11. Ceza Dairesi 2022/1897 E. , 2024/13948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/152 E., 2017/8 K. ŞİKÂYETÇİ : Maliye SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri, şikayetçi vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, sanıklar müdafilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde oldu
**11. Ceza Dairesi 2022/1897 E. , 2024/13948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/152 E., 2017/8 K. ŞİKÂYETÇİ : Maliye SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri, şikayetçi vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, sanıklar müdafilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, sanıklar müdafileri yönünden temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, şikayetçi vekili yönünden ise; hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik şikayetçi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; Yargılama konusu kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun mağdurunun kamu olduğu, bu suç yönünden doğrudan zarar görmeyen Maliye hazinesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/1. maddesi uyarınca kamu davasına katılma ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla; şikayetçi kurum adına vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Suç tarihlerinde Özel Kafadar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde öğretmen olarak görev yapan sanıkların, bir kısım öğrenciler eğitime gelmedikleri halde, eğitim almış gibi düzenlenen sahte bireyselleştirilmiş eğitim, çalışma ve rehabilitasyon planları imzalamak suretiyle “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçunu işlediklerinin iddia ve kabul edildiği olayda; suça konu belgelerin aylık toplu olarak imzalatılması ve eylemleri nedeniyle sanıkların doğrudan menfaat temin etmemeleri nazara alındığında, sanıkların zarar verme bilinç ve iradelerinin bulunmadığı, sahtecilik kastıyla hareket etmedikleri ancak, aylık bireyselleştirilmiş eğitim, çalışma ve rehabilitasyon planlarını imzalarken gerekli incelemeyi yapmamaları nedeniyle görevlerinin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kamu zararına neden oldukları anlaşılmakla, eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde düzenlenen ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve sanıklar hakkında soruşturma izninin talep edildiği 01.04.2008 tarihinden, soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın kesinleştiği 17.09.2008 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede; Sanıklara yüklenen “görevi kötüye kullanma“ suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, III. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; 1. Sanık ... yönünden; İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 28.10.2009 tarihli ekspertiz raporuna göre, "T.C Milli Eğitim Müdürlüğüne Afyonkarahisar" hitaplı (1) adet dilekçe ile 2007 yılı Ekim ayına ait (1) adet "Aylık Eğitim, Çalışma ve Rehabilitasyon Planında" öğrenci velisi Şükrü Yücel adına atılı bulunan imzanın Şükrü Yücel'in eli mahsulü olmayıp, bu belgelerden Aylık Eğitim, Çalışma ve Rehabilitasyon Planında "meslek elemanı ..." ismi karşısındaki imzaları atan şahsın eli mahsulü olduklarının tespit edilmesi karşısında, belirtilen belgelerdeki imzaların sanık ...'a ait olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde belirlenmesi ile gerekirse bu hususta yeniden bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Sanıklar ..., ... ve ... yönünden; bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun inanç ve takdiri ile incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar müdafilerinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulünün gerekeceği, hukuki kesintinin iddianame tarihi itibarıyla oluşacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanıklardan ... hakkında bu davaya da konu olan Özel Kafadar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin sahibi sıfatıyla 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi gereği kamu davası açıldığı ve yargılamanın Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/55 Esas sayılı dosyası kapsamında yürütüldüğü, yine sanıklardan ... ve ... hakkında da aynı kurumun müdürleri sıfatıyla 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi gereği Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/477 Esas sayılı dosyası kapsamında yargılandıkları anlaşılmakla; dava dosyalarının mümkünse birleştirilmesi, aksi halde özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikal ettirilmesi ve eylemlerin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesinden sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.11.2024 tarihinde karar verildi.