Başvuru, cinsel kimliğe yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, kamu güvenine karşı suç işlemesine rağmen üçüncü kişinin cezalandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; cinsel kimliğe yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, kamu güvenine karşı suç işlemesine rağmen üçüncü kişinin cezalandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Eş cinsel olduğunu belirten başvurucu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sunduğu 27/10/2014 tarihli, suç duyurusu niteliğindeki dilekçesinde kendisine ilgi duyduğunu ileri sürdüğü Y. isimli kişi hakkında birtakım iddialarda bulunmuştur. Söz konusu dilekçede başvurucu; şüpheli Y. ile bir dönem arkadaş olduklarını hatta o dönemde şüpheliden borç para aldığını, bir taşınmazı satın alma işlemine şüphelinin aracılık ettiğini ancak kendisine olan ilgisini anladığında bu kişiyle olan arkadaşlık ilişkisini sonlandırdığını belirtmiştir. Borcunu ödemesine rağmen aksini ileri süren şüphelinin kendisini sıklıkla aradığını ve mesajlar gönderdiğini ifade etmiştir. Başvurucu, özel hayatına dair birtakım bilgileri öğrenen şüpheli tarafından takip edildiğini, özellikle cinsel kimliğine ilişkin bilgileri başkalarına yaymakla ve ifşa etmekle tehdit edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; şüphelinin isminin baş harflerini vücuduna dövme yapacak derecede kendisine takıntılı hâle geldiğini, cinsel kimliğini ifşa etmek ve fotoğraflarını yayımlamak konusunda tehditlerini sürdürdüğünü, ablası ile annesine de tehdit ve hakarette bulunduğunu ileri sürerek şüpheli Y.nin özel hayatın gizliliği ile haberleşmenin gizliliğini ihlal, tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılmasını talep etmiştir. Ayrıca başvurucu; şüphelinin kendisini Mustafa Vural olarak tanıttığını, taşınmazını E. isimli bir şahsa kiraya verdiğini ve kira sözleşmesinde kendisinin (başvurucunun) imzasını taklit ettiğini belirterek bu tür bir eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu ileri sürmüş ve şüphelinin anılan suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir. Kolluk tarafından düzenlenen 18/12/2014 tarihli İfade Tutanağı'na göre şüpheli Y. başvurucuya ve ailesine karşı herhangi bir tehditte veya hakarette bulunmadığını, başvurucunun özel hayatının gizliliğini ihlal etmediğini ve evrakta sahtecilik oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmadığını ileri sürerek üzerine atılı suçlamaları inkâr etmiştir. Başsavcılık tarafından 21/1/2015 tarihinde müşteki sıfatıyla başvurucunun ifadesi alınmış ve şikâyeti ile delilleri konusunda bilgi talep edilmiştir. Düzenlenen İfade Tutanağı'nda kira sözleşmesine ilişkin olarak başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar yer almaktadır. İfade alma işleminden sonra başvurucu, Başsavcılığa ek beyan dilekçesi sunmuş; konuyla ilgili olarak annesinin ve ablasının dinlenmesini talep etmiştir. Başsavcılık tarafından 26/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda, şüphelinin üzerine atfedilen suçları işlemediğine yönelik savunmasının hem başvurucuyu hem de şüpheliyi tanıyan ve tanık olarak dinlenen H.A. tarafından doğrulandığı, dolayısıyla kamu davası açmaya yeterli somut delilin bulunmadığı belirtilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2015 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar 2/11/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Tehdit" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur..." 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. ..." 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." 5237 sayılı Kanun'un "Özel belgede sahtecilik" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister. (2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. (3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir. (4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür. ..." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." 4721 sayılı Kanun'un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:"Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir."