Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/4792 E. , 2024/10971 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4792 Karar No : 2024/10971 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Ağız v…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/4792 E. , 2024/10971 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4792 Karar No : 2024/10971 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde sağlık teknikeri olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarihli ... sayılı işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı gerekçeli kararında; davacının 2009-2011 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıbbi Görüntüleme Teknikerliği bölümünde okuduğu, Fetö terör örgütüne ait öğrenci evlerinde kaldığı öğrenci evine gelen askeri okul öğrenci adayları ile ilgilendiği, Ankara iline giderek Askeri Bando okulu öğrencileri ile ilgilendiği 2014 yılından sonra Erzurum ilindeki Subay ve Astsubay askeri personel ile ilgilendiği, 22 kişi hakkında teşhiste bulunduğu, avukat huzurunda etkin pişmanlıkta bulunup bilgi verdiği görülerek davacı hakkında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı, ancak hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dikkate alındığında, Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunan terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu hususlarının kendi ikrarı ile sübuta erdiği ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-9 maddesi uyarınca davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı sayılı kararıyla; davacı hakkında terör örgütü üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Mahkeme kararı ve davacı hakkında yapılan idari tahkikat kapsamında elde edilen tespitler ve dosyada bulunan bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davalı idare tarafından davacının FETÖ/PDY ile irtibatı ve yahut iltisakı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasının makul ve somut delillere dayandığı açıklamasıyla istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ceza dosyasında somut hiçbir delilin olmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, adil bir yargılama süreci işletilmeden, somut delil gösterilmeden Yürütme organının işlemiyle suçlu ilan edildiği, savunması alınmadan kamu görevinden çıkarıldığına yönelik iddiasının Mahkemece dikkate alınmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde sağlık teknikeri olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarihli ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup; "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dosyaların incelenmesi" başlıklı 20. maddesinde; "1. (Değişik birinci cümle: 18/6/2014-6545/17 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. 2. Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve ara kararında bu husus ayrıca belirtilir." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca idare, mahkeme kararlarına uymak ve kararların icaplarına göre işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. İdarenin yargı kararlarının hukuksal sonuçlarını etkisiz bırakma amacına yönelik işlem tesis edemeyeceği Anayasa hükmü gereği olup, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olarak idarenin mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi, bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte, idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Mahkemenin bu araştırma ve incelemeyi sağlıklı bir şekilde yapabilmesi ve uyuşmazlığın tam anlamıyla hukuka uygun olarak çözülebilmesi için davalı idarece üzerine düşen görevin eksiksiz olarak yerine getirilmesi, bu bağlamda, Mahkemenin ara kararları ile istenilen belgelerin gönderilmesi, bilgilerin verilmesi ve tesis edilen idari işlemin yasal ve hukuksal dayanaklarının Mahkemeye sunulması yasal zorunluluktur. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki "değerlendirmenin" gösterildiği; İdare Mahkemesinin 21/10/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesine dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı örneklerinin yer aldığı işlem dosyasının istenildiği görülmüştür. Olayda, davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak gösterilen davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki "değerlendirme"nin dayanaklarının dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un taraflardan birinin ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisinin mahkemece önceden takdir edileceği belirtilmek suretiyle ara kararının gereğinin yerine getirilmemesinin yaptırıma bağlanabileceğini düzenleyen 20. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Mahkemece, davalı idareden, davaya konu işlemin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi için davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakına ilişkin tespitlerin ve bu tespitlere dayanak bilgi ve belgelerin tekrar istenilerek incelenmesi ve bu inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/06/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.