T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ...- DAVANIN KONUSU : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan ) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 İlk derece mahkemesi…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ...- DAVANIN KONUSU : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan ) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı aleyhine .... Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyası ile davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... aleyhine .... TL bedelli .... tanzim .... vade tarihli senede ilişkin olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, borçlu tarafından .... Mahkemesi'nin .... E .... K sayılı dosyası ile imzaya itiraz nedeni ile dava açıldığını, ancak müvekkili tarafından mahkemenin kesin süresine rağmen masraf yatırılmadığı için ve usulüne uygun verilen kesin süre ve ihtara rağmen ispat yükü kendisine düşen davalı taraf eksikliği gidermediğinden imzanın borçluya ait olduğu ispatlanamadığından imzaya itirazın kabulüne karar verilerek söz konusu takibin durmasına karar verildiğini, kararın müvekkili tarafından istinaf edildiğini ancak müvekkilinin istinaf talebinin .... Hukuk Dairesi tarafından .... tarihinde kesin olarak .... Esas- .... Kararı ile red edildiğini, davalı tarafın .... Cumhuriyet Başsavcılığına müvekkili aleyhine tefecilik iddiası ile yaptığı .... Soruşturma -.... K sayılı şikayetde davaya konu senetlerdeki imzasını kabul ettiği halde .... Müdürlüğü'nün .... E sayılı dosyasına ilişkin imza itirazında bulunduğunu, amacının açık olup müvekkiline olan borcunu ödememek olduğunu, kaldı ki müvekkili aleyhine yapmış olduğu şikayetinde müvekkili hakkında .... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, aynı şekilde davalı tarafın müvekkiline .... düzenleme tarihli .... vadeli .... TL bedelli başka bir bonodan kaynaklı borcunun da bulunduğunu, davalı tarafın borcunu ödemediğini icra takibine konu edilen .... TL bedelli .... tanzim .... vade tarihli senede ilişkin haksız olarak imzaya itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağına kavuşamamış olup alacağını alabilmek için işbu davayı açması gerektiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile .... düzenleme tarihli .... vadeli .... TL bedelli alacağın .... vade tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, .... tanzim .... vadeli .... TL bedelli alacağın .... tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle davacının iddiasına göre, (zaman aşımına uğramış) bir bono söz konusu olduğunu, bu halde; yani bononun zaman aşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıl içinde açılan davaların, sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, TTK mad:732/4 göre, zaman aşım süresi bononun zaman aşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, bu bağlamda davacının 3 yıllık bonoya ilişkin zaman aşımını kaçırdığı gibi, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin dava süresini de kaçırdığını, bu nedenle, zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, davayı, bonoyu ve altındaki imzayı kabul anlamına gelmemek üzere, zaman aşımına uğrayan bononun soyutluk özelliği kalmadığını, bu nedenle davacının, sadece var olan temel ilişkiye dayanak alacağını isteyebileceğini, ancak, bunu ispatlamak yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, dava dilekçesinde .... vadeli ...-TL bedelli başka bir bonodan kaynaklı alacaktan bahsedildiğini, bu alacağa da aynı nedenlerle itiraz ettiklerini, kaldı ki, her iki senet altındaki imzayı kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, bu nedenlerle, davanın öncelikle görev ve yetki yönünden reddine sonrasında esastan reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Netice itibariyle davaya konu her iki bono da kambiyo vasfını yitirmiş olup genel hükümlere göre alacak davası mahiyetinde olan eldeki davada davacının alacağını gelen hükümlere göre ispat etmesi gerekir. Dava dayanağı edilen bonolar ancak delil mahiyetinde dikkate alınabilecektir. Bu nedenle, davalı tarafça imzaya itiraz edildiği ve imzaların davalıya ait olduğunun kanıtlanamadığı, yine davacı tarafça dava dilekçesinde bonoların verilmesine sebep teşkil eden temel ilişkiye de dayanılmadığı ve davacının alacak iddiasını kanıtlayamadığı sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar alacağın dayanağı olarak borçlusu davalı ... olarak gösterilen 2 adet bono gösterilmiş ise de, bonolardan .... tanzim tarihli ve .... vade tarihli bonoya dayanılarak yapılan icra takibine ilişkin .... Mahkemesince imza itirazının kabulüne ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, dava konusu .... tanzim tarihli ve .... vade tarihli bono ise takibe konu edilmemiş olup dava tarihi itibariyle de zamanaşımına uğradığını, her iki bononun da dava tarihi itibariyle kambiyo vasfını haiz olmadığını, bu nedenlerle dava genel hükümlere göre açılmış alacak davası olduğunu, dava konusu bonoların ise iş bu dava yönünden delil niteliğinde olduğunu, davalının davacı aleyhine .... Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma nolu dosyası nezdinde tefecilik iddiası ile şikayette bulunulmuş ise de dosyadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığını, davacının her ne kadar davalının kolluk ifadesinde imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiğini ileri sürmüş ise de ifade içeriğinde bonoların bedeli dışında tanzim ya da vade tarihine ilişkin ayırt edici bir bilgiye yer verilmediğini, kolluk ifade tutanağının mahkeme içi ikrar niteliğinde olmadığını, bu nedenle kesin delil teşkil etmediğini, eldeki dosyadan alınan bilirkişi raporu ve .... tarihli ATK raporlarında bonolardaki imzaların davalının eli ürünü olup olmadığı hususlarının tespit edilemediğinin belirtildiğinin görüldüğünü, netice itibariyle davaya konu her iki bono da kambiyo vasfını yitirmiş olup genel hükümlere göre alacak davası mahiyetinde olan eldeki davada davacının alacağını gelen hükümlere göre ispat etmesi gerektiğini, dava dayanağı edilen bonolar ancak delil mahiyetinde dikkate alınabileceğini, bu nedenle, davalı tarafça imzaya itiraz edildiğini ve imzaların davalıya ait olduğunun kanıtlanamadığını, yine davacı tarafça dava dilekçesinde bonoların verilmesine sebep teşkil eden temel ilişkiye de dayanılmadığı ve davacının alacak iddiasını kanıtlayamadığı sonuç ve kanaatine varıldığını, usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından davalı aleyhine .... Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyası ile davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... aleyhine .... TL bedelli .... tanzim .... vade tarihli senede ilişkin olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, borçlu tarafından .... Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas, .... Karar sayılı dosyası ile imzaya itiraz nedeni ile dava açıldığını ancak davacı tarafından mahkemenin kesin süresine rağmen masraf yatırılmadığı için ve usulüne uygun verilen kesin süre ve ihtara rağmen ispat yükü kendisine düşen davalı taraf eksikliği gidermediğinden imzanın borçluya ait olduğu ispatlanamadığından imzaya itirazın kabulüne karar verilerek söz konusu takibin durmasına karar verildiğini, kararın davacı tarafından istinaf edildiğini ancak davacının istinaf talebinin .... Hukuk Dairesi tarafından .... tarihinde kesin olarak .... Esas - .... Kararı ile red edildiğini, davalı tarafın ... Cumhuriyet Başsavcılığına davacı aleyhine tefecilik iddiası ile yaptığı ... Soruşturma - ... Karar sayılı şikayetde davaya konu senetlerdeki imzasını kabul ettiği halde ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin imza itirazında bulunduğunu, amacının açık olup davacıya olan borcunu ödememek olduğunu, kaldı ki davacı aleyhine yapmış olduğu şikayetde davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, aynı şekilde davalı tarafın davacıya ... düzenleme tarihli ... vadeli ... TL bedelli başka bir bonodan kaynaklı alacağı da bulunduğunu, davalı tarafın borcunu ödemediğini icra takibine konu edilen ... TL bedelli ... tanzim ... vade tarihli senede ilişkin haksız olarak imzaya itiraz ettiğini, davacının alacağına kavuşamamış olup alacağını alabilmek için işbu davayı açması gerektiğini, davacının dava öncesinde ... ... Arabuluculuk Bürosu'na başvurduğunu ancak davalı taraf ile herhangi bir anlaşma sağlanamadığını ve ... tarihli anlaşamama belgesi düzenlendiğini beyan ederek bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... düzenleme tarihli ... vadeli ... TL bedelli alacağın ... vade tarihinden itibaren, ... tanzim ... vadeli ... TL bedelli alacağın ... tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf dava dilekçesinde alacağın dayanağı olarak borçlusu davalı ... olarak gösterilen 2 adet bono göstermiş olup, dava konusu ... tanzim tarihli ve ... vade tarihli bononun takibe konu edilmemiş olup dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı anlaşılmış, bu senet yönünden mahkemece yapılan değerlendirme yerinde görülmüştür. Dava konusu bonolardan ... tanzim tarihli ve ... vade tarihli bono yönünden ise ; davalı taraf imza inkarında bulunmuş olup; eldeki dosyadan alınan bilirkişi raporu ve ... tarihli ATK raporlarında bonolardaki imzaların davalının eli ürünü olup olmadığı hususlarının tespit edilemediğinin belirtildiği görülmüştür. İkrar, yapıldığı yere göre “mahkeme dışında ikrar” ve “mahkeme önünde ikrar” olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkeme dışında ikrar, bir tarafın karşı taraf veya başka kişiler veyahut da (idari) kurumlar önünde karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıayı kabul etmesidir. Mahkeme dışı ikrar takdiri delil niteliğinde olup, hâkim tarafından bunu doğrulayacak delilin veya belirtinin (emarenin) bulunması hâlinde hükme esas alınabilir. Hem mahkeme dışında ikrar hem de mahkeme önünde ikrar mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) düzenlenmesine rağmen olay ve dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) sadece mahkeme önünde ikrar düzenlenmiş, mahkeme dışı ikrar ise düzenlenmemiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, savcılıkta, haciz sırasında, icra takibine itirazda ya da polis önünde yapılan ikrar, mahkeme dışı ikrar olup; bir belge ile ispat edilebilirse, kesin delil hükmünde olacağı ve ikrarda bulunanı bağlayacağı açıktır (Bkz. Yargıtay 3. HD'nin 25/01/2021 tarihli, 2020/11610 E. ve 2021/406 K. sayılı ilâmı). 6100 sayılı HMK’nın “ispat ve deliller” bölümünde 188.maddesinde düzenlenen İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir. Buna göre; ikrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır. Kural olarak mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil olmayıp, takdiri delildir. Bununla ancak takdiri delillerle ispat edilebilen hususlar ispat edilebilir. Bu bakımdan kesin delille ispatı gereken bir hukuki işlemin varlığı mahkeme dışı ikrar ile ispat edilemez. Ne var ki mahkeme dışı ikrar bir belge ile ispat edilebilirse kesin delil hükmünde olur.Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 199. maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre vakıayı ispata yarayan yazılı belgelerin de bu kapsamda değerlendirmesi yapılmalıdır. Tüm bu anlatımlar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davalının soruşturma aşamasında verdiği beyanında imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiği dikkate alınarak olayda mahkeme dışı ikrarın bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Anlatılan bu gerekçelerle, davalı tarafından yapılan mahkeme dışı ikrarın belge ile desteklenmesi nedeniyle davalı yönünden bağlayıcı olduğu ve kesin delil teşkil ettiği anlaşılmış olup; ... tanzim tarihli ve ... vade tarihli bonoya dayanılarak yapılan icra takibi ile birlikte zamanaşımının kesildiği, karşı tarafın kollukta verdiği ifadesinde imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla; bu senet yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/1397 Esas, 2023/3027 Karar) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, ... Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, 1-) Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE... TL'nin 07/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-) Alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-)Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan arabulucuya 1.560,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 1.560,00 TL arabuluculuk ücreti'nin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümlerine kabul ve ret oranına göre 780,00 TL'sinin davacıdan, 780,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-)Davacı tarafından yatırılan 853,88 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Davacı tarafından sarf edilen 80,70 başvurma harcı, 5.100,00 TL ATK rapor ücreti, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.291,50 posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 7.972,20 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre takdiren 3.986,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-)Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 7-)6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, 8-) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-) Dosya içerisinde başka yer mahkemesine ait dosya aslının veya başka kurumlara ait evrak asıllarının veya taraflarca sunulan ve mahkeme kasasına alınan evrak asıllarının bulunması halinde karar kesinleştiğinde ilgili yerlere İADESİNE, B)İstinaf yargılaması bakımından: 1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan 3 adet elektronik tebligat ücreti 45,00 TL, 360,00 TL posta masrafı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.088,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine, Ç) İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.06/11/2025 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.