Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 17/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Askerlik görevini yapmak üzere 21/5/1998 tarihinde askere sevk edilen başvurucu 20/9/1998-18/11/1998 tarihleri arasında icra edilen iç güvenlik harekatına katıldığını, görevin son günlerinde düşmesi sonucunda kulağında kanama ve şiddetli ağrı oluştuğunu, görev dönüşünde revirde yapılan muayene ve tedavi sonucunda kulağından 1,5-2 cm civarında bir çubuk çıkarıldığını ifade etmiştir. Başvurucu 7/3/1999 tarihinde işitme kaybı şüphesiyle birliğinde yapılan muayenesinin ardından Kayseri Asker Hastanesine buradan da Ankara Mevki Asker Hastanesine sevk edilmiş, Ankara Mevki Asker Hastanesinin 17/3/1999 tarihli sağlık kurulu raporuyla ''Sağ total işitme kaybı'' teşhisiyle başvurucu hakkında ''B/19 Askerliğe elverişli değildir'' kararı verilerek 18/3/1999 tarihinde terhis edilmiş ve terhis belgesine ekli açıklamalar kısmında başvurucunun 20/9/1998-18/11/1998 tarihleri arasında Van OHAL Bölgesinde iç güvenlik harekatına katıldığı ve sağlık kurulu raporu uyarınca terhis edildiği ifade edilmiştir. Başvurucu 25/9/2001 ve 2/8/2012 tarihlerinde maaş bağlanması için yaptığı başvurulara cevap verilmemesi üzerine vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle 30/11/2012 tarihinde dava açmış, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ise 11/2/2013 tarihli işlemi ile başvurucunun vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine yönelik işlem tesis etmiştir. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle 30/11/2012 tarihinde dava açtıktan sonra 29/3/2013 tarihli dilekçesi ekinde AYİM Üçüncü Dairesine iç güvenlik harekatı sırasında kulağından yaralandığına ilişkin noter onaylı imza sirkülerini haiz tanık beyanı sunmuştur. AYİM Başsavcılığı 22/3/2013 tarihli düşüncesinde dava konusu işlemin iptali gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Görüşün ilgili kısmı şöyledir:“Davalı kurum, davacının maluliyetine yol açan rahatsızlığın askerlik hizmeti sırasında ve bu hizmetin sebep ve tesiri ile ortaya çıktığını kabule elverişli belge ve kayıt bulunmadığından talebi reddetmiştir. Gerçekten davacının maruz kaydığı işitme kaybının askerlik hizmeti ile irtibatını kurmaya elverişli bir belge ve kayıt bulunmamaktadır. Ancak davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkin sağlık kurulu raporunda, bu rahatsızlığın iç güvenlik görevinde görevli olduğu döneme denk gelen bir tarihte düşmesinden kaynaklandığını beyan ettiği yönünde açıklama yer almaktadır. Davacı da ısrarla iç güvenlik operasyonu sırasında düştüğünü, kulağına bir cisim girdiğini, bu cismin operasyon dönüşü çıkarılabildiğini ve kulağındaki rahatsızlığın bu suretle başladığını ileri sürmektedir. Davacının ısrarlı beyanının aksini ortaya koyan bir delil mevcut değildir. Bu itibarla davacının askerlik hizmet aşamaları ile uyumlu olan ve aksi ortaya konamayan beyanına itibar edilmesi hakkaniyet gereğidir. Dolayısıyla davacı hakkında vazife maluliyeti hükümlerinin uygulanmamış olması, hukuka uygun düşmemektedir. AYİM Üçüncü Dairesi 25/4/2013 tarihli ve E.2013/539, K.2013/610 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:“Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde: Davacının 1998 tarihinde askere sevk edildiği, davacının Kayseri 1’inci Komd.Tug. 2'nci Komd. Tb. K.lığında askerlik vazifesini yaparken beyanına göre 1998-1998 tarihlerinde Van bölgesinde icra edilen iç güvenlik harekâtına katıldığı, davacının ilk olarak 1999 tarihinde işitme kaybı (vertigo) teşhisiyle birliğinde yapılan muayene sonrasında Kayseri Asker Hastanesi KBB Polikliniğine sevk edildiği, 1999 tarih ve 6338 kayıt numara ile buradan da Ankara Mevki Asker Hastanesine sevk edildiği, Ankara Mevki Asker Hastanesinde yapılan muayenesi ve tedavisi sonunda, Ankara Mevki Asker Hastanesinin 1999 tarih ve 1778 numaralı Sağlık Kurulu Raporu ile "Sağ total işitme kaybı" teşhisiyle "B/19 Askerliğe elverişli değildir." kararı verildiği, 1999 tarihinde terhis edildiği, davacının Van-Gevaş ilçesinde yapılan operasyon sırasında düşme sonucu sağ kulağına çalıların girmesi sonucu kulağını kaybettiğini belirterek kendisine maaş bağlanması için 2001 tarihinde davalı kurum kayıtlarına giren dilekçesi ile idari müracaatta bulunduğu, davacı vekilinin 2012 tarihli dilekçesi ile müvekkiline maaş bağlanması için yeniden idari müracaatta bulunduğu, davalı kurum tarafından bu müracaata da cevap verilmemesi üzerine 2012 tarihinde bu davanın açıldığı, davalı kurumun 2013 tarih ve 134 numaralı işlemi ile davacının vazife malûllüğü aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.…Belirtilen hükümlere göre bir kimsenin vazife malûlü kabul edilerek kendisine aylık bağlanabilmesi için malûllüğün vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin sebep ve etkisiyle meydana gelmesi gerekmektedir.Dava konusu uyuşmazlığın maluliyetin vazifenin sebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasın odaklandığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından her ne kadar Van-Gevaş bölgesindeki 1998-1998 tarihleri arasında icra edilen operasyon görevi sırasında yere düşmesi sonucu kulağına çubuk girmesine bağlı olarak kulağında meydana gelen kanama sebebiyle kulağında işitme kaybı meydana geldiği ileri sürmüş ve davacı hakkında düzenlenen söz konusu 1999 tarihli askerliğe elverişli olmadığına ilişkin raporda "Şikayeti 5 ay önce geçirdiği kaza sonrasında başlamış, sağ kulağından kan geldiğini tarif ediyor." ibarelerine Mevki Hastanesinde düzenlenen Hasta Müşahade kağıdında da "kulak yolunda yabancı cisim çıkarılma ve kulak akıntısı olma” ibarelerine yer verilmiş ise de;Davacının 2001 tarihinde yaptığı idari müracaatı üzerine yapılan araştırma sırasında davacının görev, yaptığı 5'inci Komd. BI.K.lığının 2002 tarih ve SAYI:3050-0202/165 sayılı yazısı ile Bölüğün OH bölgesinde görev yaptığı süreler içerisinde yaralanan ve şehit olan personel ilgili belgelerin tutulduğu, ancak davacının yaralandığına dair belgenin olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Kayseri 1’inci Komd.Tug.K.lığının 2012 tarih ve PER:9690-2307-12 sayılı yazısı ile de Tugay Komutanlığı kayıtlarında yapılan araştırmada davacı hakkında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı bildirilmiştir.Davacı hakkında düzenlenen ve davacının askerliğe elverişli olmadığına dair 1999 tarih 1778 numaralı söz konusu sağlık kurulu raporunda davacının KBB muayenesinde her iki dış kulak yolu ve kulak zarlarının doğal olduğu belirtilmiştir.Tüm bu açıklamalar ile davacının operasyon görevi sırasında veya bu görevin hemen bitiminde kulağından rahatsızlandığına ve herhangi bir muayenesinin yapıldığına dair hiçbir kaydın mevcut olmadığı, kulak rahatsızlığı sebebiyle ilk başvurusunun operasyon görevinin bitiminden yaklaşık 3 ay sonra olduğu, kulağından kan gelecek şekilde yaralanan bir kimsenin uzun süre muayene ve tedavi olmadan beklemesinin hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, davacının ileri sürdüğü gibi bir olayın meydana geldiğine ilişkin olarak davacının soyut beyanları dışında davacının beyanlarını destekler nitelikte hiçbir belgenin bulunmadığı, raporda yer alan olaya ilişkin kayıtların sadece davacının soyut beyanlarına dayandığı, davacının beyanlarını destekler nitelikte raporda herhangi bir bulguya da yer verilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, maluliyetin oluşumunda askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, vazife malûllüğü aylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı yönünden oluşmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır.” Başvurucu bu karara 3/6/2013 tarihinde karar düzeltme yoluna başvurmuş ve 9/7/2013 tarihli dilekçesi ekinde AYİM Üçüncü Dairesine iç güvenlik harekatı sırasında kulağından yaralandığına ilişkin noter onaylı imza sirkülerini haiz iki tanık beyanı sunmuştur. AYİM Başsavcılığı 12/9/2013 tarihli düşüncesi karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği yönündedir. AYİM Üçüncü Dairesi 31/10/2013 tarihli ve E.2013/1348, K.2013/1276 sayılı kararıyla düzeltme talebini reddetmiştir. Karar, başvurucuya 19/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır." 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir: "44 üncü maddede yazılı malüllük;a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir."