ilgili kısmı şöyledir:"... 15/02/2017 tarihinde Lice istikametinden Diyarbakır istikametine doğru yola çıkan 21 .....plaka sayılı toplu taşıma aracında bulunan mağdurların kendilerine başvurarak olay tarihinde Bingöl-Lice ayrımında bulunan yola geldiklerinde kolluk kuvvetlerine ait akrep tipi zırhlı bir aracın kendilerinin bulunduğu araca kurşun sıktıklarını, aracın isabet alması neticesinde camlarının kırıldığını ve kırılan bu camlar nedeniyle mağdurlardan Özgür Atagün’ün yaralandığını daha sonra 156 jandarma ihbar hattını aradıklarını ve Lice’de bulunan Duru Bekirhan Karakoluna giderek ifade verdiklerini, karakolda jandarma personelinin kendilerine yönelik olarak 'siz terör taşımazsanız kimse size silah sıkmaz' dediğini, mağdurların bu beyanları nedeniyle ilgili kolluk görevlilerinin araştırılarak haklarından gerekli soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini, mağdurlar adına şikayetçi olduklarını beyan ettikleri olayla ilgili olarak her ne kadar Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma dosyası açılmış ise de kolluk kuvvetlerinin söz konusu araca ateş ettiğini iddia etmenin soyut bir iddiadan ibaret olduğu, bölgenin sıkıntılı bir bölge olması nedeniyle muhtemelen PKK/KCK terör örgütü üyelerinin açtığı ateş sonucunda aracın zarar görmüş ve mağdurun yaralanmış olduğu bu nedenlerle soruşturmayı yürütmekte hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla ..." Başvurucular söz konusu karara itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesinde; olaya ilişkin olarak görevli zırhlı araçların araştırılmadığını, Başsavcılığın hiçbir araştırma yapmadan takipsizlik kararı verdiğini, soruşturmada keyfî davranılarak hiçbir adım atılmadığını ileri sürmüştür. İtirazı inceleyen Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği 19/6/2017 tarihinde soruşturmanın genişletilmesine ve dosyanın Başsavcılığa iadesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Araç resimlerinden araçta silah giriş ve çıkış izleri olduğu olayın kim tarafından yapıldığının anlaşılması için o hat üzerindeki belirtilen saatteki akrep araçlarının araştırılması ve personelin ifadesinin alınarak karar verilmesi gerekirken ne anlama geldiği anlaşılamayan gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hukuka uygun olmayıp, bu aşamada soruşturmanın genişletilmesine karar vermek gerekmiş... " Soruşturmanın genişletilmesi kararı üzerine Başsavcılık 25/7/2017 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı müzekkere ile olay hakkında bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği konusunda bilgi istemiştir. Başsavcılık müzekkereye cevap verilmemesi üzerine 19/2/2018 tarihinde tekiden müzekkerenin gereğinin yerine getirilmesini talep etmiştir. Başsavcılık 19/2/2018 tarihli yazıya da cevap verilmemesi üzerine 18/6/2018 tarihinde ikinci kez tekiden müzekkerenin gereğinin yerine getirilmesini istemiştir. Başvurucular 27/6/2018 tarihinde Başsavcılığa sundukları dilekçe ile "Lice Cumhuriyet Başsavcılığının olaya ilişkin olarak soruşturma yürüttüğünü bildirerek, bu soruşturma dosyasının da kendilerine ilişkin soruşturma evrakı içine dahil edilmesini talep etmiş ve Metin Bekiroğlu'nda meydana gelen akustik travma rahatsızlığına ilişkin doktor raporu" sunmuştur. Başsavcılık 3/8/2018 tarihli yazı ile Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinden 29/3/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda nihai kararın verilmesini istemiştir. Yazının ilgili kısmı şöyledir:"...Başsavcılığımız tarafından, Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazılarak, suç duyurusu evrakına konu olayla ilgili Lice Başsavcılığınızca herhangi bir soruşturmanın yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma var ise numarası, tamamlanmış ise kararın bir örneğinin gönderilmesi için talepte bulunulmuş, cevap gelmemesi üzerine 2 kez tekit edilmiştir. 18/06/2018 tarihli tekit üzerine Lice İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan talimatın yerine getirilmesinin istendiği bildirilmiştir. Şüpheli müdafilerinin 27/06/2018 tarihinde soruşturma dosyasına sunmuş oldukları dilekçede Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/135 Soruşturma Numarası ile mala zarar verme suçu kapsamında araç sahibinin müşteki olduğu soruşturmanın yürütüldüğü ve 11/10/2017 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ve müştekinin Sağlık Kurulu Raporu dilekçe ekinde sunulmuştur.Lice Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/135 Soruşturma Numaralı dosyasına Uyap üzerinden inceleme talebi gönderilmiş olup, Uyap'ta taranmış olan tüm evrakların bir örneği soruşturma dosyası içerisine alınmıştır. Söz konusu soruşturma dosyasında; 15/02/2017 tarihli Olay Tutanağı, bilgi alma ifade tutanakları, mağdur ifadesi, Cumhuriyet Savcısı görüşme tutanağı, 16/02/2017 tarihli Lice Jandarma Komutanlığı'nın fezleke evrakı, Kurumlara yazılan müzekkereler, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Uzmanlık Raporu, Olay Yeri İnceleme Raporu ve Krokosi ve 11/10/2017 tarihli şikayet yokluğundan verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar'ın yer aldığı tespit edilmiştir. İddia edilen olayın, Diyarbakır Bingöl karayolunda Lice yol ayrımında B.Y isimli şahsın kullanmakta olduğu ... plaka sayılı araca, karşı yönden gelen 21 ..... plakalı zırhlı (Ejder) polis aracının kazaen 1 el ateş edilmesi nedeniyle meydana geldiği, bilirkişi raporuna göre silahın kazaen ateş aldığı, ateş esnasında silahın başında kimsenin bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı olayın Lice Cumhuriyet Başsavcılığı yargı sınırları içerisinde gerçekleştiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle 29/03/2017 tarihli 2017/6447 Karar Numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın itiraz üzerine kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda nihai kararın verilmesini talep olunur." Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği 15/10/2018 tarihinde, 29/3/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin Başsavcılık kararına yönelik itirazı "kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı" gerekçesiyle reddetmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede Lice Cumhuriyet Başsavcılığının 2019 yılı Mart ayı içinde Başsavcılığa müzekkerelerinin (bkz. §§ 24-26) gereğini yerine getirerek yürüttüğü soruşturmaya dair evrakı gönderdiği anlaşılmıştır. Başvurucular, Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/10/2018 tarihli itirazın reddine dair kararını 13/11/2018 tarihinde tebellüğ etmiş ve 29/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için çok sayıda karar arasından bkz. Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015, §§ 35-42; Nesrin Demir, B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §§ 74-86; Esma Çelebi, B. No: 2014/17591, 19/4/2017, §§ 51-67; Abdullah Süngü, B. No: 2016/7039, 28/11/2019, §§ 31-48; Melih Dalbudak, B. No: 2016/16050, 13/2/2020, §§ 50-66; Devrim Zengin ve diğerleri, B. No: 2017/26413, 9/7/2020, §§ 35,