T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : DR. ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ... ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVA :İtirazın İptali (Eser Sözleş…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : DR. ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ... ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVA :İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/06/2023 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih, ... Esas - ...Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı şirket arasında 25.01.2016 tarihinde "... Lokalinin Yıkılmasına Ait Sözleşme" imzalandığını, sözleşme gereği davalının, davacı şirkete ait eski kül hattını oluşturan blokların ve deniz kulübü lokalinin yıkılması işini, davacıda şirketin de yapılan iş karşılığında para borcu edimini üstlendiğini, taraflarca sözleşmede belirlenen edimlerin yerine getirildiğini sözleşme dahilindeki işler kapsamında davalı tarafça 153.400,00-TL tutarlı fatura düzenlendiğini, davacı şirketçe de sözleşmenin eki olan teknik şartname kapsamındaki şartlar dahilinde davalı tarafın ödemesi için; 55.345,20-TL'lik hurda satış faturası, 380,16-TL'lik mart ayı tabldot borcu faturası, 1.542,24-TL'lik personel yemek bedeli faturası ve 3.105,29-TL'lik katı atık bertaraf faturası düzenlenmiş olduğunu, karşılıklı olarak düzenlenen faturalar sonrasında taraflar arasında mahsuplaşma işlemleri gerçekleştirildiğini ve sonrasında davalının davacı şirkette 93.027,11-TL bakiye alacağı kaldığını, bu tutarın ödemesini gerçekleştirebilmek adına; 26.09.2016 vade tarihli, ... numaralı, ... seri numaralı 43.092,67 TL'lik ve 26.08.2016 vade tarihli, ... numaralı, ... seri numaralı 40.000,0 TL'lik iki adet ...Borç Çeki keşide edildiğini, bu çeklerin dışında iki adet çekin toplam tutarını içeren bir adet de 26.07.2016 vade tarihli, ... seri numaralı 83.092,67 TL'lik ...Bankası Borç Çeki keşide edilmiş olduğunu, keşide edilmiş olan bu 3 çekin tamamının davalı tarafa verildiğini, davacı şirketçe davalı tarafa kesilmesi gereken çeklerin değeri toplamda 83.092,67 TL olmasına rağmen, davalıya sehven 166.193,34 TL'lik toplamda 3 adet çek keşide edildiğini ve çeklere ilişkin banka ödemeleri gerçekleştirilmiş olduğunu, ödemelerin 26.07.2016 tarihinde 83.092,67 TL, 26.08.2016 tarihinde 40.000,00 TL, 26.09.2016 tarihinde de 43.092,67 TL olacak şekilde 3 farklı tarihte gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği yapılan işler kapsamında tarafların karşılıklı mahsuplaşmaları sonucunda, davalı tarafa yapılan fazladan ödeme neticesinde kötü niyetli haksız iktisap dolayısıyla, davacının toplam 73.158,23-TL'lik bakiye alacağı doğduğunu, davalının kendisine sehven yapılan ödemeyi iade etmekten imtina ettiğini, davalıya sehven 73.158,23-TL'lik mükerrer ödeme yapıldığını, davalının herhangi bir haklı sebebi olmaksızın mal varlığında artış olduğunu, işbu kapsamda davalı sebepsiz bir şekilde zenginleşmiş olmasına rağmen kendisine yapılan ödemeyi iade etmediğini, davalının kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleştiğini, 6098 Sayılı TBK'nın 77. Maddesinin 1. fıkrasında "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür." hükmünün mevcut olduğunu, davacı şirket ve davalı borçlunun cari kayıtlarında davacı şirketin alacaklı olduğunun görülmekte olduğunu, davalı şirketin, davacı şirkete olan cari hesaptan kaynaklı borcu söz konusu olup, bu zamana kadar ödenmediğini, davacı şirkete ait cari kayıtları incelendiğinde davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunduğu hususunu açıkça ortaya koyduğunu beyanla, borçlu davalının ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, ... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile davalıya, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle sehven ödeme olarak verdiğini iddia ettiği miktarı ilamsız icra takibine konu ettiğini, İcra dosyasından gönderilen ödeme emrine borçlunun itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, alacaklı davacının itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebi ile iş bu davayı açmış olduğunu, Y.İ.B.B.G. Kurulu’nun 26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 03.06.2022 tarih ve 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı’nda borçlunun alacaklı tarafından başlatılmış olan icra takibine itirazı üzerine açılacak itirazın iptali davasının icra takibinin devamı niteliğinde olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmış; aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun, vekili marifetiyle icra takibine itiraz etmesi halinde dahi, alacaklının itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açacağı itirazın iptali davasında; dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine karar verildiğini, dava dilekçesinin doğrudan davalı asile yapılması gerekmekte olup, vekile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğunu, bu nedenle, dava dilekçesinin usulüne uygun düzenlenmek üzere reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, İcra takibine itirazda belirtildiği üzere, davalı şirketin merkezinin Ankara'da olduğunu, davacının sehven ödeme yaptığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmekte olduğunu, davacının yaptığı ödemelerin dava dilekçesinde belirtilen sözleşmeye dayalı olarak yapıldığını, davacının yaptığı ödemelerin taraflar arasında var olan geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak yapıldığını, bu nedenle sebepsiz zenginleşme oluşturmayacağını, davalının sözleşmeye dayalı alacağı dışında başkaca bir alacak da almadığı için sebepsiz zenginleşmediğini, davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasının doğru olmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasını kabul etmemekle birlikte, mahkemece davalının sebepsiz zenginleştiğinin kabulüne karar verilmesi halinde de davalının elinde kalanı iade ile yükümlü olduğunu, davalının ticaret yapan şirket olması nedeniyle, davalının fazla ödeme yaptığını iddia ettiği paranın davalının elinde kalmadığını, ticari faaliyetinin içinde harcanmış olduğunu, davacının reeskont faizi isteminin de yasal faizi geçmeyecek oranda olmak üzere reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesinin 14/05/2025 tarihli kararında: "Davacı tarafından dava sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak açılmıştır. TBK 82 inci maddesi uyarınca "sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına" uğramaktadır. Mevcut davada davacı 2017 yılında takip talebinde bulunmasıyla birlikte sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği kabul edilmeli ve bundan sonra iki yıllık zamanaşımı süresi işlemelidir. İcra takip dosyası incelendiğinde ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesine rağmen takibin kesinleştiği kabul edilerek takibe devam edilmiş, 2022 yılında ödeme emri davalıya tebliğ edilmiştir. Mevcut durumda 2017 yılındaki ödeme emri usule uygun şekilde tebliğ edilmeksizin takibe devam edildiği, arada yapılan takip işlemlerinin henüz takip kesinleşmeden yapıldığı, ilgili işlemlerin usule uygun olmadığı göz önüne alındığında ilgili işlemler iki senelik zamanaşımı süresi içerisinde yapılsa da zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının alacak talebi zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla; 1-Davanın zaman aşımı sebebi ile REDDİNE," şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İnceleme konusu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin yaptığı yargılama sonucu taraflarınca dosyalara sunulan dilekçelerdeki beyanlarını adeta çarpıtılarak sanki müvekkili şirket Türk Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak talepte bulunmuş şeklindeki çok yanlış bir gerekçe ile haklı davalarının reddine karar verdiğini, huzurda görülen davanın itirazın iptali davası olup, takip talebinde açık ve net bir şekilde cari alacaktan kaynaklı alacağın tahsilinin talep edildiği ifade edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi tarafından bu hususun da göz ardı edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda yer alan bu hususun mahkemece ne denli eksik ve yetersiz yargılama yapıldığının açık göstergesi olduğunu, iş bu davadaki talepleri sözleşmeye dayalı olduğundan zamanaşımı TBK. 146. Maddesi uyarınca 10 yıl olup, bu nedenle de haklı istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, her halükarda icra takibi başlatılması zamanaşımını kestiğinden bu nedenle de ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra dosyasında yapılan her bir işlem ile zamanaşımı kesildiğinden hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemesi kaydıyla sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talepte bulunulduğu kabul edilse dahi taleplerinin zamanaşımına uğramadığını, tüm bu nedenlerden dolayı; tehiri icra talepli haklı istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddi yönünde verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak haklı davalarının kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yanca ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı-alacaklı tarafın, 03.01.2017 tarihinde ...İcra Müdürlüğünün ... E. (Birleşme sonrası ...E.) sayılı dosyası ile, sehven fazla (sebepsiz zenginleşme) ödeme olarak verdiğini iddia ettiği miktarı ilamsız icra takibine konu ettiğini, icra dosyasından gönderilen ilamsız takiplerde ödeme emrinin davalı-borçluya tebliğe çıkarıldığını ancak tebliğ edilmediğini, ödeme emri borçluya tebliğ edilmemesine karşın, her nasılsa borçluya karşı icra takibine devam edildiğini, sorgulamalar yapıldığını, hacizler konulduğunu, borçluya hiç tebligat yapılmaması ve takibin kesinleşmemiş olması nedeniyle davacı-alacaklının 27/08/2021 tarihinde borçlu davalının bankalardaki hak ve alacaklarına haciz konulması talebinin reddedildiğini, yapılan tüm işlemlerin de yok hükmünde olduğuna karar verildiğini, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği alacaklarının zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerden dolayı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE H.M.K'nun 342-e maddesine göre istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. 6100 sayılı HMK 353 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın incelemeye geçilmekle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf aşamasına taşınmıştır. "...Önemle vurgulamak gerekir ki, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 125-140., 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup alacak hakkının alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmemesi hâlinde dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun kalınması sonucunu doğurur. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç (Obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması şarttır (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1998, s.334 vd.; Kuru, B./A., R./Y., E.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 1995, s.304 vd.; Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1997, s.346 vd.; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2009, s.323; Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2020 tarihli ve 2017/13-650 E., 2020/301 K. sayılı; 05.02.2019 tarihli ve 2018/21-523 E., 2019/70 K. sayılı ve 3.5.2006 tarihli ve 2006/4-232 E., 2006/269 K. sayılı kararları). Yargıtay’ın istikrar kazanmış son uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuk niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır [Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:II, s.1761; Von Tuhr,A.: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi ), Ankara 1983, s.688 vd.; Canbolat, F.: Def'i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2019 tarihli ve 2017/13-563 E., 2019/605 K. sayılı, 04.10.2018 tarihli ve 2017/4-1420 E., 2018/1419 K. sayılı; 12.03.2014 tarihli ve 2013/4-544 E., 2013/315 K. sayılı kararları]. Nitekim, Türk-İsviçre öğretisinde ağırlıklı görüşün ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin de, zamanaşımını maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır (Erdem, M.: Özel Hukukta Zamanaşımı, 1. Baskı, İstanbul 2010, s. 8, dipnot 15-16 ). Hem mülga BK'nın 125. maddesi hem de TBK'nın 146. maddesiyle alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlemiştir. Ancak madde metninde de açıklandığı üzere kanun koyucu tarafından bunun aksine yasal düzenleme yapılabilir..." (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2021 tarih ve 2017/(19)11-945 Esas 2021/1069 Karar sayılı Kararı) Yukarıdaki açıklamalar ışığında her ne kadar mahkemece "Davacı tarafından dava sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak açılmıştır. TBK 82 inci maddesi uyarınca "sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına" uğramaktadır. Mevcut davada davacı 2017 yılında takip talebinde bulunmasıyla birlikte sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği kabul edilmeli ve bundan sonra iki yıllık zamanaşımı süresi işlemelidir. İcra takip dosyası incelendiğinde ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesine rağmen takibin kesinleştiği kabul edilerek takibe devam edilmiş, 2022 yılında ödeme emri davalıya tebliğ edilmiştir. Mevcut durumda 2017 yılındaki ödeme emri usule uygun şekilde tebliğ edilmeksizin takibe devam edildiği, arada yapılan takip işlemlerinin henüz takip kesinleşmeden yapıldığı, ilgili işlemlerin usule uygun olmadığı göz önüne alındığında ilgili işlemler iki senelik zamanaşımı süresi içerisinde yapılsa da zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının alacak talebi zamanaşımına uğradığı..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; dosyada mevcut taraflar arasında imzalanan 25/01/2016 tarihli "...Lokalinin Yıkılmasına Ait Sözleşme" bulunduğu, davacı tarafça iş bu sözleşme kapsamında davalıya sehven mükerrer ödeme yapıldığı iddiasıyla icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağı olarak 26/09/2016 tarihli Cari Hesabın gösterildiği, bu durumda taraflar arasında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin değil, 25/01/2016 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, sözleşmeden doğan alacak istemlerine ilişkin davaların TBK 146.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince işin esasına girilmesi ve hukuki nitelendirmenin doğru yapılarak esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekir iken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve işin esasına girilerek karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih, ... Esas- ...Karar sayılı kararının HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın işin esasına girilerek karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olduğundan, istinaf eden davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, 492 sayılı yasanın 31.maddesi gereğince talebi halinde kendisine iadesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafın yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek yeni hükümde dikkate alınmasına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ile harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 353/1-a/6 ve 362/1-g maddeleri gereğince 16/04/2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Dr.... Başkan... Üye... Üye... Katip...