Başvuru maliki ölmüş bulunan taşınmazın tapusunun yargı kararıyla olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetliğe dayalı olarak edinen kişiler yararına iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru maliki ölmüş bulunan taşınmazın tapusunun yargı kararıyla olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetliğe dayalı olarak edinen kişiler yararına iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara'nın Çankaya ilçesi Öveçler Mahallesi'nde bulunan 1966 ada 22 parsel sayılı 685 metrekare miktarlı bağ vasfındaki taşınmaz, tapuda başvurucunun miras bırakanı adına kayıtlı iken kayıt maliki 13/12/1956 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu, kayıt malikinin tek mirasçısıdır. İmar uygulamaları sonucu 27804 ada 1 parsel numarasını alan taşınmazda üçüncü kişilerce bir gecekondu inşa edilmiş olup bu evin yapılı olduğu 1970 yılından beri taşınmaz ve üzerindeki ev H.K.nın zilyetliğinde bulunmuştur. H.K.nın da ölümüyle diğer mirasçılar, miras paylarını mirasçılardan İ.K.ya devretmişlerdir. İ.K. tarafından 10/12/2001 tarihinde başvurucu aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tapu iptali ve tescil davası açılmıştır. Başvurucu da bunun üzerine müdahalenin önlenmesi ve yıkım istemli bir karşı dava açmıştır. Mahkeme 18/4/2005 tarihinde asıl davanın kabulüne ve karşı davanın ise reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun murisinin 1956 yılında ölümünden sonra imar uygulaması yapılana kadar tapuda intikal işleminin yapılmadığı vurgulanmıştır. Mahkemeye göre somut olayda 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı koşulları davacılar yararına gerçekleşmiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 24/1/2006 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamında, davacıların zilyetliğinin malik sıfatıyla geçtiğinin kanıtlanması gerektiği ancak bu hususun araştırılmamış olduğu belirtilmiştir. Daire ayrıca davalı tanıklarının dinlenilmemiş olmasını bozma gerekçesi olarak göstermiştir. Bozma ilamı sonrası Mahkeme 1/12/2009 tarihinde asıl davanın reddine ve karşılık dava yönünden ise esastan bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Mahkeme; H.K.nın 17/10/1978 tarihinde ölümünden sonra mirasçılar arasında bir paylaşım yapılmadığı için elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğunu, bu durumda ise mirasçılarından birinin terekenin kendi adına tescilini talep edemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, İ.K.nın terekeye mümessil olarak atandığını saptamış ancak mümessilin de böyle bir davayı açamayacağını kabul etmiştir. Kararın gerekçesinde, karşı dava yönünden ise taşınmaz üzerinde bulunan gecekondunun yıkılmış olduğu tespitine yer verilerek davanın konusuz kaldığı belirtilmiştir. Daire 19/10/2010 tarihinde temyiz edilen anılan hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bozma ilamında, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre H.K.nın diğer mirasçıları tarafından miras paylarının davacı mirasçı İ.K.ya devredildiği belirtilmiştir. Daire bu sebeple miras payının devrine ilişkin olgu gözetilmeden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Daireye göre uyuşmazlığın çözümü için 4721 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasına göre tapu kaydının hukuki değerini kaybedip kaybetmediğinin ve bu maddede yer alan koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekmektedir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 28/2/2011 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Yargılama devam ederken uyuşmazlığa uygulanan 4721 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ölmüş ya da" kelimeleri Anayasa Mahkemesinin 17/3/2011 tarihli ve E.2009/58, K.2011/52 sayılı kararıyla Anayasa'nın ve maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Yürürlüğü durdurma kararı 2/4/2011 tarihli ve 27893 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkeme 8/6/2011 tarihinde asıl davanın kabulü uyuşmazlık konusu taşınmazın tapusunun iptaline ve davacı-karşı davalı İ.K. adına tapuya tesciline karar vermiştir.Mahkeme, tanık beyanlarına göre İ.K. ve babası H.K.nın zilyetliğinin 1970 yılından itibaren çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatıyla taşınmazın tapuda başvurucu adına intikalinin yapıldığı 2000 yılına kadar devam ettiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre, somut olayda 4721 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacı yararına gerçekleştiği ispat edilmiştir. Başvurucu ve davacı-karşı davalının mirasçıları tarafından hüküm temyiz edilmiştir. Dairenin 19/11/2012 tarihli ilamıyla başvurucunun temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Daire, kayıt malikinin öldüğü 1956 yılından tapuda intikalin yapıldığı 2000 yılına kadar davacı İ.K. lehine 4721 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kazanma koşullarının gerçekleştiğini kabul etmiştir. Daire ayrıca, yargılama sırasında anılan maddede yer alan "ölmüş" ibaresi iptal edilmekle birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürüyemeyeceğini ve kazanılmış haklar yönünden hukuki bir sonuç doğurmayacağını ifade etmiştir. Daire, 4721 sayılı Kanun'un maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mülkiyetin birinci fıkrada öngörülen zamanaşımı koşullarının gerçekleştiği tarih itibarıyla kazanıldığına dikkati çekmiştir. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce mülkiyetin davacı tarafından kazanıldığına vurgu yapılmıştır. Daire bununla birlikte davacı-karşı davalının yargılama sırasında 19/4/2010 tarihinde ölmüş olduğunu ve mirasçılarının davaya dâhil edildiğini ancak ölü kişi adına tescil kararı verilemeyeceği hâlde ilk derece mahkemesince bu şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığını belirterek hükmü bozmuştur. Ayrıca davanın niteliği gereği başvurucunun yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı da bozma gerekçesi olarak gösterilmiştir. Daire, başvurucunun karar düzeltme istemini ise 20/6/2013 tarihinde reddetmiştir. Mahkeme 12/11/2013 tarihinde asıl davanın kabulü ile uyuşmazlık konusu taşınmazın tapusunun iptaline ve davacı-karşı davalı İ.K. mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar vermiştir. Yargılama giderleri ise davacılar üzerinde bırakılmıştır. Temyiz edilen hüküm, Dairenin 16/9/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltime istemi ise aynı Daire tarafından 16/9/2014 tarihinde reddedilmiştir. Söz konusu karar, başvurucu vekiline 27/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Orhan Yüksel [GK], B. No: 2013/604, 10/12/2015, §§ 22, 51, 56, 57, 64).