Ceza Genel Kurulu 2013/496 E. , 2014/97 K. "" Mahkemesi : ANTALYA 1. Ağır Ceza Günü : 05.03.2012 Sayısı : 437-59 Sanık M.. Y..'un çocuğun cinsel istismarı suçuna teşebbüsten 5237 sayılı TCK'nun 103/2, 103/4, 35, 103/6 ve 62. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/2, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2012 gün v…
**Ceza Genel Kurulu 2013/496 E. , 2014/97 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : ANTALYA 1. Ağır Ceza Günü : 05.03.2012 Sayısı : 437-59 Sanık M.. Y..'un çocuğun cinsel istismarı suçuna teşebbüsten 5237 sayılı TCK'nun 103/2, 103/4, 35, 103/6 ve 62. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/2, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2012 gün ve 437-59 sayılı hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 08.10.2012 gün ve 9548-9558 sayı ile; "Sanığın, kendisinde bıçak olduğu tehdidi ile gerçekleştirdiği mağdureyi kolundan tutarak odaya götürüp burada tutma eyleminin, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakarak tehditle cinsel istismar suçlarını oluşturması, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanlığının 20.12.2011 tarihli usulüne uygun heyet raporu ile mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi ve 5271 sayılı CMK'nın 253/3. maddesine göre uzlaşmaya tâbi bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir suçla birlikte işlenmesi halinde, uzlaştırma işlemi uygulanma imkanının bulunmaması nedenleriyle tebliğnamedeki bu hususlarda bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir" açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.04.2013 gün ve 21175 sayı ile; "A- Mağdurenin gerçek yaşı konusunda kuşku vardır, zira getirtilen mernis doğum tutanağı ile Moldova Cumhuriyetince tanzim olunan ve dilimize çevrilen doğum belgesinde 29.09.1995 tarihinde doğan mağdurenin, doğumundan yaklaşık 13 yıl sonra 17.01.2008 tarihinde nüfusa tescil olunduğu, ancak doğumun sağlık personeli yardımıyla yapıldığına dair bir kaydın da anılan belgelerde yer almadığı anlaşılmıştır. 07.12.2011 tarihi itibariyle mağdurenin kemik yaşının 16 olduğunu bildiren ve Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim olunan raporda ise heyetin teşekkülünde radyoloji uzmanının yer almaması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Keza Yargıtay Yüksek 14. Ceza Dairesi birçok kararında yaş konusu ile ilgili raporlarda radyoloji uzmanının katılımını zorunlu görmektedir. Oluşan bu duruma göre nüfus kaydına göre suç tarihinde 14 yıl 8 ay 2 günlük olan mağdurenin yaş tespitine esas olacak kemik grafileri çektirilerek, tam teşekküllü bir hastanede, içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu bir heyetten sağlık kurulu raporu alınması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorularak, mağdurenin gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra sanığın sanığın hukûki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. B- Kamu davasına konu olayda sanığın mağdureye organ sokma boyutuna varmayan cinsel davranışlarda bulunduğunda kuşku yoktur. Ancak olayın rıza ile mi yoksa tehditle mi gerçekleştirildiği konusunda sanık lehine yorumlanması gereken ciddi bir kuşku mevcuttur;