6. Hukuk Dairesi 2014/572 E. , 2014/11914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/07/2013 NUMARASI : 2010/47-2013/634 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,kiracı tarafından kiralayan aleyhine açılan, süresinden önce sona erdirilen kira sözleşmesi nedeniyle uğranılan kazanç ka
**6. Hukuk Dairesi 2014/572 E. , 2014/11914 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/07/2013 NUMARASI : 2010/47-2013/634 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,kiracı tarafından kiralayan aleyhine açılan, süresinden önce sona erdirilen kira sözleşmesi nedeniyle uğranılan kazanç kaybı ve kiralanana yapılan fazladan masrafların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 18.147,50.TL'nin 24/09/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, Taraflar arasında 01/07/2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kantin kira sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmeye göre aylık kira bedelinin 4.000,00TL + KDV olduğunu, bunun karşılığında V.. M.. bulunan Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğrenci Kantininin işletme hakkının davacıya verilmesinin kararlaştırıldığını, davacının dava konusu kantini devralıp çalıştırmaya başladığını ve kira bedellerini düzenli olarak ödediğini ancak mühendislik fakültelerinin 2009 yılının Ağustos ayında V.. M...deki yerleşkeden U.. Y..sine taşındığını, sözleşmenin süresi bitmediği halde davalının fakültenin taşındığı yeni yerleşkeden davacıya yer göstermediğini, bunun için noterden ihtarname gönderildiğini, ihtara verilen cevapta taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin tek taraflı olarak sözleşmenin 12. ve 35.maddelere göre feshedildiğinin bildirildiğini, sözleşmenin 12. maddesinde üniversitenin taşınmaza ihtiyacı veya satışı halinde tek taraflı fesih hakkının tanındığının bildirildiğini, böyle bir durumun söz konusu olmadığını ve yapılan feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının 2 yıllık sözleşme için yaklaşık 40.000,00 TL kantine masraf yaptığını ve sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle bu masrafların çıkartılamadığını,sözleşmenin 2 yıllık olması göz önüne alınarak mal alınarak stok edildiğini, toplam 42.700 TL tutarında stokta mal kaldığını, ayrıca 10 aylık süredeki kazançtan mahrum kaldıklarını ve bu zararlarının davalı tarafından karşılanması gerektiğini, üniversite inşaatının sözleşmenin imzalanmasından önce başladığını ve davalının fakülte inşaatının ne zaman biteceğini az çok tahmin edebilecek durumda olduğunu, ve kira süresini buna göre düzenlemesi gerektiğini, belirterek kar mahrumiyeti olarak 10.000,00 TL yapılan harcamalar için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL nin ihtarname tarihi olan 23/09/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Davacı vekili 05/04/2011 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda talebini 55.500 TL artırarak 75.500 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde, 17 Ağustos 1999 depreminde üniversite binalarının zarar görmesi nedeniyle İ.. B.. B..Başkanlığınca mülkiyeti belediyeye ait olan S.. S..B.. üzerindeki arazinin üniversiteye geçici tahsisi ile o arazi üzerine V.. A.Ş. Tarafından yapılacak prefabrik binalarda eğitimin üniversite tarafından kalıcı yeni kampüs tamamlanana kadar devam etmesi amacıyla taraflar arasında protokol imzalandığını, bu anlaşma doğrultusundan Mühendislik Fakültesinin dava konusu yerdeki prefabrik binalara taşındığını, 1999 yılından üniversitenin inşa edilen U...’deki yeni kampüs içindeki Mühendislik Fakültesi binalarının tamamlandığı ve taşındığını 2009 yılına kadar burada eğitime devam edildiğini, bu süre içinde prefabrik binaların içinde öğrenci kantini olarak kullanılan yerlerin işletmecilere kiralandığını, davacı şirketle öğrenci kantininin işletilmesi için 01/07/2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, ancak sözleşmenin devamı sırasında 2009-2010 öğretim yılında Umuttepe Kampüsü içindeki binanın tamamlanması nedeniyle buraya taşınıldığını ve V.. AŞ tarafından Üniversiteye bağışlanan prefabrik binaların da 09/09/2009 da taraflara arasındaki protokol uyarınca Kocaeli Büyükşehir Belediyesine devir ve teslim edildiğini, böylece kantinin bulunduğu yerle davalı üniversitenin hiçbir ilgisinin kalmadığını ve hukuken kullanım hakkı kalmayan yerde faaliyet gösteren davacı firmanın sözleşmesini de haklı olarak fesh ettiğini, U...Y..deki fakültelerin hiçbirinin içinde öğrenci kantini bulunmadığını, bu nedenle davacıya yer gösterilmediğini, davacının dilekçesinde 2009 yılı Ağustos ayından itibaren kazanç kaybının bulunduğunu iddia etmesine rağmen, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamenin 30/09/2009 tarihinde tebliğ edildiğini, Ağustos ve Eylül aylarında ise okulların kapalı olduğu dönem olarak o aylarda bir kazanç kaybının söz konusu olamayacağını ve 2009 yılı eğitim yılının Ekim ayı itibariyle başladığını, kazanç kaybının yanısıra yapılan harcamalarında istendiğini, bu harcamaların davacının kendi istemi doğrultusunda yapıldığını ve bu nedenle de tazminat istenemeyeceğini, davalı tarafından yapılan feshin haklı olduğunu ve davacının tazminat talebinin haklı sebebe dayanmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece, davalı üniversitenin, yeni kampüslerin yapıldığı süreci nazara alarak sözleşme düzenlemesi gerekirken bu hususa riayet etmediği gibi 35.maddede belirtildiği şekilde 1 ay öncesinden bildirilerek fesih iradesini beyan etmemiş olup bu nedenle davalı üniversitenin feshinin haklı bir fesih olmadığı, süresinden önce sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacının uğramış olduğu kar mahrumiyeti ve zorunlu imalatlar nedeniyle meydana gelen zararının karşılanması gerektiği gerekçeleriyle yeterli ve makul bulunan ikinci bilirkişi heyetinin belirlemiş olduğu miktar üzerinden davanın kabulüne davacı vekili ilk bilirkişi raporuna göre davayı ıslah ettiğinden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin kazanç kaybına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ; 818 sayılı Borçlar Kanununun 249.maddesinde: Kiralayanın, kiralananı, sözleşmede belirtilen amaca uygun olarak kullanmaya ( işletmeye) elverişli şekilde teslim etmek ve kira süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu, kiralananın, sözleşmede belirtilen amaca uygun olarak kullanılamayacak veya yararlanmayı önemli ölçüde azaltacak ayıplı bir durumda teslim edilmesi halinde, kiracının sözleşmeyi bozmaya veya kira pasından uygun bir miktarın indirilmesini isteme hakkı bulunduğu düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 250.maddesinde de; Kiralananın, kira süresi içinde, kiracının bir kusuru olmaksızın, sözleşmeyle güdülen amacı sağlayacak yolda kullanılma olanağını yitirmesi veya önemli ölçüde azaltacak bir duruma düşmesi halinde kiracının, kira parasından uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi bu sakatlı uygun bir süre içinde giderilmezse, sözleşmeyi de bozabileceği, kiraya verenin, kendisinin bir kusuru olmadığını kanıtlayamaması halinde tazminat ile yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yine 818 sayılı Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Kâr kaybı,kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar Somut olayda; Taraflar arasında imzalanan 01/07/2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kantin kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 35. Maddesinde “ İdare gerektiği hallerde 1 ay öncesinden yazılı olarak bildirmek şartıyla tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir. Tebligatı müteakip söz konusu öğrenci kantini 15 gün içerisinde tahliye edilir.” Hükmü kararlaştırılmış olup tarafları bağlar. Davalı Üniversite tarafından sözleşmenin 35. Maddesine göre fesih ihtar şartına uyulmamıştır. Bu durumda mahkemece kiralayan Üniversitenin prefabrik kompleksi terk ettiği tarih belirlenerek sözleşmenin 35. Maddesi de gözetilmek suretiyle belirlenen dönem itibariyle bir buçuk aylık makul süre için kazanç kaybı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde tüm sözleşme süresi itibariyle kazanç kaybına hükmedilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.