Başvuru, meydana gelen kazaya ilişkin hazırlanan kolluk tutanaklarının emtianın zayi olduğunu kanıtlamak için yeterli kabul edilmeyerek tahakkuk ettirilen vergilere karşı açılan davanın reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; meydana gelen kazaya ilişkin hazırlanan kolluk tutanaklarının emtianın zayi olduğunu kanıtlamak için yeterli kabul edilmeyerek tahakkuk ettirilen vergilere karşı açılan davanın reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/9/2013 tarihinde Adana Vergi Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket adına Gürbulak - Halkalı Gümrükleri arasında transit olarak eşya taşıyan araç 29/4/2006 tarihinde Gürbulak sınır kapısından yurda giriş yapmıştır. Araç 2/5/2006 tarihinde Tokat ilinde kaza yapmış ve Kelkit Çayı’na düşmüştür. Araç şoförü yaralı olarak hastaneye kaldırılmış, kazayla ilgili jandarma ve polis ekiplerince tutanak tutulmuştur. 7/6/2006 tarihinde araç bulunduğu yerden çıkarılmıştır. Hazırlanan Jandarma tutanağına göre düşme sonrasında aracın yükü kaybolmuştur. Gümrükten girişi yapılan emtianın, süresinde sevk edildiği diğer Gümrükte işlem görmemesi üzerine başvurucu Şirkete, kayıtlı eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergileri tahakkuk ettirilmiştir. Başvurucu Şirket; aracın Kelkit Çayı’na düşmesi nedeniyle eşyanın zayi olduğunu, kazaya ilişkin polis ve jandarma tutanaklarının bulunduğunu, bilgi eksikliği nedeniyle en yakın gümrük müdürlüğünün bilgilendirilmediğini ileri sürerek dava açmıştır. Ankara Vergi Mahkemesi 23/5/2007 tarihli ve E.2006/2053, K.2007/805 sayılı kararıyla davayı usulden reddetmiş; karar, Danıştay tarafından uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Vergi Mahkemesi bozmaya uyarak yaptığı inceleme sonucu 19/10/2010 tarihli ve E.2010/2186, K.2010/2187 sayılı kararıyla davayı esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Davacı şirket tarafından, TIR karnesi muhteviyatı eşyanın kaza sonucunda zayi olduğu belirtilerek, bu eşyalara isabet eden gümrük vergilerinin kendilerinden istenilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.TIR Uygulama Tebliğinin 35’inci maddesinde “Yurtta kalma süresi veya diğer bir gümrük idaresine teslim süresi içerisinde beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle tekrar yurt dışına çıkarılamayan veya bir Gümrük idaresine teslimi mümkün olmayan eşya hakkında ilgililer tarafından en yakın gümrük idaresine müracaat edilir” denilmektedir. 4458 sayılı Gümrük Kanununun 92/2’nci maddesinde “Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybı halinde, gümrük vergileri aranmaz. Transit halindeki eşyanın yukarıda belirtilen nedenlerle telef veya kaybı, idareninde taraf olarak bulunduğu mahkeme kararı ile kanıtlanır. Ancak c) trafik kazaları, trafik kaza raporuna göre ve en yakın gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda gümrük idare amirinin vereceği karar ile kanıtlanır.” hükmü yer almaktadır.Süresinde yurt dışı edilmeyen veya kaza sonucu zayi olan mallara ilişkin uygulanacak işlemler TIR sözleşmesinde ve Gümrük Kanununda sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre, trafik kazası sonucu davacı şirket tarafından en yakın gümrük idaresine verilmek suretiyle, gerekli tespitlerin yapılması gerekmektedir. Jandarmanın düzenlediği trafik kaza tutanağı eşyanın zayi olduğunu göstermek için tek başına yeterli değildir. Ancak davacı şirket tarafından, gümrük idaresine eşyaların trafik kazası sonucu telef olduğuna dair bir bildirim yapılmadığı, dorse içindeki emtianın akibetinin gümrük idaresi tarafından tespit edilemediği anlaşılmaktadır.Buna göre, TIR karnesi usulüne uygun olarak sonlandırılmadığından, TIR karnesi muhteviyatı eşyaya isabet eden vergilerin TIR karnesi hamili taşıyıcı şirketten istenilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.” Danıştay Yedinci Dairesi 23/5/2012 tarihli ve E.2010/10666, K.2012/2453 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Danıştay Yedinci Dairesinin 26/6/2013 tarihli ve E.2012/7192, K.2013/3773 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar 10/9/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasının kaza tarihinde geçerli hâlinin ilgili kısmı şöyledir:“(2)Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybı halinde, gümrük vergileri aranmaz. Transit halindeki eşyanın yukarıda belirtilen nedenlerle telef veya kaybı, idarenin de taraf olarak bulunduğu mahkeme kararı ile kanıtlanır.Ancak;…c) Trafik kazaları, trafik kaza raporuna göre ve en yakın gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda gümrük idare amirinin vereceği karar ile,Kanıtlanır.” 4458 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 18/06/2009 tarihli ve 5911 sayılı Kanun’un maddesi ile değiştirilen hâli şöyledir:“(2) Türkiye Gümrük Bölgesi içinde transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybının kanıtlanması halinde, gümrük vergileri aranmaz.” 23/1/2002 tarihli ve 24649 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan TIR Uygulama Tebliği’nin maddesi şöyledir:“Yurtta kalma süresi veya diğer bir gümrük idaresine teslim süresi içerisinde, beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle tekrar yurt dışına çıkarılamayan veya bir Gümrük îdaresine teslimi mümkün olmayan eşya hakkında ilgililer tarafından en yakın gümrük idaresine müracaat edilir. Bu durumda ilgili gümrük idaresi TIR sözleşmesinin 41 inci ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 92 nci maddesi hükümlerine göre işlem yaparak durumu ayrıca Müsteşarlığa (Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü) intikal ettirir.”