Başvurucu, uzun süre tutuklu yargılanması ve tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu, uzun süre tutuklu yargılanması ve tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru, 14/12/2012 tarihinde Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, 24/7/2014 tarihinde daha önceki görüşlerine atıfta bulunarak başvuruya ilişkin ayrıca görüş sunmaya gerek görülmediğini bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili olarak Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 4/2/2011 tarih ve 2001/24 sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, isnat edilen suçlarla ilgili olarak Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 6/1/2011 tarihli iddianamesiyle Muğla Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/24 sayılı dosyasında tutuklu devam eden yargılamada, 10/2/2011 tarihli ilk duruşmada başvurucunun “üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu itibariyle hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve sanığın kaçma, delilleri yok etme şüphesinin olması ile birlikte atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olmasına göre CMK 100 ve müteakip maddeleri gereği tutuklanmasına” karar verilmiştir Başvuru tarihi itibarıyla, Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/24 sayılı dosyasında tutuklu devam eden yargılamada, 8/10/2012 tarihli duruşmasında tahliye talebi “Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu itibariyle halen kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, sanığın kaçma şüphesinin bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması ve tutuklulukta kaldığı süreye göre,” reddedilmiş ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Bu karara yapılan itiraz Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2012 tarih ve 2012/1330 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş, karar başvurucuya 9/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 28/1/2013 tarih ve E.2011/24, K.2013/30 sayılı kararıyla başvurucu neticeten 17 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edilmiş ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki mahkumiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 3/12/2013 tarih ve E.2013/6969, K.2013/12530 sayılı onama kararıyla kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve maddeleri. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”