Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği, bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Bireysel Başvuruya Dayanak Davaya İlişkin Süreç Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2011 yılından itibaren çeşitli taşeron şirketler bünyesinde Van Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü (VASKİ) nezdinde sözleşmeli çalışırken 27/11/2017 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle 13/12/2017 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, sözleşmesi feshedilirken savunması alınmadığı gibi ihbar kurallarına uyulmadığını belirtmiştir. İşyerinde çalıştığı süre boyunca herhangi bir sorun yaşamadığını ifade etmiş, haksız gerekçeye dayanılarak yapılan feshin geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Van İş Mahkemesi (Mahkeme) 25/4/2018 tarihinde davayı kabul ederek feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararda, olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshinde fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmediği, başvurucunun savunmasının alınmadığı ve feshin geçerli bir nedene dayanmadığı açıklanmıştır. İşveren tarafından iş sözleşmesini doğrudan feshetmek yerine işçinin mesleği ve nitelikleri nedeniyle başka bir yerde değerlendirilmesi imkânı olup olmadığı değerlendirilmeden iş sözleşmesinin doğrudan feshedilmesi karşısında feshe son çare olarak başvurulmadığı dile getirilmiştir. VASKİ 18/5/2018 tarihinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 26/6/2018 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek mahkeme kararını ortadan kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden davacı hakkında terör örgütü ile ilgili olarak soruşturma yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu soruşturma ilgi tutularak durumun alt işverene bildirildiği nazara alındığında;taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, işverenden iş akdinin devamının beklenemeyecek derecede şüphe meydana geldiği, fesih tarihi itibariyle işe iade davası bakımından en azından geçerli nedenin bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle davalıların istinaf itirazları yerinde görülmüş ve istinaf taleplerin kabulüne karar verilerek davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Nihai karar, başvurucuya 11/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 9/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Ceza Davasına İlişkin Süreç Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 2/2/2018 tarihli yazısında, başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığınca herhangi bir soruşturma yürütülmediği belirtilmiştir. Başsavcılık Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 8/2/2018 tarihli yazısında, başvurucu hakkında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan sorgulamada PKK, KCK, DHKP-C, El Kaide ve DAEŞ terör örgütleri yönünden herhangi bir kayda rastlanmadığı belirtilmiştir. Van Valiliği Emniyet Müdürlüğünün (Emniyet Müdürlüğü) 17/1/2018 tarihli yazısında, başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile alakalı olarak herhangi bir kayda rastlanmadığı ifade edilmiştir. Emniyet Müdürlüğünün 16/2/2018 tarihli yazısında, başvurucu hakkında Başsavcılığın 2012/673 sayılı soruşturma kapsamında tahkikat yürüttüğü ifade edilmiştir. Van İş Mahkemesi 26/3/2018 tarihli müzekkere ile Başsavcılıktan 2012/673 Sor. sayılı dosyanın hangi suça istinaden yürütüldüğü hususunda bilgi istemiştir. Başsavcılığın 27/3/2018 tarihli yazısında, belirtilen soruşturma numarası UYAP üzerinden sorgulandığında3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet suçuyla dava açıldığı, dosyanın Van Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/117 esasına kaydının yapıldığı belirtilmiştir. Van Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/117 Esas sayılı dosyasının başvurucu adına değil sanık O.Y. adına olduğu görülmüştür. Sanık 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yargılanarak 26/3/2013 tarihinde adli para cezası ile cezalandırılmıştır. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği , bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir."