CASE OF KIŞLAKÇI AND OTHERS v. TURKEY - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Justice
.s800EAC49 { font-size:12pt } .sEBF7D6C5 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; line-height:150%; font-size:16pt } .sBB9EE52A { font-family:Arial } .sD1C09211 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; line-height:150% } .s29100277 { font-family:Arial; font-weight:bold } .sA36B60A1 { font-family:Arial; font-style:italic } .sD3EE3496 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; line-height:150%; font-size:11pt } .s4ACA9207 { page-break-before:always; clear:both; mso-break-type:section-break } .sF5265FA3 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; line-height:150% } .s3FA57B17 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:left; line-height:150% } .sB9D5CABB { width:28.35pt; display:inline-block } .s453A74FB { margin-top:36pt; margin-bottom:12pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150%; font-size:14pt } .s2D8A0975 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; line-height:150%; font-size:14pt } .s336096CC { margin-top:18pt; margin-left:17.85pt; margin-bottom:12pt; text-indent:-17.85pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .s1D25E16F { font-family:Arial; color:#7f7f7f } .s957C8C12 { margin-top:18pt; margin-left:29.2pt; margin-bottom:12pt; text-indent:-17.6pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .s71F1CEF1 { margin-top:6pt; margin-left:21.25pt; margin-bottom:6pt; text-indent:7.1pt; line-height:150%; font-size:10pt } .s8DF6C4 { font-family:Arial; color:#333333 } .sBE253893 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; line-height:150% } .s19EB1B47 { margin-top:0pt; margin-left:17pt; margin-bottom:0pt; text-indent:-17pt; line-height:150% } .sA1D59709 { margin-top:0pt; margin-left:14.2pt; margin-bottom:0pt; text-indent:-14.2pt; line-height:150% } .sB75A52DA { margin-top:0pt; margin-left:14.2pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.15pt; line-height:150% } .sA10916FC { margin-top:0pt; margin-left:17.3pt; margin-bottom:0pt; line-height:150% } .s23A41E03 { width:36pt; display:inline-block } .s7BF69E08 { margin-top:36pt; margin-bottom:0pt; text-align:left; line-height:150% } .s5362FFEB { width:4.87pt; display:inline-block } .s3E3166BC { width:200.1pt; display:inline-block } .sA7EA9CB9 { width:178.3pt; display:inline-block } .s76CF415B { page-break-before:always; clear:both } .s6DB91820 { text-align:center } .sBE409FD4 { margin-right:auto; margin-left:auto; border:1.5pt double #000000; border-collapse:collapse } .sF3E5F2D4 { border-right-style:double; border-right-width:1.5pt; border-bottom-style:double; border-bottom-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top; background-color:#d9d9d9 } .s2B868F03 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:justify; line-height:150%; font-size:12pt } .s718DCE3A { border-left-style:double; border-left-width:1.5pt; border-bottom-style:double; border-bottom-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top; background-color:#d9d9d9 } .s7695A931 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; line-height:150%; font-size:12pt } .s1A08084E { border-top-style:double; border-top-width:1.5pt; border-right-style:double; border-right-width:1.5pt; border-bottom-style:double; border-bottom-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top } .s2AB3D1C6 { border-top-style:double; border-top-width:1.5pt; border-left-style:double; border-left-width:1.5pt; border-bottom-style:double; border-bottom-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top } .sA6524EF { border-top-style:double; border-top-width:1.5pt; border-right-style:double; border-right-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top } .sAAECE211 { border-top-style:double; border-top-width:1.5pt; border-left-style:double; border-left-width:1.5pt; padding-right:4.65pt; padding-left:4.65pt; vertical-align:top }         AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ     İKİNCİ BÖLÜM         KIŞLAKÇI VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no. 40164/05)       KARAR     STRAZBURG   27 Şubat 2018       Bu karar kesindir. Şekli değişiklikler yapılabilir. Kışlakçı ve diğerleri / Türkiye davasında,   Başkan,   Paul Lemmens,   Yargıçlar,   ValeriuGriţco,   Stéphanie Mourou-Vikström, ve Yazı İşleri Müdür Vekili Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 6 Şubat 2018 tarihinde gerçekleştirilen müzakerenin ardından aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir: USUL 1.     Davanın temelinde, Türk vatandaşı olan yirmi altı   (“başvuranların”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca 13 Ekim 2005 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkeme’ye yapmış oldukları başvuru (no.   40164/05) yer almaktadır. 2.     İsimleri ve doğum tarihleri ekli listede yer alan başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Malatya Barosu’na kayıtlı Avukat Y. Gürhan tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti («   Hükümet») kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir. 3.     Başvuru Hükümet’e 14 Ekim 2009 tarihinde bildirilmiştir.             OLAY I.     SOMUT OLAYIN KOŞULLARI 4.     Başvuranlar, Bingöl’de bulunan tarım arazilerinin sahipleridirler. Başvuranlar olaylar döneminde kendi arazilerinde sebze yetiştirmektedirler. 5.     Bingöl İl Özel İdaresi 1996 yılında, başvuranların taşınmazlarına komşu alanda havaalanı yapımına başlamıştır. 6.     Başvuranlar Haydar Abay, Haydar Gökalp, Hüseyin Kışlakçı (on dört başvuranın murisi) ve Mehmet Görçüm (on başvuranın murisi), Malatya İdares Mahkemesinde, Bingöl İl Özel İdaresi ve Ulaştırma Bakanlığı’na karşı 29 Ağustos ve 26 Kasım 1997 tarihleri arasında tam yargı davası açmışlardır.   İlgililer bu başvurularla, kendilerine göre havaalanı inşaatı nedeniyle tarım arazilerinin sulama kanallarının yıkılması sonucu maruz kaldıklarını düşündükleri zararın tazmin edilmesini amaçlamışlardır. 7.   6 Mart 1998 tarihinde Mehmet Görçüm vefat etmiştir. Ardından mirasçıları olan başvuranlar Nizam Görçüm, Gülfidan Görçüm, Fakide Görçüm, Esma Görçüm, Asiye Görçüm, Gülçin Kıtay, Gülsen Deniz ve Baran Çetkin davayı sürdürme kararı vermişlerdir. 8.     11 Şubat 1999 tarihinde Hüseyin Kışlakçı vefat etmiştir. Ardından mirasçıları olan başvuranlar Fatma Kışlakçı, Mine Kışlakçı, Mehmet Kışlakçı, Ahmet Kışlakçı, Celal Kışlakçı, Bilal Kışlakçı, Aysen Kışlakçı, Yılmaz Kışlakçı, Beyhan Kışlakçı, PerihanYıldız, Esma Gülbedenbegün, Remziye Baraç, Reyhan Gerboğa ve Ayfer Görhan davayı sürdürmeye karar vermişlerdir. 9.     İdare mahkemesi 16 Şubat 1999 tarihinde, Bingöl Valiliğinden başvuranlara ait tarlaların sulama kanallarının durumu hakkında güncel bilgilerin mahkemeye sunulmasını talep etmiştir. 10.   Valilik 10 Mart 1999 tarihli yazı ile söz konusu bölgenin dört sulama kanalına sahip olduğunu, havaalanı yapımı nedeniyle bir miktar düzenleme yapıldığını ve kanallardan birinin iptal edildiğini (Y2-12 kanal) ama diğer üç kanalın tamamen çalışır durumda olduğunu ve başvuranlara ait tarlaların sulamasının her halukarda 1998 yılı tarım sezonu sonuna dek sürdürüldüğünü bildirmiştir. 11.     Başvuranlar bu belgenin herhangi bir kopyasını sunmamışlardır. 12.     Malatya İdare Mahkemesi 23 Mart 1999 tarihinde, ilgili kişilerin her birine ait başvuruları dört karar ile reddetmiştir. İdare mahkemesi, başvuranların iddialarının aksine, sulama hizmetinin başvurularını yaptıkları 1997 yılında değil 1998 yılında ve tarım sezonunun bitiminde sonlandırıldığının valiliğin cevabında belirtildiğini dikkate almıştır. Bununla birlikte valiliğin amacının gelecekte sulama kanallarını yeniden inşa etmek olduğunu ifade etmiştir. İlgililerin bu nedenle somut olarak tespit edilen bir zararın mağduru olduklarını iddia edemeyeceklerini ve doğmayan bir zararın tazmin edilmesini talep ettiklerini değerlendirmiştir. Sonuç olarak, idare mahkemesine göre idare, ne kusur sorumluluğundan ne de kusursuz sorumluluktan sorumlu tutulamaz. 13.     Remzi Görçüm, Necmettin Görçüm, Ahmet Kışlakçı ve Mehmet Kışlakçı dışındaki başvuranlar, 21 Mayıs 1999 tarihinde Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinde zarar tespit davası açmışlardır. Asliye Hukuk Mahkemesi 24 Mayıs 1999 tarihinde iki bilirkişi ve iki şahit eşliğinde söz konusu tarlalarda keşif yapmıştır. 14.     Bilirkişiler 28 Mayıs 1999 tarihinde raporlarını sunmuşlardır. Raporda, başvuranlara ait tarım arazilerinin sulamalarının önceden Y2-12 kanalı ile yapıldığını ama iniş pisti yapımı için bu kanalın imha edildiğini neticede söz konusu tarım alanının 1997 yılından beri sulanmadığını belirtmişlerdir. Ardından sulu tarım arazisinden kuru tarım arazisine dönüşmesine bağlı bir zarar tahmininde bulunmuşlar ve arazilerin yaklaşık olarak %76 değer kaybına uğradığı sonucuna varmışlardır. 15.     Ulaştırma Bakanlığı, Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiği 8 Temmuz 1999 tarihli yazısında, bilirkişi raporunu kabul etmediğini bildirmiş, sulama kanalının Devlet tarafından yapıldığını ve ardından kamu yararına havaalanı inşa etmek amacıyla kendisi tarafından değişiklik yapıldığını hatırlatmıştır. Bakanlık ardından başvuranların arazilerindeki değer kaybının, Devlet’in sorumluluğunda olmadığını ve bu nedenle zarar değerlendirmesi yapılmasına gerek olmadığını ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra bilirkişilerle birlikte söz konusu arazilere keşif yapılması kararının da kendisine bildirilmediğini ve bu keşfe katılımı için fırsat verilmediğini belirtmiştir. Son olarak, Ulaştırma Bakanlığına göre, Yargıtay içtihadı ile ilgili konuda ortaya çıkan ilkelere riayet etmeyen bilirkişilerce kullanılan hesaplama yönteminin geçerliliğine itiraz etmiştir. 16.     Bu arada başvuranlar, 27 Mayıs 1999 tarihinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yani sulama kanallarından sorumlu idareden bilgi talep etmişlerdir. Ertesi gün İdare cevap olarak, ihtilaf konusu arazilerin geçmişte Y2-12 Kanalı ile sulandığını, bu kanalın üzerinin artık yeni havaalanı iniş pisti ile kapatıldığı ve bu araziler için başka sulama imkânı bulunmadığını bildirmiştir. 17.   Remzi Görçüm ve Necmettin Görçüm dışındaki başvuranlar, 31 Mayıs 1999 tarihinde idare mahkemesinin kararını temyiz etmişlerdir. 18.     Başvuranlar, bu mahkeme tarafından kabul edilen görüşlere itiraz etmişlerdir. İddialarına destek olarak, DSİ’nin 28 Mayıs 1999 tarihli yazısını ve Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevlendirilen tarım eksperlerinin tespitlerini sunmuşlardır. İdare mahkemesini, söz konusu arazilerde keşif ve bilirkişi incelemesi yapmadan, davalı idare tarafından sunulan görüşleri tespit olarak değerlendirmekle suçlamışlardır. Ayrıca idare mahkemesinin, ihtilaflı taraflar bakımından, sulama kanallarından sorumlu DSİ’den değil, valilikten bilgi talep etmesini eleştirmişlerdir. 19.     Bununla birlikte, 10 Mart 1999 tarihli valilik yazısından bilgilendirilmemelerinden ve kendilerine bu yazıya cevap verme fırsatı verilmemesinden şikâyet etmişlerdir. 20.     Danıştay, 1 Ekim 2001 tarihli dört karar ile Danıştay savcısının görüşünün aksine temyiz taleplerini reddetmiştir. Danıştay savcılığı, idare mahkemesinin, sulamanın valiliğin belirttiği gibi 1998 yılında mı, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinin tayin ettiği bilirkişilerin belirttiği gibi 1997 yılında mı kesildiğini açık bir şekilde ortaya koymadığı gerekçesiyle idare mahkemesi kararlarının doğru olmadığı kanaatine varmıştı. 21.     Yüksek İdare Mahkemesi, 20 ve 23 Mayıs 2005 tarihlerinde başvuranların temsilcilerine tebliğ edilen 22 Mart 2005 tarihli dört karar ile önceki kararların aksine sonuçlarla bir kez daha başvuranların karar düzeltme taleplerini reddetmiştir. II.     İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI 22.     İlgili iç hukuk ve uygulaması nedeniyle Mahkeme, Gereksar ve diğerleri / Türkiye (no. 34764/05, 34786/05, 34800/05 ve 34811/05, § 21, 1 Şubat 2011). ŞİKÂYETLER 23.     Sözleşme’nin 6. maddesini ileri süren başvuranlar, adil yargılanmaya ilişkin temel ilkelerin, amaçlarını bilmesi gereken mahkemeler tarafından ihlal edildiğini savunmuşlardır. 24.     Sözleşme’nin 13. maddesini ileri süren başvuranlar, yargılama süresinin aşırı olduğunu iddia etmişlerdir. 25.     Son olarak, başvuranlar Sözleşme ya da ek Protokollerinin herhangi bir hükmünü ileri sürmeksizin, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.   HUKUKİ DEĞERLENDİRME I.     KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA A.     Remzi Göçüm ve Necmettin Göçüm’ün mağdur sıfatı hakkında 26.     Mahkeme, öncelikle Remzi Göçüm ve Necmettin Göçüm’ün herhangi bir ulusal yargı sürecine dahil olmadıklarını gözlemlemektedir. Mevcut başvuru kapsamında ortaya atılan şikayetlerin nitelikleri ışığında Mahkeme, bu iki başvuranın, iddia edilen ihlallerin mağduru olduklarını ileri süremeyeceklerini değerlendirmektedir. 27.     Başvurunun Remzi Göçüm ve Necmettin Göçüm ile ilgili kısmının, 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleri ile ratione personae (kişi yönünden) bağdaşmadığı ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. B.     Hükümet’in ön itirazları hakkında 28.     Hükümet Mahkeme’yi, kendisine göre İdare Mahkemesi kararlarını onayan Danıştay kararlarının tebliğ tarihinden itibaren başlayan altı ay süre kuralına uymaması nedeniyle başvuruyu reddetmeye davet etmektedir. 29.     Hükümet, Mahkeme’yi ayrıca başvuranların iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle yargılama süresine ilişkin şikayetlerini de reddetmeye çağırmaktadır. Başvuranların şikayetlerini yerel mahkemeler önünde dile getirmediklerini genel biçimde savunmaktadır. 30.     Mahkeme, Danıştay’ın karar düzeltme talebinin reddine ilişkin 22 Mart 2005 tarihli kararlarının, kesin karar olduklarını dikkate almaktadır. Bu kararlar, 20 ve 23 Mayıs 2005 tarihlerinde başvuranların temsilcilerine tebliğ edilmiş ve başvuru, 13 Ekim 2005 tarihinde yani bu tarihten itibaren başlayan süre içinde yapılmıştır. Mahkeme dolayısıyla Hükümet’in altı ay süre kuralına uyulmadığına ilişkin itirazını reddetmiştir. 31.     Hükümet tarafından iç hukuk yollarının tüketilmemesi bağlamında yapılan itiraz konusunda Mahkeme, öncelikle Hükümet’in başvuranların hangi başvuruları yapmaları gerektiğini belirtmediğini kaydetmektedir. Mahkeme, olaylar döneminde ya da görüşlerin sunulduğu tarihte her halükarda, bir başvurana Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında davasının makul bir sürede görülmesini isteme hakkı tanıyan bir başvuru yolunun iç hukukta bulunmadığı sonucuna vardığını daha önceden hatırlatmaktadır   ( Daneshpayeh / Türkiye , no. 21086/04, § 37, 16 Temmuz 2009 ve Ümmühan Kaplan / Türkiye , no. 24240/07, § 58, 20 Mart 2012). 32.     Mahkeme, bu nedenle Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesi bağlamındaki itirazını reddetmektedir. 33.     Başvuranların şikayetlerinin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadıklarını ve herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesi ile bağdaşmadıklarını tespit eden Mahkeme, başvuruların kabul edilebilir olduğunu beyan etmektedir. II.     SÖZLEŞME’NİN 6 VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI HAKKINDA 34.     Sözleşme’nin 6. maddesini ileri süren başvuranlar, Bingöl Valiliği’nin görüşlerinin bildirilmediğinden ve dolayısıyla bu görüşlere yorum getiremediklerinden şikayetçidirler. 35.     Bununla birlikte, somut olayda idare mahkemeleri tarafından verilen kararların gerekçeli olmadıklarını savunmaktadırlar. Kendilerine göre, adı geçen yargı makamları, İdare tarafından sunulan görüşleri kabul etmeleri nedeniyle hiçbir şekilde gerekçe bildirmemişlerdir. 36.     Buna ek olarak Sözleşme’nin 13. maddesini ileri süren başvuranlar, farklı davaların herbirinin sürelerinin aşırı olduğunu iddia etmişlerdir. 37.     Mahkeme, iç hukuk tarafından verilen kararların gerekçesine ilişkin şikayetin, bu son hüküm bağlamındaki şikayet ile birlikte tek başına Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi alanında incelenmesi gerektiği kanısındadır ( Gereksar ve diğerleri / Türkiye , no.   34764/05, 34786/05, 34800/05 ve 34811/05, § 23, 1 Şubat 2011). Diğer şikayetlerle ilgili olarak, aşağıda ifade edilen Sözleşme’nin 6. maddesi açısından incelenmeleri gerekmektedir: «   1.     Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir (...)   » A.     Çekişmeli yargılama ilkesi bağlamındaki şikayet 38.     Başvuranlar, çekişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğinden şikayetçidirler. Bilhassa Bingöl Valiliğinin görüşlerinin kendilerine bildirilmemesinden ve bu görüşlere yorum getirememelerinden şikayet etmişlerdir. 39.     Hükümet, 10 Mart 1999 tarihli valilik yazısının söz konusu kurum tarafından cevabi yazı olarak sunulmadığını bu nedenle yazının başvuranlara bildirilmediğini belirtmiştir. 40.     Hükümet, dava dosyalarının her zaman için taraflara açık olduğunu hatırlatarak, başvuranların her halükarda dosyaları incelemek ve söz konusu belgenin bir suretini almak için izinlerinin olduğunu değerlendirmektedir. Bu bakımdan, ilgililerin bir avukat tarafından temsil edildiğini belirterek avukatın uygulama olarak dosyaları görme imkanına sahip olduğunu bilmesi gerektiğini eklemektedir. 41.     Mahkeme, başvuranların şikayet ettikleri olayların, kesinlikle Gereksar vd. (yukarıda anılan) davasında incelenen olaylarla aynı olduklarını hatırlatmaktadır. Adil yargılanma hakkının Sözleşme’nin 6. madde tarafından güvence altına alındığını ve bu davada başvuranların, valiliğin görüşünden haberdar edilmeleri ve bu görüşe yorum getirme imkanına sahip olmaları gerektiğini ama durumun bu şekilde olmadığını değerlendirmiştir. 42.     Mahkeme, kendisine sunulan tüm unsurlar ışığında, Hükümet’in mevcut davada farklı sonuçlara götürecek herhangi bir kanıt ya da argüman sunmadığını değerlendirmiştir. 43.     Mahkeme, bu hususta Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini düşünmektedir. B.     Yargılamanın süresi bağlamındaki şikayet 44.     Başvuranlar, farklı davaların herbirinin sürelerinin aşırı olduğunu iddia etmişlerdir. 45.     Hükümet, yargılama süresinin davanın karmaşıklığı ile ilgili olduğu görüşündedir. Kendi bakış açısına göre, yargılama aşamasında makamlara atfedilebilecek herhangi bir atalet dönemi bulunmaması nedeniyle, dava sürelerinin aşırı olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir. 46.     Mahkeme, dikkate alınacak sürelerin, Malatya İdare Mahkemesi önündeki dört tam yargı davasının açılması ile 29 Ağustos ve 26 Kasım 1997 tarihleri arasında başladığı ve Danıştay’ın 22 Mart 2005 tarihli dört kararı ile sona erdiği görüşündedir. Bu durumda davalar iki dereceli yargı nedeniyle yedi yıl üç aydan fazla sürmüştür. 47.     Mahkeme, daha sonra bir yargılama süresinin makul niteliğinin dava koşulları ve özellikle de içtihadında belirtilen, davanın karmaşıklığı, başvuran ile yetkili mercilerin tutumu gibi kıstaslar göz önüne alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz., diğer pek çok karar arasında, Satakunnan Markkinapörssi Oy ve Satamedia Oy /   Finlandiya [BD], no. 931/13, § 209, AİHM 2017 (özetler)). 48.     Mahkeme, davanın özel bir zorluk içermediği ve makamların herhangi bir gecikmeden sorumlu tutulamayacağı görüşündedir. Davanın tüm koşulları ışığında Mahkeme, ihtilaf konusu yargılama sürelerinin aşırı olduğu ve Sözleşme’nin 6. maddesini 1. fıkrası tarafından güvence altına alınan «   makul süre   » gerekliliğine cevap vermediği kanıdısındadır (yukarıda anılan Gereksar ve diğerleri kararı, § 39). 49.     Bu nedenle, ayrıca bu hususta Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.     III.     SÖZLEŞME’YE EK 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA 50.     Başvuranlar, ulusal makamların Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi tarafından güvence altına alınan mülkiyete saygı haklarına riayet etmediklerini iddia etmişlerdir. 51.     Başvuranlar, Danıştay dosyasında idarenin yaptığı yorumun aksini savunan Asliye Hukuk Mahkemesi tespitlerinin yer almasına rağmen, idare mahkemelerinin, arazileri görmeden, bilirkişi raporu ya da başka bir denetim yoluna gitmeden ve özellikle tazminat taleplerinin reddedilmesi amacıyla, sadece – başvuranlara göre, kendini savunmacı taraf ile karıştıran – valiliğin görüşlerine itibar ettiklerini ileri sürmektedir. 52.     Buna ek olarak, bu mahkemeler tarafından verilen kararların gerekçeli olmadıkları görüşündedirler. 53.     Başvuranlar, bu şekilde hareket eden ulusal mahkemelerin mülkiyetlerine saygı gösterilmesi haklarını ihlal ettiklerini belirtmektedir. 54.     Hükümet, bu değerlendirmelere itiraz etmektedir. 55.     Hükümet öncelikle başvuranların arazilerinin aslında kuru tarım yapılan arazi vasfında olduğunu ve İdare tarafından yapılan sulama kanallarının ardından sulu tarım yapılan arazi vasfı kazandıklarını hatırlatmaktadır. Ardından, kendisine göre, kamu hizmeti olarak yapılan bu kanalların, başka bir kamu yararı olan havaalanı ihtiyacı nedeniyle hizmetin sonlandırıldığını belirtmektedir. 56.     Hükümet bununla birlikte, başvuranlara ait tarım arazilerinin geçmişte Y2-12 Kanalı tarafından sulandığını, bu kanalın havaalanı yapımı nedeniyle yıkılması gerektiğini ama söz konusu tarım arazilerinin başvuranların arazisine komşu bazı arazilerde olduğu gibi Y2-14 Kanalı ile sulanabildiğini ifade etmektedir. 57.     Mahkeme, başvuranların şikayetçi oldukları olayların, Gereksar ve diğerleri (yukarıda anılan) kararı kapsamında incelemiş olduğu olaylarla tamamen aynı olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, gerekli usuli güvenceler barındıran yargı usulleri sağlama yükümlülüğünün bu davada yerine getirilmediğini değerlendirmiştir. İdare mahkemeleri karar verirken kovuşturmaların konusunu oluşturan hususları açık ve adil bir şekilde tespit edemedikleri ve söz konusu arazilere keşif düzenlemeden ya da gerekçe açıklamadan, başvuranların gerçeğe dayalı iddialarına karşılık sadece İdare’nin beyanlarını dikkate aldığı koşullara dayanmışlardır. 58.     Somut olayda, kendisine sunulan tüm unsurlar ışığında Mahkeme, Hükümet’in mevcut davanın seyrini değiştirecek herhangi bir delil ya da argüman sunmadığı görüşündedir. 59.     Bu nedenle Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. IV.     SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA 60.     Başvuranlar, maddi ve manevi zararları için, 1997 yılından itibaren hesaplanacak faizleriyle birlikte aşağıdaki miktarları talep etmektedirler: - Haydar Abay maddi zararı için 50.000 avro (EUR), manevi zararı için 42.000 avro (EUR); - Haydar Gökalp maddi zararı için 15. 000 avro (EUR), manevi zararı için 20.000 avro (EUR); - Nizam Görçüm, Gülfidan Görçüm, Fakide Görçüm, Esma Görçüm, Asiye Görçüm, Remzi Görçüm, Necmettin Görçüm, Gülçin Kıtay, Gülsen Deniz ve Baran Çetkin’e müştereken maddi zararları için 40.000 avro (EUR), manevi zararları için 100.000 avro (EUR) ve; - Fatma Kışlakçı, Mine Kışlakçı, Mehmet Kışlakçı, Ahmet Kışlakçı, Celal Kışlakçı, Bilal Kışlakçı, Aysen Kışlakçı, Yılmaz Kışlakçı, Beyhan Kışlakçı, Perihan Yıldız, Esma Gülbedenbegün, Remziye Baraç, Reyhan Gerboğa ve Ayfer Görhan, maddi zararları için 41.000 avro (EUR), manevi zararları için 100.000 avro (EUR). 61.     Başvuranlar, ayrıca ulusal mahkemeler ve Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderleri için de aşağıdaki miktarları talep etmektedirler: - Haydar Abay için 15.000 avro (EUR); - Haydar Gökalp için 10   000 avro (EUR); - Nizam Görçüm, Gülfidan Görçüm, Fakide Görçüm, Esma Görçüm, Asiye Görçüm, Remzi Görçüm, Necmettin Görçüm, Gülçin Kıtay, Gülsen Deniz ve Baran Çetkin müştereken 40.000 avro; ve - Fatma Kışlakçı, Mine Kışlakçı, Mehmet Kışlakçı, Ahmet Kışlakçı, Celal Kışlakçı, Bilal Kışlakçı, Aysen Kışlakçı, Yılmaz Kışlakçı, Beyhan Kışlakçı, PerihanY ı ld ı z, Esma Gülbedenbegün, Remziye Baraç, Reyhan Gerboğa ve Ayfer Görhan da müştereken 40   000   avro (EUR). 62.     Başvuranlar, savunmalarına ilişkin dört avukat ücret sözleşmesi ve bu amaçla çalışma saatleri çizelgesi ibraz etmişlerdir. 63.     Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir. 64.     Maddi tazminat talepleri ile ilgili olarak Mahkeme, kaydedilen usul eksikleri yokluğunda başvuranların itiraz girişimlerinin nasıl sonuçlanacağı konusunda spekülasyon yapmayacaktır. 1 Nolu Ek Protokol’ün 1. maddesi alanında tespit edilen ihlalin niteliğini göz önüne alan Mahkeme, bu ihlalin düzeltilmesi için, ilke olarak, en uygun yöntemin yeni bir yargılama başlatılması ya da eski davanın yeniden açılması olacağı kanaatine varmaktadır. Bu bağlamda Mahkeme, İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 53. maddesi 1. fıkrasının i bendinde, Sözleşme ya da Ek Protokolleri’nin ihlal edildiği sonucuna varılan bir Mahkeme kararının, davanın yeniden açılması için özel bir neden oluşturduğunun açıkça belirtildiğini kaydetmektedir. Bu durumda başvuranların yapması gereken bu fırsatı kullanmaktır (yukarıda anılan Gereksar ve diğerleri kararı, § 75). 65.     Bu durum karşısında Mahkeme, başvuranların belli ölçüde bir manevi zarar gördüğü kanaatine varmaktadır. Mahkeme, dört idari davanın herbiri için başvuranlarına müştereken 7 800 avro ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varmaktadır. Bu tutara, gerektiğinde, başvuranların vergi başlığı altında ödeyecekleri tüm tutarlar eklenecektir. 66.     Mahkeme’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mahkeme, mevcut davada elindeki belgeleri ve yukarıda belirtilen kıstasları dikkate alarak, ulusal mahkemeler önünde görülen yargılama masraf ve giderleri için başvuranlara müştereken 2.000 avro ödenmesinin makul olacağı kanaatine varmaktadır. 67.     Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına karar vermektedir. BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE, 1.     Haydar Abay, Haydar Gökalp, Nizam Görçüm, Gülfidan Görçüm, Fakide Görçüm, Esma Görçüm, Asiye Görçüm, Gülçin Kıtay, Gülsen Deniz, Baran Çetkin, Fatma Kışlakçı, Mine Kışlakçı, Mehmet Kışlakçı, Ahmet Kışlakçı, Celal Kışlakçı, Bilal Kışlakçı, Aysen Kışlakçı, Yılmaz Kışlakçı, Beyhan Kışlakçı, Perihan Yıldız, Esma Gülbedenbegün, Remziye Baraç, Reyhan Gerboğa ve Ayfer Görhan ile ilgili başvurunun kabul edilebilir olduğunu ve geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder ;   2.     Yargılama süresinin uzunluğunun aşırı olması ve yargılamanın hakkaniyete uygun gerçekleşmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine ;   3.     Sözleşme’ye Ek 1 no.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine   ;   4.     a)     Davalı Devlet’in üç ay içinde her türlü vergiden muaf tutulmak üzere manevi zararları için Haydar Abay’a 7.800 avro (yedi bin sekiz yüz avro), Haydar Gökalp’e 7.800 avro (yedi bin sekiz yüz avro), Nizam Görçüm, Gülfidan Görçüm, Fakide Görçüm, Esma Görçüm, Asiye Görçüm, Gülçin Kıtay, Gülsen Deniz ve Baran Çetkin’e müştereken 7.800 avro (yedi bin sekiz yüz avro) ve Fatma Kışlakçı, Mine Kışlakçı, Mehmet Kışlakçı, Ahmet Kışlakçı, Celal Kışlakçı, Bilal Kışlakçı, Aysen Kışlakçı, Yılmaz Kışlakçı, Beyhan Kışlakçı, Perihan Yıldız, Esma Gülbedenbegün, Remziye Baraç, Reyhan Gerboğa ve Ayfer Görhan’a müştereken 7.800 avro (yedi bin sekiz yüz avro) ve masraf ve giderler için başvuranların tamamına müştereken 2.000 avro (iki bin avro) ödemesine ; b)     yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, bu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına ;   5.     Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;    karar vermiştir.     İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 27 Şubat 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   Hasan Bakırcı   Paul Lemmens Yazı İşleri Müdür Vekili   Başkan EK İsim   Doğum yılı Haydar ABAY 1939 Haydar GÖKALP 1943 Nizam GÖRÇÜM 1966 Gülfidan GÖRÇÜM 1964 Fakide GÖRÇÜM 1947 Esma GÖRÇÜM 1974 Asiye GÖRÇÜM 1986 Remzi GÖRÇÜM 1976 Necmettin GÖRÇÜM 1970 Gülçin KITAY, GÖRÇÜM’den olma 1983 Gülsen DENİZ, GÖRÇÜM’den olma 1961 Baran ÇETKİN, GÖRÇÜM’den olma 1972 Fatma KIŞLAKÇI 1991 Mine KIŞLAKÇI 1990 Mehmet KIŞLAKÇI 1988 Ahmet KIŞLAKÇI 1984 Celal KIŞLAKÇI 1982 Bilal KIŞLAKÇI 1980 Aysen KIŞLAKÇI 1972 Yılmaz KIŞLAKÇI 1965 Beyhan KIŞLAKÇI 1965 Perihan YILDIZ, KIŞLAKÇI’dan olma 1986 Esma GÜLBEDENBEGÜN, KIŞLAKÇI’dan olma 1969 Remziye BARAÇ, KIŞLAKÇI’dan olma 1968 Reyhan GERBOĞA, KIŞLAKÇI’dan olma 1978 Ayfer GÖRHAN, KIŞLAKÇI’dan olma 1975