9. Ceza Dairesi 2023/9645 E. , 2023/6782 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3642 E., 2019/79 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesini…
**9. Ceza Dairesi 2023/9645 E. , 2023/6782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3642 E., 2019/79 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2017 tarihli ve 2017/15194 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan açılan kamu davasında, Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli ve 2017/603 Esas, 2017/686 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin sabit olması halinde nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılması için dosyanın yetkili ve görevli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi şekinde görevsizlik kararı verilmiştir. 2. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/91 Esas, 2018/478 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/3642 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/3642 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2019/7287 Esas, 2020/1885 Karar sayılı kararı ile "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın olay günü mağdureye yönelik tişörtüyle sütyenini çıkardıktan sonra zorla dudakları ile göğsünü ve vücudunun diğer yerlerini öpmesi şeklinde gerçekleşip, mağdurenin aşamalarda değişen ağza cinsel organ sokma iddiasının sübut bulmadığı tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 102/1. maddesinde düzenlenen takibi şikayete bağlı cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve mağdurenin duruşmada sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde uygulama yapılması karşısında, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2020 tarihli ve 14-2019/51002 sayılı itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/4429 Esas, 2020/5034 Karar sayılı kararı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2020/(Kapatılan)14-447 Esas, 2023/89 Karar sayılı ilamıyla "Mağdurenin Kolukta; sanığın pantolonunu indirerek kendisini tatmin etmesini isteyip zorla cinsel organını ağzına soktuğunu, kendisi almayınca onu tatmin ettikten sonra kendisini bırakabileceğini, onun dışında dokunmayacağını söylediğini ancak istememesi nedeniyle sanığın cinsel organını ağzına almamaya çalıştığını, zorla dudağından öpen, cinsel organını zorla ağzına sokup oral seks yapmasını isteyen, kendisini ölümle tehdit eden sanıktan şikâyetçi olduğunu, Asliye Ceza Mahkemesinde; üzerindeki tişörtü sanığın çıkartıp kendisini boynundan öpmeye başlayan sanığın pantolonunu çıkarıp oral sekse zorladığını, cinsel organını zorla ağzına soktuğunu, Ağır Ceza Mahkemesinde; kendisini beğendiğini söyleyip elini tutmak istediğinde sanığa itiraz etmediğini, üzerini çıkartan sanığın daha ileri gitmek isteyerek birisinin gelmemesi için kapıyı kilitlediğini söylemesi nedeniyle gerildiğini, ısrarcı olması üzerine tamamen panikleyip çıkmak istediğini söylediğini, sanık tuvalete gidince masada bulunan bardakla ofisin camına vurduğunu, camın kırılmadığını, sanığın sesi duyarak geldiğini, daha da panikleyerek camı kırıp dışarı çıktığını, sanığın kendisini tutmaya çalışması üzerine kırılan camdan birlikte çıktıklarını, dirsek vurarak kaçtığını, sanığın pantolonunu ve cinsel organını çıkarttığını, oral sekse zorladığını ancak yapmak istemediğini ve yaptırmadığını, okulunun bitmek üzere olduğundan, uğraşmak istemediği için şikâyetinden vazgeçtiğini, oral seks konusunun, teklifi aşan, ısrarcı şekilde olduğunu ancak zorlama olmadığını, 06.06.2018 tarihinde Mahkemeye hitaben sunduğu dilekçede; sanığa ilk başta itiraz etmediğini ancak ileri gidip penisini ağzına almasını istediğinde yapmak istemediğini söylediği sanığın ısrar ettiğini ama kesinlikle zorlamadığını ve cinsel organını ağzına sokmadığını, sanığa tekrar 'Hayır.' dediğinde sanığın sinirli bir şekilde kalktığını ve tuvalete gittiğini, kıyafetlerini de sanığın zorla çıkarmadığını iddia ettiği, sanığın ise aşamalarda; rızası dahilinde mağdureyle yakınlaştıklarını, mağdurenin rızasıyla üzerini çıkardığını, sohbetleri esnasında mağdurenin kendisine ağlama hastalığı olduğunu, anlık ruhsal değişim yaşadığını söylediğini, iki kadeh içtikten sonra mağdurenin ağlamaya başladığını, bir süre sonra da mağdurenin kendisine tepki göstermeye başladığını, mağdurenin önce isteyip sonra reddettiği için sinirlendiğini, biraz tartıştıklarını, ardından tuvalete girdiğini, mağdurenin kapıdan kilidi açarak rahatlıkla çıkabileceği hâlde üst kata çıkıp cam kırarak çıplak vaziyette kaçtığını, bu durumun mağdurenin alkollü iken oluşan ruh hâlinden kaynaklandığını, mağdureyi zorla iş yerinde tutmadığını, mağdurenin ağzına cinsel organını sokmadığını, sadece seviştiklerini savunduğu olayda; Olayın hemen ardından kolluk görevlilerince düzenlenen tutanakta mağdureyle yapılan görüşmede mağdurenin, sanığın kendisine tecavüz girişiminde bulunduğunu belirtmesi, bilirkişi tarafından çözümlenen CD’ye ilişkin raporda bir anda suça konu iş yerinin camının içeriden vurulmak suretiyle kırıldığının, cam kırıklarının yere düştüğünün, mağdurenin kendisini suça konu iş yerinden dışarı attığının, yere düştüğünün, sanığın mağdurenin üzerine yatar vaziyette sarıldığının, kaçmasına engel olduğunun belirtilmesi, olayın ardından mağdurenin hastanede alınan olay öyküsünde sanığın tehditle oral seks talep ettiğini, korktuğu için önce yapmaya çalıştığını ancak sürdüremediğini ifade etmesi, Kollukta ve Asliye Ceza Mahkemesinde sanığın zorla cinsel organını ağzına soktuğunu, sanığın cinsel organını ağzına almamaya çalıştığını, cinsel organını zorla ağzına sokup oral seks yapmasını isteyen sanıktan şikâyetçi olduğunu söylemesi, Asliye Ceza Mahkemesinde ifade verirken titrediği, konuşmakta zorlandığı ve ağladığı duruşma zaptına geçirilen mağdurenin sanığın cinsel organını zorla ağzına soktuğunu, onu tekrar ittirdiğini, 'Midem bulandı.' diyerek tuvalete koştuğunu dile getirmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Ağır Ceza Mahkemesinde okulunun bitmek üzere olduğunu, bu nedenle uğraşmak istemediğini, oral seks konusunun, teklifi aşan, ısrarcı bir şekilde olduğunu ancak zorlama olmadığını belirten mağdurenin, sanığın cinsel organını ağzına sokmak istediğini ancak yaptırmadığını, pantolonunu ve cinsel organını çıkarttığını, oral sekse zorladığını ancak yapmak istemediğini belirttiği şeklindeki beyanları ile sanığın aşamalarda mağdureyle rızası dahilinde seviştikleri, mağdurenin ağzına organ sokma eyleminin olmadığı yönündeki savunmaları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, mağdurenin şikâyetçi olmadığını söylediği mahkemedeki ve dilekçesindeki beyanlarının, olayın sosyal çevresinde daha fazla duyulması kaygısından kaynaklanan, sanığın baskısı altında verilen, dosyadaki somut deliller ve sıcağı sıcağına alınan ifadeleriyle örtüşmeyen beyanlar olması nedeniyle dikkate alınamayacağı, Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşma öncesindeki tutarlı, bütünlük arz eden, dosyadaki olay yeri inceleme tutanağı ve kamera görüntülerine uygun olan beyanlarına itibar edilmesi gerektiği hususunda tam bir vicdani kanı oluşan sanığın nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.'' şeklindeki gerekçelerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2019/7287 Esas, 2020/1885 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, uygulamanın denetlenmesi için dava dosyasının Dairemize gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; dosyaya sundukları bir kısım delilerin kaybolmasına rağmen karar verildiğine, katılanın gerçek dışı beyanlarda bulunduğuna, ifadelerinin çelişkili olduğuna, katılanda neden işyerinin anahtarının olduğunun tartışılmadığına, keşif yapılmadığına, sanığın cinsel organını katılanın ağzına sokmadığına, Adli Tıp Raporu alınmadığına, eksik araştırmayla karar verildiğine ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; üst sınırdan takdiri indirimler uygulanmaksızın ve ağırlaştırıcı nedenler göz önüne alınarak karar verilmediğinden kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince ''Mağdurenin soruşturma aşamasında ve asliye ceza mahkemesindeki olay içeriğine uygun samimi ifadesi, bilirkişi raporu, tıbbı rapor ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın mağdureyi daha evvelce tanıdığı, sevdiğini söylediği ancak mağdurenin kendisini red ettiği, olay tarihinde mağdurenin bir arkadaşının söylemesi ile sanığın iş yerinde geçici olarak çalışmaya başladığı, iş normalde saat 18:00'de bitmesine rağmen mesaiye kalmasıın söylediği, akşam yemegi söylediği, daha sonra tavla oynamayı teklif ettiği, mağdurenin gitmek istemesine rağman kapıyı kilitleyerek alkol ve yiyecek bir şeyler aldıktan sonra tekrar iş yerine geldiği, sanığın ısrarı ile mağdurenin bir bardak alkol aldığı, ayrıca hap içmesini söylediği mağdurenin kabul etmediği, sanığın alkol aldıktan sonra mağdurenin tişörtünü ve sütyenni zorla çıkarttığı zorla dudaklarını gögüslerini ve vucudunun diğer yerlerini öpmeye başladığı, ağlayarak bir şey halledemezsin sen istemez isen ben de zevk alamam dediği, mağdure isteksizliğini sürdürdüğünde seni öldürürüm, biz aşiretiz seni de anneni babanı da öldürürüm kaldığın yeri biliyorum, diyerek tehdit ettiği, pantolonunu indirerek saçını çektiği ve zorla cinsel organını ağzına soktuğu, mağdurenin midem bulandı diyerek labovaya gittiği, sanıkta girmek isteyice kapıyı içerden kilitlediği, mağdurenin labovadan çıktığı tişörtünü ve sütyenini aradığı, sanığın ara ara belki bulursun diyerek alay ettiği, bu sırada sanığın labovaya gideceğini söyleyerek sakın kaçma kaçarsan seni bulur öldürürüm dediği, mağdurenin eline bir bardak alarak iş yerinin giriş katına çıktığı, bardak ile cama vurmaya başladığı, cam kırılmadığı, mağdurenin omzu ile cama hamle yapınca camın kırıldığı, sanığın arkadan beline sarıldığı, birlikte yere düştükleri, mağdurenin sanığın elinden kurtulduğu üstsüz bir şekilde cadde üzerinde koştuğu, yakındaki bir işyerine sıgındığı, oradakilerin polisi ve ambulansı aradığı yağmurluk verdiği, polis ile birlikte hastaneye gittiği, eylemin zorla organ sokulması suçunu oluşturduğu anlaşılmakla TCK'nun 102/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Mağdurenin bir günlük iş yerinde çalışacak olması gözetilerek TCK'nun 102/3-b maddesi uyarınca hizmet ilişkisinin sağladığı nufüzun varlığı kabul edilmemiştir.'' şeklindeki gerekçelerle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2018/3642 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.