1. Hukuk Dairesi 2011/10569 E. , 2011/9362 K. "" MAHKEMESİ : LAPSEKİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan M. K.'ın 548 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak kızı olan davalı E.ye satış suretiyle devrettiğini, davalı E.'nin de taşınmazı murisin vefat ettiği gün davalı İ.'e temlik ettiğini, İ.'in iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil olmazsa …
**1. Hukuk Dairesi 2011/10569 E. , 2011/9362 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : LAPSEKİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan M. K.'ın 548 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak kızı olan davalı E.ye satış suretiyle devrettiğini, davalı E.'nin de taşınmazı murisin vefat ettiği gün davalı İ.'e temlik ettiğini, İ.'in iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil olmazsa tenkis istemişler, yargılama sırasında ıslah ile 549 nolu parsel yönünden de aynı taleplerde bulunmuşlardır. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 548 ve 549 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan M. K. tarafından 14.6.2006 tarihinde davalı E.'ye satış yoluyla temlik edildiği, E.'nin de taşınmazları 22.10.2008 tarihinde davalı İdris'e devrettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.