İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/12/2025 YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... esas ve 2025/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, aldatma hukuki sebebine dayalı hisse devrinin iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin işçi olarak çalıştığı ...Şti.'nin yetkilisi olan davalı taraf…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2844 KARAR NO : 2025/2859 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/06/2025 NUMARASI : 2023/... Esas, 2025/... Karar DAVACI : ... -TCK NO:..., ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - TCK NO:..., ... DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/12/2025 YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... esas ve 2025/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, aldatma hukuki sebebine dayalı hisse devrinin iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin işçi olarak çalıştığı ...Şti.'nin yetkilisi olan davalı tarafından, müvekkilinin şirket müdürü yapılacağından bahisle aldatılarak mezkur şirketteki tüm hisselerin noterde yapılan işlem ile müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin sonradan icra takibi ve hakkında açılan davalar sebebiyle durumun farkına vardığını, yapılan işlemlerin aldatma sebebiyle geçersiz olduğunu belirterek hisse devrinin iptaline, şirkete kayyım atanmasına ve devir sebebiyle uğranılan zararların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ise davaya cevap vermemiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçe ile davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Hile, bir kimsenin; davranışı ile diğer şahsı irade beyanında bulunmaya sevk etmek için o şahısta hatalı bir fikrin doğumuna veya teyidine ya da devamına kasten sebebiyet vermesidir. (Prof. Dr. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. Turgut Öz, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İstanbul, 2009, s. 92 vd) Bilindiği gibi 6098 sayılı TBK'nın 39. maddesinde "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz" hükmü yer almaktadır. Anılan hükmü yorumlayan Yargıtay içtihadı uyarınca 6098 sayılı Kanun'un 39. maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde sözleşmeye bağlı olmama bildiriminin karşı tarafa ulaştırılması gerekmekte olup bu bildirimde geçersizliğin sebebinin detaylı olarak açıklanması şart değildir. Keza sözleşmeye bağlı olmama bildirimi hiçbir şekle tabi değildir. Bu beyan karşı tarafa ulaştığı andan itibaren sözleşme ilişkisini kesin olarak hükümsüz hale getirir ve iptal beyanı geri alınamaz. İrade açıklaması karşı tarafın hakimiyet alanına ulaştığı anda istenen sonucu kendiliğinden doğurmaya yeterlidir. Ayrıca bir iptal davası açmaya, dolayısıyla iptali dava yoluyla ileri sürmeye gerek yoktur.(Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı) Sözleşmenin taraflarından biri diğer tarafı hileyle sözleşme yapmaya yöneltmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı hâlinde aldatılan taraf, hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Ancak, iradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanması BK'nın 31/1 inci maddesinde belli bir süreye bağlanmıştır. Hile sebebiyle sözleşme yapan taraf, hileyi öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Bununla birlikte BK'nın 31/2 nci maddesine göre aldatılan kişinin zararını talep hakkı, sözleşmenin geçersizliği koşuluna bağlı değildir. Zira hile ile iradesi sakatlanan kişi, hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi geçersiz kılmayıp icazet vermiş olsa dahi hile nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep edebilir. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/... Karar sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/... Karar sayılı kararı) Somut olayda; dava konusu hisse devrinin 20/10/2016 tarihinde gerçekleştiği ve davacının aldatma sebebiyle sözleşme ile bağlı olmadığına dair ilk irade açıklamasını Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğu 05/03/2018 tarihinde yaptığı, bu haliyle TBKnın 39. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve davacının hisse devrini onaylamış sayıldığı, mahkemece hisse devrinin iptaline yönelik talebin hak düşürücü süre sebebiyle reddine yönelik kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ne var ki davacının, dava dilekçesinde işbu hisse devri sebebiyle uğramış olduğu zararların tazminini de talep ettiği ve TBK 39/2 maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde sözleşme geçersiz kılınmayıp icazet verilmiş olsa dahi davacının hile nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep edebileceği, bununla birliket eldeki davada mahkemece davacının işbu tazminat talebine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, tazminat talebi hak düşürücü süreye tabi olmadığı halde davanın işbu talebi de kapsar şekilde tümden usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin bu sebeple istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davacı vekili tarafından Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... esas ve 2025/... karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... esas ve 2025/... karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 615,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, 5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 30/12/2025 tarihinde karar verildi. ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır