Başvurucu, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması ve tutukluluk durumunun resen ele alındığı duruşmalarda Cumhuriyet Savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması ve tutukluluk durumunun resen ele alındığı duruşmalarda Cumhuriyet Savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle Anayasa'nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 7/4/2014 tarihinde Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 10/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, 12/9/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 12/9/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 18/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Akçakale Sulh Ceza Mahkemesinin 28/11/2007 tarih ve 2007/489 Değişik İş sayılı kararı ile kasten insan öldürme suçundan tutuklanmıştır. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/5/2008 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında yakın akrabayı öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/141 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 2/9/2009 tarihli karar ile başvurucunun isnat edilen suçtan mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, 21/6/2010 tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar vermiştir. Yeniden yapılan yargılamada Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi, 20/4/2012 tarih ve E.2010/237, K.2012/154 sayılı ilamla başvurucunun müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Söz konusu kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi,13/5/2013 tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay bozma kararı sonrası Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2013/281 sayılı dosyasında yapılan yargılamada 15/11/2013 tarih ve K. 2013/394 sayılı ilamla başvurucunun 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Söz konusu karar başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Başvurucu 3/2/2014 tarihli dilekçe ile tahliye talebinde bulunmuştur. Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi 7/2/2014 tarih ve 2014/43 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazını reddetmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline 13/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/281, K.2013/394 sayılı ilamının temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 14/8/2014 ve E.2014/2736, K.2014/3828 sayılı kararla hükmün onanmasına karar vermiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; ... Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), ....” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak (Ek ibare: 11/04/2013-6459 S.K./ md), şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir." 26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:“(1) Kasten öldürme suçunun; d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”