TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/39 Esas KARAR NO : 2026/157 DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 14/01/2026 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Da…
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/39 Esas - 2026/157 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/39 Esas KARAR NO : 2026/157 DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 14/01/2026 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri olan davacıların, davalı borçlunun İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 177/4. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, davalı borçlunun ilama bağlanmış alacağı icra emri tebliğine rağmen ödemediğini, davaların birliği ve usul ekonomisi ilkesi gereği, Yargıtay içtihadı uyarınca davacıların davalarının birlikte görülmesinde sakınca bulunmadığını, iflas avansının İİK 181. maddesi yollamasıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 325. maddesi uyarınca ödenmesi gereken taraftan alınmak üzere hazineden karşılanmasına karar verilmesinin gerektiğini, müvekkillerinin işçi olmaları nedeniyle maddi sıkıntı içinde olduklarını, aksi halde avans miktarının belirlenmesinde durumlarının gözetilmesi gerektiğini, İİK 177/4. maddesine dayalı iflas talebinde depo emri tebliğine gerek olmadığını, borçlunun acze düşüp düşmediğinin ve malvarlığı durumunun bu iflas talebi bakımından önem taşımadığını, ilama bağlı alacağın ödenmemesinin doğrudan iflas nedeni olduğunu, kesinleşmemiş ilamla dahi iflas talebinde bulunulabileceğini, haciz yoluyla yapılan takibin iflas yoluna çevrilmesine gerek kalmadan doğrudan iflas talebinde bulunulabileceğini belirterek, davalı borçlunun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. GEREKÇE: Dava, ödenmeyen ilama müstenit alacak nedeniyle doğrudan iflas talebine ilişkindir. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 177/4.maddesine göre, ilâma müstenit alacak icra emri ile istenildiği halde ödenmemişse, alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflâsa tabi borçlunun iflâsını istiyebilir. Davacı vekili tarafından 03/03/2026 tarihli dilekçesi ile; davalı aleyhine açılan davada toplamda 66 kişi adına dava açıldığını ve dava açılırken tek başvuru harcı ile maktu harç yatırıldığını, Mahkememizce taraflarına harçların tamamlanması ile ilgili bir ara karar tensibi yapılmadığını, Mahkememizin 2025/974 Esas Sayılı dosyasında gerekçeli kararda da diğer davacılar için başvuru ve maktu harç yatırılmadığı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmediğine dair karar verildiğini, bu sebeple toplamda 66 kişi için dava açılmış olduğunu, bir davacı için başvuru ve maktu harç yatırıldığından kalan toplamda 65 kişi için maktu peşin harç olarak 732 x 65 = 47.580 TL ve başvuru harcı olarak da 732 x 65= 47.580 TL olmak üzere toplamda 95.160,00 TL harç tutarının, tamamlama harcı olarak mahkeme dosyasına yatırılmış olduğunu, söz konusu alacakların dava açıldıktan sonra ödenmiş olduğunu; davanın konusuz kalmasından sebeple karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasını, ödemelerin dava tarihinden sonra yapıldığı için taraflarına vekalet ücreti verilmesini ve Yargıtay kararı uyarınca davacı sayısı kadar vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili 04/03/2026 tarihli duruşmadaki beyanında ise; ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığını, ödemenin davadan sonra, ön inceleme duruşmasından önce yapıldığını, harç yatırılmadan da önce yapıldığını, ayrıca diğer davacılar yönünden harç yatırılmasında da hukuki yarar olmadığını, sonradan tamamlanan davacılara ait harçlar dolasıyla aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesini, lehine vekalet ücreti takdir edilmesini talep ve beyan etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillerden; İİK 177/4. maddesi gereğince açılan doğrudan iflas davasına konu olan alacağın yargılama sırasında davalı tarafından ödendiği, dava sırasında borcun sona erdiği, bu şekilde davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yargılama giderlerinden kimin ne oranda sorumlu olacağı hususuna gelince; 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesine göre, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, buna göre davalı tarafından yapılan ödemelerin dava açıldıktan sonra yapıldığı, buna göre davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ve davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklı olduğu sonucuna varılarak yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur. Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin belirlenmesi bakımından ise; davacı taraf vekili ... .... ... E/K sayılı emsal ilamını dayanak göstererek dava dilekçesinde gösterilen davacı sayısınca (66 davacı) vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiği, somut olayda dava dilekçesi incelendiğinde; dava dilekçesi ve davacı tarafından UYAP'a eklenen davacılar dikkate alındığında 66 farklı davacının adının bulunduğu, ancak sadece tek bir 732,00 TL başvuru harcı ve 732,00 TL maktu harç ile iflas avansı, ilan gideri ve gider avansı yatırılmak suretiyle iş bu davanın açıldığı, ancak yargılama sırasında davacılar vekili tarafından bu defa 03/03/2026 tarihinde harcı yatırılmayan diğer 65 davacı yönünden de ayrı ayrı 732,00'er TL başvurma harcı ve maktu harç yatırıldığı, bu haliyle her bir davacı yönünden harcın yargılama sırasında ikmal edildiği anlaşılmıştır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Seri davalarda ücret başlıklı 22. maddesinde; "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmış dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60'ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50'si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzelliden fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %30'u oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, davacı taraf vekilince emsal olarak bildirilen ve az yukarıda açıklanan Yargıtay ilamı hükümleri de göz önüne alındığında ve açılan davanın da henüz ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davalının ödeme yapması üzerine konusuz kaldığı anlaşılmakla, 2026 yılı için geçerli olan AAÜT'nin 6 ve 22.maddesi hükümleri de dikkate alınarak, seri olarak açılan iş bu iflas davası bakımından karar tarihinde geçerli olan 45.000,00 TL vekalet ücretinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı yarı oranında hesaplanarak (66 x 22.500,00 TL =) toplam 1.485.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacılar tarafından yapılan 3.294,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 1.485.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak tüm davacılara VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2026