1. Hukuk Dairesi 2010/4166 E. , 2010/5319 K. MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalıların miras bırakanı adına kayıtlı 4 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, tapu iptali ve terkin isteğinde bulunmuştur. Davalılar, hak düşürücü sürenin geçirildiğini bildirip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çe…
**1. Hukuk Dairesi 2010/4166 E. , 2010/5319 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalıların miras bırakanı adına kayıtlı 4 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, tapu iptali ve terkin isteğinde bulunmuştur. Davalılar, hak düşürücü sürenin geçirildiğini bildirip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, kadastronun kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde, davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir, reddine, a açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir. Hal böyle olunca somut olayda, çekişmeli bölümün kıyı kenar çizgisi kapsamında Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya dayeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her davkaldığı ve dava tarihinde davacı hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre, davalının tüm yargılama giderlerinin yanında maktu ret harcından da sorumlu tutulması gerekirken harçtan hazine sorumlu imiş gibi yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazinenin, yukarıda değinilen ret harcı açısından temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.