1. Hukuk Dairesi 2012/2520 E. , 2012/3015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakan annesi H.. S.'in .. parsel sayılı taşınmazını ara malik kullanmak suretiyle mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, diğer kardeş olan mirasçı V..'ın ise vesayet altında bulunup, davalının vasisi olduğunu ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil ile, mi
**1. Hukuk Dairesi 2012/2520 E. , 2012/3015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakan annesi H.. S.'in .. parsel sayılı taşınmazını ara malik kullanmak suretiyle mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, diğer kardeş olan mirasçı V..'ın ise vesayet altında bulunup, davalının vasisi olduğunu ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil ile, mirasçı ..'a kayyım tayin edilerek payı oranında .. adına da tesciline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı ve V.. S.. ile ilgili usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.11.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat H.. İ. E.ile temyiz edilen vekili Avukat N.. E.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu .. parsel sayılı taşınmazdaki ½ payın miras bırakan H..S.. tarafından 22.02.2000 tarihli akitle R..U..'a, R.'ın da 04.04.2000 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği; aynı taşınmazdaki diğer ½ payın da miras bırakan H.. tarafından 22.06.2000 tarihli akitle Ş.. K..'ya, Ş..in de 23.08.2000 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakanın yapmış olduğu temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince, dosya içeriğindeki belgelerden, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/145 E. sayılı dava dosyasında tanık olarak dinlenen ara malik Ş.. K..'nın beyanından muris H.. tarafından Ş.'e yapılan temlikin bedelsiz olduğu anlaşılmaktadır. Diğer ara malik R..'ın ise aile dostu olduğu, davacı ile muris ve davalı arasında davacının oğlu A.. K..'in Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinin 2000/1136 E.-2131 K. dava dosyasında yargılanması nedeniyle husumet bulunduğu, murisin taşınmazı temlik etmesine rağmen taşınmazda oturmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabittir. O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temliklerle ilgili gerçek amaç ve iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğu ve bu amaçla temlikin gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.