Başvuru, kamu görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında müdahale talimatını veren mülki amir hakkında kamu davası açılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında müdahale talimatını veren mülki amir hakkında kamu davası açılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/10/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 13/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından sunulan görüş 15/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne karşı 30/12/2015 tarihinde beyanda bulunulmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir. Başvurucu 31/5/2011 tarihinde hayatını kaybeden 1956 doğumlu Metin Lokumcu'nun () oğludur. Başvuruya konu olayın gerçekleştiği 31/5/2011 tarihinde, Başbakan tarafından Artvin ili Hopa ilçesinde açık hava toplantısı ve Sarp Kara Hudut Kapısı ziyaret programı yapılması planlanmıştır. Hopa Kaymakamlığınca toplantı sırasında provokasyon, slogan atma, pankart açma, taşlama gibi olaylar olabileceği değerlendirilerek bazı tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda polis ve jandarmadan oluşan "Asayiş Harekât Merkezi" kurulmuş; ilgili birim yetkilileri ile toplantılar yapılmış; sağlık ekipmanlarının sağlanması, yangın ve elektrik kesintilerine karşı tedbirler alınması konularında ilgili birimlerle yazışmalar yapılmıştır. Başbakan'ın ilçelerini ziyaret edeceğini öğrenen bazı sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar, bölgeye hidroelektrik santrali (HES) yapımını protesto etmek için olay günü sabah saat 30 sıralarında açık hava toplantısı yapılacak alanın yakınında toplanmaya başlamışlardır. Polis, saat 00 sıralarında henüz resmî program başlamamış iken protesto için bekleyen kalabalığı dağılmaları konusunda ikaz etmiş; ikaza uygun hareket etmeyenlere yönelik biber gazlı müdahalede bulunmuştur. Kalabalığın arasında bulunan yanında bulunan akrabası O.ye gazdan etkilendiğini ve nefes alamadığını söylemiş, olay yerinin yakınında hazır bulunan bir ambulansa kadar birlikte yürümüşlerdir. saat 30 sıralarında ambulansla Hopa Devlet Hastanesine sevk edilmiş; nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikâyetlerini dile getiren hastaya kalp krizi teşhisi konularak elektroşok tedavisi uygulanmış ancak hasta, hastaneye getirildikten yaklaşık bir saat sonra hayatını kaybetmiştir. Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı gün resen soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma kapsamında olay günü saat 30'da hastane morgunda ceset üzerinde adli muayene yapılmış ve olay hakkında bilgisi olduğu değerlendirilen O., , N.Y., H.Ç., G.Ç., B.G., ve N.A.nın tanık olarak ifadelerine başvurulmuştur. Trabzon Adli Tıp Kurumunun 20/6/2011 tarihli ve 1413/387/332 sayılı otopsi raporunda kişinin ölümünün "mevcut kalpte enfarktüs ve intraalveoler yoğun taze kanamaya bağlı kalp ve akciğer hastalığı" nedeniyle meydana geldiği belirtilmiştir. Anılan raporda ayrıca nin göğsünde ekimozlar olduğu bilgisine yer verilmiştir. 31/5/2011 tarihli Adli Muayene ve Otopsi Raporu'nda ölenin "göğüs ön kısmı üzerinde yeni oluşmuş yarayı andıran lekeler"in bulunduğu tespit edilmiştir. Bazı görgü tanıklarının ifadelerinde olaylar sırasında üç veya dört çevik kuvvet polisinin yi kalkan darbeleri ile yere düşürdüğü, Acil Serviste görevli bir hekimin ifadesinde ise Acil Serviste elektroşok uygulanırken ölenin göğsünde lekeler oluşabileceği belirtilmiştir. nin maruz kaldığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirdiğini ileri süren yakınlarının başvurusu üzerine kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görüş istenilmiştir. Adli Tıp Genel Kurulunun 24/5/2012 tarihli raporunda, kalp krizine neden olduğu ileri sürülen "ortho chlorbenzalmaloritre" maddesinin sistematik olarak aranan toksik maddeler arasında bulunmadığından araştırmasının yapılmadığı, kaldı ki anılan maddenin temiz havaya veya oksijen tedavisine maruz kalması hâlinde 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olacağı belirtilmiştir. Başvurucu 31/5/2011 tarihinde babasının ölümünden sorumlu oldukları gerekçesiyle dönemin İçişleri Bakanı, Artvin Valisi, Hopa Kaymakamı, Hopa Emniyet Müdürü ve Hopa'da görev yapan kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Suç duyurusuna konu edilen kamu görevlilerinin her biri için mevzuatta farklı soruşturma usulleri öngörülmesi nedeniyle soruşturma makamları tarafından dosyalar birbirinden ayrılmıştır. Başvurucu, Hopa Kaymakamı hakkında yürütülen soruşturma bakımından başvuru yollarının tüketildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru formunda ayrıca, Hopa Kaymakamının ceza yargılamasının dışında bırakılmasının başvurunun konusunu oluşturduğu belirtilmiştir. Hopa Kaymakamı hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Artvin Valiliğince yapılan ön inceleme neticesinde soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir: " ... Hopa Kaymakamı Abdullah Akdaş'ın ilgili birim yetkilileri ile toplantılar yaptığı, brifinge katıldığı, emniyet tedbirlerinin eksiksiz olması için yazılı ve sözlü talimatlar verdiği, takviye kuvvet talebinde bulunduğu, diğer tedbirlerle ilgili olarak birçok talimat verdiği, ilgili planların hazırlanmasını sağladığı,2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin Maddesi gereğince, Başkanlığında İlçe Jandarma Komutanı ve İlçe Emniyet Müdüründen oluşan Asayiş Harekat Merkezi oluşturduğu, miting sırasında provokasyon, slogan atma, pankart asma gibi olayların olabileceği değerlendirilerek, harekat emri hazırlanmasını sağladığı, miting alanının güvenliğine münhasır olmak üzere, çıkması muhtemel olayların önlenmesi ve toplantının sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla tüm genel güvenlik, trafik ve emniyet tedbirlerinin genel talimat olarak hazırlanmasını sağladığı ve miting alanının hazırlanması ve güvenliği için bir çok yazılı talimat verdiği ve yerinde incelemede bulunduğu,Ayrıca, Hopa Kaymakamı tarafından güvenlik tedbirleri ile ilgili olarak alınan tedbirler dışında, Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı yetkilileri ile irtibat sağlanmak suretiyle tam teşekküllü sağlık ekip ve ekipmanlarının hazırlanmasından, yapılacak ikramın denetlenmesine, yangın ve elektrik kesintisi ihtimaline kadar birçok tedbir için ilgili kurumlarla yazışmalar yapıldığı,Güvenlik güçlerinin olayda olayda aşırı kuvvet kullandıkları iddiasının gerçekçi olmadığı, eylemcilerin saldırısına maruz kalmış kolluk kuvvetlerinin ilk etapta kendilerini korumak için daha sonra ise taş ve buldukları diğer malzemelerle kendilerine saldıran grupları dağıtmak maksadıyla önce tazyikli su, arkasından da biber gazı ile müdahale ettikleri ifadeler ve dosyasındaki görüntü çözümlerinden anlaşıldığı, olaylar sırasında 10 civarında polis memurunun yaralanarak hastaneye kaldırılması ve göstericilerden hiçbirinin gözaltına alınmamasının bu durumu doğruladığı, olay sırasında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve sonrasında vefat eden Metin Lokumcu'nun ölümü ile ilgili olarak düzenlenen adli tıp raporlarında da kalp ve damar rahatsızlığı olduğunun belirtildiği de dikkate alınarak kendisini ve yakınlarını daha önceden tanıdığı için bizzat korumaya ve alandan uzaklaştırmaya çalışan İlçe Kaymakamı Abdullah Akdaş'ın Metin Lokumcu'nun ölümüne sebep olduğu iddiasının yersiz olduğu,İlçe Cumhuriyet Meydanında basın açıklaması yapmak iddiasıyla toplanan ve daha sonra pankart açarak, sloganlar atarak, güvenlik güçlerine saldırı hazırlığı yaparak yasa dışı gösteri haline dönüşen eyleme 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun maddesi gereğince, usulüne uygun olarak İlçe Kaymakamı tarafından verilen talimat doğrultusunda güvenlik güçleri tarafından müdahale edildiği anşlaşıldığından,Hopa Kaymakamı Abdullah Akdaş hakkında, 4483 sayılı memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun'un Maddesi gereğince Ön İncelemeci görüşü doğrultusunda soruşturma izni verilmemesine,..." Bu karara karşı yapılan itiraz, Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 4/7/2013 tarihli ve 2013/93 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hopa Kaymakamı hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle -on beş gün içinde Rize Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına itiraz yolu açık olmak üzere- 12/6/2013 tarihli ve 2011/886 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz, Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 13/8/2013 tarihli ve 2013/1009 Değişik İş sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 12/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup anılan karara karşı süresi içinde 11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan yazıda nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin olarak kolluk görevlileri ve amirleri hakkında başlatılan (2013/24 Soruşturma sayılı) soruşturmanın devam ettiği bilgisi verilmiştir. Başvurucu tarafından 9/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderilen dilekçede de aynı şekilde Artvin İl Emniyet Müdürü, Hopa İlçe Emniyet Müdürü ve olay günü Hopa'da görevli kolluk görevlileri hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın derdest olduğu bildirilmiştir. B. İlgili Hukuk 4483 sayılı Kanun'un "Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler." 4483 sayılı Kanun'un "Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur." 4483 sayılı Kanun'un "İtiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Yetkili merci, soruşturma izni vrilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar.İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır." 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.(3)Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.(2)(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğininbu hususta karar vermesine bağlıdır."