20. Hukuk Dairesi 2012/7663 E. , 2013/2816 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 2008 yılında yapılan kadastro sırasında Üçtepe Köyü 101 ada 321 parsel sayılı 3336,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tar…
**20. Hukuk Dairesi 2012/7663 E. , 2013/2816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 2008 yılında yapılan kadastro sırasında Üçtepe Köyü 101 ada 321 parsel sayılı 3336,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, kayalık ve çalılık nitelikli yerlerden olduğunu, zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Mahkemece, taşınmazın imar ve ihya edilmeden tarıma elverişli olduğu, davalı yararına zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın imar ve ihya edilmediği, doğal haliyle durduğu ve kadim tarım arazisi olduğu belirtilmiş, keşif sırasında dinlenen tanıklar da aynı şekilde taşınmazın imar ve ihya edilmediğini, doğal haliyle durduğunu bildirmişlerdir. Ancak, dosyada bulunan orman bilirkişi raporuna ekli 1990 tarihli memleket haritasında taşınmaz, yeşil renkli çalılık rumuzlu alanda kaldığı gibi, 2004 tarihli uydu fotoğraflarında dahi çevresindeki taşınmazlarla birlikte halen taşlık ve çalılık alanda görülmektedir. Bu nedenle, ziraat bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile orman bilirkişi raporu ve 2004 tarihli uydu fotoğrafları çelişmektedir. Mahkemece, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Çelişkili rapor ve beyanlar hükme esas alınamaz. O halde; Mahkemece, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1990’lı yıllarda çekilen hava fotoğrafları ve memleket haritaları, varsa amenajman planı, yine taşınmaza komşu parsellere ait dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa