4. Hukuk Dairesi 2011/139 E. , 2012/3743 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Radyo TV. Gaz. ve Yay. AŞ. ve diğerleri aleyhine 19/01/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne …
**4. Hukuk Dairesi 2011/139 E. , 2012/3743 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Radyo TV. Gaz. ve Yay. AŞ. ve diğerleri aleyhine 19/01/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, ... gazetesinin 25/05/2009 günlü sayısında davalılardan ... tarafından yazılan "cumhurbaşkanının dokunulmazlığı" başlıklı köşe yazısında eleştiri sınırının aşıldığını, yazının küçük düşürücü olduğunu ve hakaret suçunu oluşturduğunu ileri sürerek, kişilik haklarına saldırı nedeni ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise; basın özgürlüğü çercevesinde eleştiri ve ifade hakkının kullanıldığını, konunun basında ve kamuoyunda tartışıldığını, yazının içeriğinde davacıyı rencide edecek herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, suçlayıcı kesin yargı doğurucu herhangi bir ithamda bulunulmadığını ve manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, dava konusu yazıda özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu ve eleştiri sınırının aşıldığı ve yazıdaki ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir.Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.