13. Hukuk Dairesi 2014/10668 E. , 2014/38134 K. ... vekili avukat ... ile ... A.Ş vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.6.2013 gün ve 219-286 sayılı hükmün Dairemizin 5.3.2014 tarih ve 24251-6017 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, 01.10.2007 tarihinde akdedilen sözleşmeyle taşınmaz aldığını,…
**13. Hukuk Dairesi 2014/10668 E. , 2014/38134 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat ... ile ... A.Ş vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.6.2013 gün ve 219-286 sayılı hükmün Dairemizin 5.3.2014 tarih ve 24251-6017 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, 01.10.2007 tarihinde akdedilen sözleşmeyle taşınmaz aldığını, taraflarca taşınmaz üzerinde 3 katlı 12 adet bağımsız bölümün inşa edilmesinin kararlaştırıldığını, 24.10.2007 tarihinde kat irtifakıyla adına oluşturulan tapu kaydına göre konutun arsa payının 1/14 olduğunu, taşınmaza ilişkin tüm işlemlerin yapılması için verdiği vekaletle haberi olmadan belediyeden izin alınarak yeni kat çıkıldığını, taşınmaz üzerinde 3 kat, 12 adet bağımsız bölüm yerine 4 kat, 16 adet konut inşa edildiğini, 26.06.2009 tarihinde kat mülkiyetine göre adına oluşturulan tapu kaydında taşınmazın arsa payının 1/24 olduğunu, fazladan konut yapılarak arsa payının azaltıldığını ve alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığını ileri sürerek oluşan zararından şimdilik 9.000.00 TL'sının tahsilini istemiştir. Davalı, sözleşme gereğince binanın yapılarak davacıya teslim edildiğini, vekaletin kötüye kullanılmadığını, oluşan bir zararın olmadığını ve talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, dairemizce kararın onanmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu kez karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Davacı, sözleşmede belirtilen arsa üzerinde üç kat ve 12 bağımsız bölümden oluşan bina yapmasının kararlaştırıldığı, kat irtifakıyla adına oluşturulan 24.10.2007 tarihli tapu kaydında arsa payının 1/14 olduğu, davalının taşınmaza ilişkin tüm işlemlerin takibi amacıyla aldığı vekaletnameyi kötüye kullananarak bilgisi olmadan belediyeden izin alıp binaya dördüncü kat çıkarak 16 bağımsız bölüm inşa ettiği, 26.06.2009 tarihinde kat mülkiyetine göre oluşturulan tapu kaydında taşınmazın arsa payının 1/24 olduğu ve arsa payının azalması nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla eldeki davayı açmış olup davalı davanın haksız olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacının arsa payında azalma olmuş ise de taşınmazın çatı katında iken yeni kat eklenmesi sonucunda ara kat haline gelmesi nedeniyle değerinde artış meydana geldiği, ortak giderlere katılma borcunun azaldığı ve dairenin bu haliyle değerinde azalma olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflarca imzalanan sözleşmede belirtilen arsa üzerinde üç katlı 12 daireden müteşekkil apartman yapılacağı ve 11 2014/10668-38134 numaralı bağımsız bölümün davacıya satılacağı yazılı olmasına rağmen davalının söz konusu arsa üzerine dört katlı 16 adet bağımsız bölüm inşa ettiği dosya kapsamıyla sabittir. Davacı adına kat irtifakıyla oluşturulan 24.10.2007 tarihli tapuda davacının satın aldığı 11 numaralı bağımsız bölümün arsa payı 1/14 iken kat mülkiyetine geçildikten sonra 26.06.2009 tarihinde oluşturulan tapu kaydında taşınmazın arsa payı 1/24 olmuştur. Mahkemenin de kabulünde olan bu durumu bilirkişiler tespit etmişler fakat taşınmazın ara kat haline gelmesi ve ortak giderlere katılım borcunun azalması nedeniyle değerinde bir azalma olmadığını bildirmişlerdir. İtiraz üzerine alınan ek raporda bilirkişiler davacının arsa payının 27.02 m2 azaldığını açıklanarak 27.02 m2 arsa bedelinin mülk bilirkişisince değerlendirilmesi gerektiğini mütaala etmişlerdir. Mahkemece, mülk bilirkişinden bu hususta rapor alınmadan bilirkişilerin asıl raporuna itibar edilerek az yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunun yetersiz ve eksik incelemeye dayalı olması nedeniyle hükme esas alınması mümkün olmadığı gibi mülk bilirkişisinden arsa değerine ilişkin ek rapor alınmadan karar verilmesi de mümkün değildir. Mahkemece, uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, taşınmazın arsa payının azalması nedeniyle oluşan değer kaybı ile ara kat haline gelmesi nedeniyle oluşan değer artışı bilimsel verilere dayalı olarak, denetime açık şekilde tespit edilip davacının zararının olup olmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıkça belirlenmesi gerekir. Açıklanan tüm bu hususlar yerine getirilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi hatalı olmuştur. Hal böyle olunca; mahkemece, uzman bilirkişi heyetinden taraf ve Yargıtay denetimine açık ve bilimsel verilere dayalı rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 15.01.2014 tarih ve 2013/25219 Esas 2014/671 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 52,40 TL harcın istek halinde iadesine, 2.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.