Başvuru, ceza soruşturması sırasında el konulan eşyanın tasfiyesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza soruşturması sırasında el konulan eşyanın tasfiyesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.A. Bireysel Başvuru Süreci Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu K. Boya ve Kimya Mad. Yağ. İnş. Ltd. Şti.'nin (K. Şirketi) hissedarı ve yetkilisidir. K. Şirketinin de aralarında bulunduğu bir kısım şirketlerin ithal ettiği ürünlerin kanuna aykırı olarak ithal edildiğinin İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne (KOM Şube Müdürlüğü) ihbarı üzerine Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli arama kararı ile E. Lojistik adlı antrepoda yapılan aramada henüz gümrük işlemleri devam eden K. Şirketine ait gümrük beyannamesinde ürün cinsi Solvent D-60 olarak beyan edilen 10 konteyner içerisinde 1280 varilde bulunan toplamda 200 kg ürüne 1/12/2012 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) el konulmuştur. Söz konusu ürünler hakkında analiz yapılması için numune alınmıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yapılan analiz sonucunda ürünlerin metanol, etanol, kerasen, izopropil alkol, klorür, aseton, metil siklohekzan içerikli karışım ürünlerinden oluştuğu, Exxxsol D60 ve Shellsol D60 kodlu ürünler ile uyumlu olmadığı, standartlara uygun olmadığının tespit edilmesi üzerine İzmir Sulh Ceza Mahkemesinin (Sulh Ceza Mahkemesi) 11/3/2013 tarihli kararı ile tasfiyesine karar verilmiştir. Tüpraş İzmir Rafinerisi tarafından 15/5/2013 tarihinde suça konu petrol ürünlerinin tasfiye işlemi gerçekleştirilmiştir. Başsavcılıkça şirket yetkilisi olan başvurucu hakkında 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan soruşturma başlatılmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda Başsavcılıkça 14/8/2013 tarihinde iddianame düzenlenerek başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı şirket yetkilileri hakkında gümrük beyannamelerinde belirtilen ürünlerden farklı olan ve standartlara uygun olmayan akaryakıt ürünlerini ticaret amacıyla ithal ettikleri gerekçesiyle 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. İzmir Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) iddianame kabul edilerek yargılamaya başlanmış, gümrük müşaviri bilirkişiden rapor alınmıştır. 4/4/2014 tarihli bilirkişi raporunda, K. Şirketine ait kimyasal eşyaların gümrük rejiminde bulunulmak üzere genel antrepoya alındığı, gümrük işlemleri yönünden mevzuata aykırı herhangi bir işlemin olmadığı; serbest dolaşıma giriş beyannamelerinin verildiği, gümrük müdürlüklerince onaylandığı, muayene memuru atamalarının yapıldığı, ithal hükmünde işlemlerin başlatıldığı ancak Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile eşyalara el konulması ve hukuki sürecin başlaması nedeniyle eşyaların ithalatının tamamlanamadığı ve millîleşmediği belirtilmiştir. Mahkeme 28/1/2015 tarihinde mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıkların ayrı ayrı beraatlerine hükmetmiştir. Mahkeme gerekçesinde bilirkişi raporunda belirtilen tespitlere yer vermiş, her ne kadar gümrükteki hukuki prosedürün tamamlanması beklenmeden suça konu ürünlere el konularak sanıklar hakkında dava açılmış ise de söz konusu ürünlerin ithaline ilişkin gümrük işlemlerinin tamamlanmadığı ve ürünlerin millîleşmediği anlaşıldığından başvurucunun beraatine karar vermiştir. Mahkeme, ayrıca soruşturma aşamasında tasfiye edilen suça konu ürünlerin nemaları ile birlikte karar kesinleştiğinde K. Şirketine iadesine karar vermiştir. Katılan İzmir Gümrük Müdürlüğü (Gümrük Müdürlüğü) ile Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu (EPDK) tarafından anılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Yargıtay tarafından yapılan inceleme sonucunda 20/11/2019 tarihinde Gümrük Müdürlüğünün süresi içinde başvurmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine, EPDK'nın ise her ne kadar katılan sıfatıyla davaya müdahilliğine karar verilmiş ise de suçtan zarar görmediği anlaşıldığından temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu nihai kararı 21/2/2020 tarihinde öğrendiğini belirtmiş 18/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Başvurucu, Adana Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) 24/3/2020 tarihinde Hazineye karşı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde her türlü yasal izin ve ruhsatlara sahip fabrikasında üretimlerinde kullanılmak ve yurt dışı ticaretini yapmak üzere yurt dışından sipariş vermiş olduğu 1280 kapta mevcut bulunan 200 kg solvent D-60 isimli ürünün Başsavcılıkça 30/11/2012 tarihinde el konularak tasfiye edilmesi nedeniyle 800 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle davalı hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor doğrultusunda 4/10/2022 tarihinde maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 946,67 TL maddi tazminatın davalı Hazineden alınarak başvurucuya verilmesine karar verilmiştir. Anılan karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından 15/2/2024 tarihinde kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında Yargıtay tarafından verilen bir kararda 5607 sayılı Kanun'un 16/A maddesinde ve 5607 sayılı Kanun'a Göre Elkonulan Akaryakıtın Teslimi, Muhafazası, Tasfiyesi ve Yapılan Masraflara İlişkin Uygulama Yönetmeliği'nin maddesine göre yapılan tasfiye işlemlerinde tasfiye bedelinin yakalama tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar faizi ile birlikte davacıya ödenmesi durumunda 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinde düzenlenen tazminat isteme şartlarının oluşmayacağının belirtildiğini, buna göre el konulan ve tasfiye edilen toplam miktarın 200 kg olduğunun saptanması hâlinde tasfiye bedelinin ve faizinin başvurucuya ödenmiş olması nedeniyle başvurucunun tazminat isteme şartlarının bulunmadığını tespit etmiştir. Ancak el konulan miktarın 200 kg tasfiye edilen miktarın ise 280 kg olduğunun tespiti halinde başvurucunun 920 kg solvent D-60 maddesi için piyasa fiyatlarına göre hesaplanacak değer üzerinden el koyma tarihinden itibaren tazminat ve faiz isteme hakkının bulunduğunun dikkate alınması gerektiğini belirterek Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün bozularak dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurunun inceleme tarihi itibarıyla yargılama devam etmektedir.