10. Hukuk Dairesi 2023/5090 E. , 2023/7082 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/775 E., 2023/90 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince …
**10. Hukuk Dairesi 2023/5090 E. , 2023/7082 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/775 E., 2023/90 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen husumetten reddine dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin 4734 sayılı Kamu İhale Mevzuatı Kapsamında Sözleşme ile Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü temizlik işinde 4.9605.01.01.1071773..033.01-06 işyeri sicil numarası ile hizmet verdiğini, bu işyerinde 2009/01 ile 2009/12 dönemleri arasında çalışanların davalı kuruma bildirimlerinin yapılarak sigorta primlerini eksiksiz olarak ödediğini, müvekkili şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/ı fakrasında belirtilen hazine teşvikinden yararlanmak için aranan tüm vecibelere sahip olmasına rağmen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranındaki işveren hissesi prim tutarlarından 5 puanlık indirim yapılması gerekirken bu yasal imkanı fark etmeyerek hazine teşvik payı oranındaki primleri yanlış ve yersiz olarak davalı kuruma ödediğini, bu nedenlerle 5510 sayılı Kanun'un 89/3 ve 81/ı fıkrasına eklenen 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı Kanun gereği davalı kuruma yanlış ve yersiz ...... sicil numarası ile 2009/Ocak -Aralık dönemlerine istinaden ödenen %5 primleri için 8.501,23 TL'nin davalı kurumdan geri alınmasına, hükmedilecek prim alacağına yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili; davaya verdiği karşılıkta, dava açılmadan önce kuruma başvuru yapılması gerektiği Kamu İhale Genel Tebliğinin değişik 4 üncü maddesinde hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hak edişinden kesileceğinin açıkça belirtildiğini, davacının hak edişlerinden %5 puanlık indirim ile bir kesinti yapılmaması halinde bu indirimden yararlanamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 05.04.2016 tarihli ve 2015/811 Esas, 2016/181 Karar sayılı kararı ile, "...Davacının 01.09.2009-28.02.2011 tarihleri arasındaMersin Gençlik Ve Spor İl Müdürlüğü temizlik hizmeti işini yaptığı ve çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini ödediği ve tartışmasızdır. Davacı yaptığı bu ödeme sırasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde düzenlenmiş teşvik indirimi seçeneğini seçmeden e bildirge hazırladığı anlaşılmaktadır. Konu ile ilgili olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde sigortasız işçi çalıştırmayan, SGK ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası bulunmayan işverenlerin ödemeleri gereken malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin primlere ait aylık prim ve hizmet belgelerini süresinde kuruma verenlerden işveren hissesine düşen kısmın %5'inin hazine tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Kurumun 2008/93 sayılı genelgesinde de sehven indirim seçeneğini işaretlemeden işlem ve ödeme yapan işverenlerin teşvik indiriminden yararlanma seçeneğinin işaretlendiği iptal ve asıl aylık prim ve hizmet belgelerini düzenleyerek kuruma sunmaları halinde beş puanlık indirimden faydalanabileceklerine karar verilmiştir. Maddenin (ı) bendine 13.02.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile eklenen cümle ile indirimden yararlanamayacak olan işyerleri 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine göre alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılardır. Ancak bu hüküm 6111 sayılı Kanun'un 215 inci maddesi gereğince Resmi Gazetede yayınlandığı 25.02.2011 tarihini takip eden ayın birinci günü yani 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki döneme ait ihale yolu ile alınan işi yapan işverenlerin yasa hükmünden geriye dönük olarak yararlanmasında yasal engel bulunmamaktadır. İhaleyi yapan kurumun işveren davacının hak edişinden %5 lik kesinti yapmamış olması indirimden yararlanmaya engel değildir.Bu nedenle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince hazine tarafından karşılanacağı bildirilen ve işveren hissesine düşen sigorta primine ilişkin uygulama şartları gerçekleştiğinden davanın kabulüne, davalı SGK hakkındaki davanın ise husumetten reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. ilk Bozma Kararı 1.İlk derece Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/811 Esas, 2016/181 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ... davalılardan Hazine vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. 20.03.2018 tarihli ve 2016/13151 Esas, 2018/2542 Karar sayılı bozma kararında "...Yapılacak iş, davalı ... yönünden davanın reddine karar vermek, ... yönünden işin esasına girilerek, öncelikle davacı şirketin Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile yapılan ihale işi nedeniyle yukarıda belirtilen yasal düzenleme kapsamında beş puanlık Hazine yardımından yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığı irdelenerek, söz konusu ihale dosyası getirtilip, alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmak sureti ile, ihaleye konu iş ile ilgili olarak işçi ücretlerinin ihale belgeleri ve sözleşmede belirlenip belirlenmediği, belirlenmişse hakedişlerin % 5 prim teşviki oranının dikkate alınıp alınmadığı, ihale edilen iş ile ilgili sigorta primlerinin tamamının davacı şirkete ödenip ödenmediği tespit edilip, ödendiğinin tespiti durumunda mükerrer ödeme söz konusu olacağından davanın reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/108 Esas, 2019/194 Karar sayılı kararı ile; "...1-Hazine yönünden açılan davanın esastan reddine, 2-SGK yönünden açılan davanın 27.03.2018 tarihli 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen 17/4 üncü maddesi gereğince konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, " dair karar verilmiştir. C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/108 Esas, 2019/194 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ... ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkememizce verilen karar Yargıtay 10. Hukuk dairesinin 2021/1781 E. 2021/8096 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına mahkememizce uyulmuş, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen 08.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu görülmekle yapılan hesaplamalara mahkememizce itibar edilmiş, Dosyada tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafın dava ve davalı tarafın cevap dilekçesi, celp edilerek incelenen belgeler ile görüşüne başvurulan uzman bilirkişinin düzenlediği rapor sonucunda; Davacının 01.09.2009-28.02.2011 tarihleri arasında Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü temizlik hizmeti işini yaptığı ve çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini ödediği ve tartışmasızdır. Davacı yaptığı bu ödeme sırasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde düzenlenmiş teşvik indirimi seçeneğini seçmeden e bildirge hazırladığı anlaşılmaktadır. Konu ile ilgili olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde sigortasız işçi çalıştırmayan, SGK ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası bulunmayan işverenlerin ödemeleri gereken malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin primlere ait aylık prim ve hizmet belgelerini süresinde kuruma verenlerden işveren hissesine düşen kısmın %5 inin hazine tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Kurumun 2008/93 sayılı genelgesinde de sehven indirim seçeneğini işaretlemeden işlem ve ödeme yapan işverenlerin teşvik indiriminden yararlanma seçeneğinin işaretlendiği iptal ve asıl aylık prim ve hizmet belgelerini düzenleyerek kuruma sunmaları halinde beş puanlık indirimden faydalanabileceklerine karar verilmiştir. Maddenin (ı) bendine 13.02.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile eklenen cümle ile indirimden yararlanamayacak olan işyerleri 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine göre alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılardır. Ancak bu hüküm 6111 sayılı Kanun'un 215 inci maddesi gereğince Resmi Gazetede yayınlandığı 25.02.2011 tarihini takip eden ayın birinci günü yani 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki döneme ait ihale yolu ile alınan işi yapan işverenlerin yasa hükmünden geriye dönük olarak yararlanmasında yasal engel bulunmamaktadır. İhaleyi yapan kurumun işveren davacının hak edişinden %5 lik kesinti yapmamış olması indirimden yararlanmaya engel değildir.Bu nedenle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince hazine tarafından karşılanacağı bildirilen ve işveren hissesine düşen sigorta primine ilişkin uygulama şartları gerçekleştiği, davacı şirketin davalı kurumdan 5510 sayılı Kanun'un 81/1-I bendi hükmü gereğince indirilmesi gereken işveren hissesinin %5 prim tutarına ilişkin olarak yanlış ve yersiz olarak 8501,53 TL ödeme yaptığı anlaşılmakla açılan davanın kabulüne ve bu primlerin yatırıldığı ayları takip eden ay başından itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davacı şirkete verilmesine karar verilmiş; a-Açılan davanın sgk yönünden kabulüne, davacı şirkete ait 1071773 nolu işyerinden yersiz tahsil edilen 8.501,23 TL pirim tutarının bilirkişinin 17.04.2015 tarihli raporunda belirlediği ödeme tarihlerini takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte dahi davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine b-Hazine yönünden açılan davanın reddine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ... davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. Davacı vekili ise, mahkemenin 31.01.2023 tarih, 2021/775 E. ve 2023/90 K. sayılı kararının Temyiz incelemesi neticesinde, Maliye Bakanlığı lehine hükmedilen vekalet ücreti kararının kaldırılarak ilgili davalı yönünden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek Yerel Mahkemenin aleyhe olan hususlarının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ... Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir. Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu gibi kısa kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde hazineden tahsiline dair karar tesisi de usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının A ve B bentlerinin tamamen silinmesi ile yerine, "A- Davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açtığı davanın kabulü ile, yersiz tahsil edilen 8.501,23 TL prim tutarının Kuruma yatma tarihlerinden itibaren iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kurumundan alınarak, davacıya verilmesine; B-... hakkında açılan davanın husumetten reddine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi