Başvuru, boşanma davasının kesinleşmesi üzerine açılan katkı payı alacağı davasında evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın değerinin dava tarihi itibarıyla belirlenmemesi, katkı oranının da %45 olarak kabul edilmek suretiyle paylaştırma yapılması ve ayrıca yargılamanın yedi yıl sürmüş olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, boşanma davasının kesinleşmesi üzerine açılan katkı payı alacağı davasında evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın değerinin dava tarihi itibarıyla belirlenmemesi, katkı oranının da %45 olarak kabul edilmek suretiyle paylaştırma yapılması ve ayrıca yargılamanın yedi yıl sürmüş olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1955 doğumlu olup Antalya'da ikamet etmektedir. Başvurucu 1976 yılında Y.T.Ö. ile evlenmiştir. Her ikisi de devlet memuru olarak çalışmış ve gelir elde etmişlerdir. Başvurucunun eşi Y.T.Ö. adına 4/8/1980 tarihinde bir kooperatif hissesi satın alınmıştır. Başvurucuya ait üç bilezik bu kooperatif üyeliği için harcanmıştır. Daha sonraki dönemlerde de üyelik aidatının ödenmesine devam edilmiştir. Kooperatif hissesi karşılığında Y.T.Ö.ye bir dubleks daire tahsis edilmiştir. Y.T.Ö. 3/8/2001 tarihinde başvurucuya karşı boşanma davası açmıştır. Ancak dava reddedilmiş ve davanın reddine ilişkin hüküm 2/4/2004 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma davası devam ederken Y.T.Ö. tarafından kooperatif hissesi 19/3/2002 tarihinde satış yoluyla üçüncü bir kişiye 000 TL bedel karşılığında devredilmiştir. Y.T.Ö. tarafından 10/4/2007 tarihinde ikinci kez boşanma dava açılmıştır. 2/6/2008 tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla taraflar boşanmışlardır. Bu arada başvurucu 6/7/2007 tarihinde Antalya Aile Mahkemesinde (Mahkeme) katkı payı alacağı davası açmıştır. Dava dilekçesinde, kooperatife girişte verilen üç bileziğin yanında sonraki taksitlerin de kendisi tarafından ödendiği belirtilmiş ve bu katkısı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 000 TL maddi zararın faiziyle birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, ayrıca ilk boşanma davasının açıldığı tarihten (3/8/2001) sonra kooperatif ödemelerine katkı yapmaya son verdiğini dilekçede ifade etmiştir. Başvurucu, sonradan ıslah yoluyla tazminat talebini 000 TL'ye yükseltmiştir. Mahkeme 16/4/2010 tarihli kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun kooperatif ödemelerine katkı sağladığına ilişkin bilgi ve belge sunamadığı vurgulanmıştır. Başvurucunun üç adet bileziğini kooperatif için harcadığı iddiasının davalı tarafından ikrar edildiğinin ifade edildiği gerekçede, davalının sonradan bilezikler karşılığında bir adet kolyeyi başvurucuya verdiği yolundaki beyanına itibar edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçede son olarak, tanık beyanları da dikkate alındığında davalının 000 TL satış bedelini çocukları için harcadığı yolundaki savunmasının kabulünün hakkaniyet gereği olduğu açıklanmıştır. Mahkeme kararı, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 25/1/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Daire öncelikle taraflar arasında 1/1/2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejiminin, bu tarihten sonra da -sözleşme ile mal rejimi seçilmemiş olması nedeniyle- edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Daire ayrıca başvurucunun, ilk boşanma davasının açıldığı tarihten sonra katkı sunmayı kestiği vakıasının da 1/1/2002 tarihinden önceki dönem yönünden dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun evlilik birliği süresince ve taşınmazın edinildiği dönem boyunca çalıştığının sabit olduğunun altını çizen Daire, başvurucunun taşınmazın edinilmesinde somut bir katkısının bulunmadığının söylenemeyeceğini ifade etmiştir. Daire ayrıca, başvurucunun üç adet bileziğinin kooperatif için harcandığını kabul eden davalının bu üç bilezik karşılığında başvurucuya bir kolye verdiği biçimindeki iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğuna işaret etmiştir. Daire ayrıca, satış bedelini harcadığı yolundaki savunmanın davalıyı tazminat sorumluluğundan kurtarmayacağını açıklamıştır. Daire sonuç olarak ihtilaf konusu taşınmazın edinme tarihi, şekli ile ödemelerin miktarı ve dönemine ilişkin olarak değinilen ilkeler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir. Bozma kararına uyan Mahkemece yeniden yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda başvurucunun en son katkısının 2001 Ağustos ayında gerçekleştiği dikkate alınarak 1/1/2002 tarihinden önceki yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi bu tarihte (Ağustos 2001) başvurucunun gelirinin 811 TL, davalının gelirinin ise 330 TL olduğunu dikkate alarak başvurucunun gelirinin aile geliri içindeki oranını %45 olarak tespit etmiştir. Raporda, kooperatife yapılan toplam 884 TL ödemenin %45'ine bilirkişi marifetiyle tespit edilen üç bileziğin toplam değeri (711 TL) de eklenmek suretiyle başvurucunun toplam katkısı 708 TL olarak saptanmıştır. Bu miktarın da kooperatife ödenen toplam tutara oranı %45 olarak belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda taşınmazın 2001 tarihi itibarıyla değeri 000 TL (yeni TL) olarak bulunmuş ve bu tutarın %45'i olan 250 TL'nin başvurucuya tazminat olarak ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemece 11/10/2002 tarihli kararla davanın kısmen kabulüyle bilirkişi raporunda belirlenen 250 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz 19/3/2002 tarihinde elden çıkarılmış ise de bu tarih ile bilirkişi raporunda esas alınan 2001 tarihinin birbirine çok yakın olması nedeniyle tazminat miktarının belirlenmesinde 000 TL taşınmaz bedelinin dikkate alınmasının hakkaniyete aykırı düşmediği açıklanmıştır. Başvurucu tarafından bu karar temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde, taşınmazın değerinin dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Karar, Dairenin 21/5/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu, aynı iddiayı ileri sürerek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.Karar düzeltme talebi, Dairenin 24/2/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 28/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat Olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir.” 743 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: “Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.” 743 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: “Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları, kendisine aittir.”B. Yargıtay İçtihadı Dairenin 23/6/2009 tarihli ve E.2009/1403, K.2009/3323 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“Dava, 2002 tarihinden önce edinilen mal varlığına yönelik katkı payı alacağına ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir....Bunlardan ayrı, ... tarafların dava konusu taşınmazın ve otomobilin edinildiği tarihe kadar olan tüm gelirlerinin hesaplanması,TMK.nun maddesine göre davacı kocanın evi geçindirme yükümlülüğü de gözönünde bulundurularak edinme tarihindeki katkı oranın belirlenmesi için yeniden uzman bilirkişiden rapor alınması, belirlenen katkı oranınıntaşınmaz ve otomobilin dava tarihi itibarıyla belirlenmiş değerleri ile çarpılarak katkı payı alacağının hesaplanması gerekirken belirtilen hususlar dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. ” Dairenin 9/2/2010 tarihli ve E.2009/6666, K.2010/612 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“Mahkemece yapılacak iş; önce öğretmen daha sonra öğretim görevlisi olarak çalıştıkları anlaşılan tarafların 1988 olan evlenme tarihinden taşınmazın edinildiği 1994 tarihine kadar geçen dönemde çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirlerini ayrıntılı olarak belirlemek, taşınmazın edinildiği tarihteki değerini tespit etmek vedavalı kocanın TKM’nin maddesinden kaynaklananiaşe yükümlülüğü de gözetilerek davacının kazancından tasarruf edebileceği miktarı bilirkişinin de görüşünü alarak saptamak ve buna göre katkı oranını açıklığa kavuşturmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş olan değeri ile bulunan oranın çarpımı sonucu davacının katkısını belirlemek olmalıdır.Tüm bunlar yapılmadan ve davacının katkısının ne olduğu tam olarak belirlenmeden ve bundan ayrı kabule göre de; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 000 YTL olduğu açık iken davalının mahsup isteğine konu ettiği taşınmaz için belirlenen 000 YTLdeğer üzerindenhüküm verilmesi de doğru olmamıştır. ” Dairenin 18/1/2010 tarihli ve E.2009/3121, K.2010/114 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:“Taraflar 1984 tarihinde evlenmişler, 2006 tarihinde açılan dava sonunda boşanmışlar ve boşanma kararı 2008 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz kooperatif hissesi durumundaolup, davalı kadın adına 1997 tarihinde üye olunmuş 2005 tarihinde ise dava dışı üçüncü kişiye devir yapılmıştır. Taraflar arasında 2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM. md. 170) bu tarihten itibaren mal rejiminin sona erdiği 2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (4722 s. Yürürlük K. md. 10/1)Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre kooperatif ödemelerine davacının da kazancıyla katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak katkının oranı ve miktarının belirlenmesi bakımından 2002 tarihinden önce ve sonra yapılacak araştırmalar farklıdır....Mahkemece, dava konusu 6 noludairenin üçüncü kişiye devredildiği 2005 tarihindeki sürüm değeri uzman bilirkişi yada bilirkişileretespit ettirilmeli, bu değerden 2002 tarihindeki bina değeri çıkarılarakdikkate alınacak değer bulunmalı, 2002 tarihinden önceki döneme ilişkin bulunacak katkı payı alacağı, eklenecek değerler ve borçlar yukarıdaki açıklama doğrultusunda dikkate alınarak artık değer belirlenmeli, artık değerin yarısının katılma alacağı olarak davacı eşe ait olduğu düşünülmelidir. Tüm bu hesaplamalardan sonra hüküm kurulurken tarafların kazanılmış hakları da göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece, bu yönler gözönünde bulundurulmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasıdoğru olmamıştır. ”