Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında ilk derece mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararında kesin yargılara varmak suretiyle ihsas-ı reyde bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, serbest avukatlığın kamuda istihdam olarak değerlendirilmesi ve hakkında kovuşturma bulunmasının idarenin takdir yetkisi kapsamında olmasına rağmen aksi yönde değerlendirme yapılması nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, kararda terör örgütü üyesiym
Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında ilk derece mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararında kesin yargılara varmak suretiyle ihsas-ı reyde bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, serbest avukatlığın kamuda istihdam olarak değerlendirilmesi ve hakkında kovuşturma bulunmasının idarenin takdir yetkisi kapsamında olmasına rağmen aksi yönde değerlendirme yapılması nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, kararda terör örgütü üyesiymiş gibi değerlendirmelerin bulunması nedeniyle masumiyet karinesinin, haklarında kovuşturma bulunan benzer durumdaki avukatlar görevlerine devam ederken kendisinin avukatlık yapamaması nedeniyle eşitlik ilkesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler, Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ile olağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, §§ 11-B. Başvurucunun Baro Levhasına Yazılma Talebine İlişkin Süreç Başvurucu, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yardımcı doçent olarak görev yaptığı sırada 29/10/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu, baro levhasına yazılma talebiyle 29/11/2016 tarihinde İstanbul Barosuna (Baro) başvurmuştur. Baro, başvurucunun talebini 1/12/2016 tarihli kararıyla reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun KHK ile görevine son verildiğinden olağanüstü hal süresi içerisinde talebinin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. UYAP kayıtlarından, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun da aralarında bulunduğu kişiler hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme iddiasıyla 2/2/2017 tarihli iddianamenin hazırlandığı anlaşılmaktadır. Konya Ağır Ceza Mahkemesinin 3/5/2017 tarihli kararıyla iddianamenin kabulüne ve kovuşturmaya başlanmasına karar verilmiştir. Başvurucu Baro kararına karşı Türkiye Barolar Birliğine (TBB) itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazı 16/2/2018 tarihli TBB Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilmiştir. Kararda, avukatlığın serbest meslek olduğu, kamuda istihdam olarak nitelendirilemeyeceği, başvurucunun kamu görevinden çıkarılmasının avukatlık yapmasına engel olmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY kapsamında soruşturma olduğunun bildirildiği, başvurucu hakkında kovuşturma evresine geçilmediği, soruşturma yapılmasının 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girmediği belirtilmiştir. Söz konusu karar, Bakanlıkça uygun bulunmayarak 27/4/2018 tarihli yazı ile bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir. Söz konusu yazıda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan Konya Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, 1136 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan birinden kovuşturma yürütülen başvurucunun avukatlık mesleğini icra etmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. TBB Yönetim Kurulu, 17/5/2018 tarihli kararıyla önceki kararlarında ısrar ederek başvurucunun baro levhasına yazılmasına karar vermiştir. Kararda, başvurucu hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülmesinin, kovuşturma evresine geçilmediğinden, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girmediği gerekçesine yer verilmiştir. Kararda ayrıca, KHK ile kamu görevinden çıkarılmasının serbest meslek olan ve kamuda istihdam olarak nitelenemeyecek olan avukatlığı yapmaya engel olmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yazılmasına ilişkin TBB kararının kesinleşmesi üzerine TBB'ye karşı iptal davası açmıştır. Başvurucu, Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen iptal davasında davalı TBB yanında müdahil olarak yer almıştır. Mahkeme, 26/9/2018 tarihli kararıyla dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Kararının gerekçesi şöyledir:"Olayda; İstanbul Barosu levhasına yazılmak için başvuran dava dışı Murat AYDIN'ın Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yardımcı doçent olarak görev yapmakta iken 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal uygulamaları kapsamında çıkarılan 675 sayılı KHK hükmü uyarınca ilgilinin 'FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı' olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldığı anlaşılmakla, demokratik hukuk devletine karşı sadece tehdit oluşturmakla kalmayıp 2016 tarihinde darbe teşebbüsünde bulunmak suretiyle fiilen de demokratik hukuk devletine ve milli güvenliğe karşı büyük bir tehdit oluşturan FETÖ/PDY ile iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti değerlendirilen örgüt üyelerinden Devlet kurumlarının hızlı bir şekilde arındırılması amacıyla yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler kapsamında meslekten ve kamu görevinden ihraç edilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceğine ilişkin olarak alınan tedbirin, avukatlık mesleğinin önem ve özelliği, kamu hizmeti niteliği ve avukatın hak ve yetkileri ile işlevsel olarak kamu görevi ifa ettiği hususları gözardı edilerek bir daha kamu hizmetinde çalışamamak yerine dar yorumlanmak suretiyle idare hukuku esaslarına göre kamu görevlisi olarak çalışamamak şeklinde değerlendirilmesi terörle mücadeleyi sekteye uğratacağı gibi Kanun Hükmünde Kararnamenin amacıyla da bağdaşmamaktadır.Bu bağlamda, söz konusu Kanun Hükmünde kararname kapsamında alınan tedbirin sadece idare hukuku esaslarına göre kamu görevlisi olarak çalışanlarla sınırlı tutulması memur ve hakim olma niteliğini kaybedenlerin avukat olması sonucunu doğurduğu gibi hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bakımından yaşamsal bir önem ve değere sahip, yargının kurucu unsurlarından ve esasen kamu hizmeti niteliğinde bulunan avukatlık mesleğinin itibarını da zedeleyeceğinden, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 'FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı' olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan ve hakkında açılan ceza Kovuşturması devam eden Murat Aydın'ın İstanbul Barosu Levhasına yazılma isteminin kabulü hakkında ısrar edilmesine dair dava konusu işlemde kamu yararı ve avukatlık hizmetinin gerekleri yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir.Öte yandan, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti olması ve Anayasamızda güvence altına alınan adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin kullanılmasında taşıdığı önem dikkate alındığında, dava konusu ısrar kararının uygulanması halinde telafisi güç ya da imkansız zararlar doğabileceği de açıktır." Mahkeme, 26/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun davaya davalı yanında müdahil olarak katılma isteminin kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde yürütmenin durdurulması kararının gerekçesi ile benzer ifadelere yer verilmiştir (bkz. § 17). Söz konusu karara karşı TBB ve başvurucu tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Başvurucu, istinaf dilekçesinde diğer iddiaları ile birlikte yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne ilişkin 26/9/2018 tarihli karardaki ifadelerin ihsas-ı rey niteliğinde olduğu iddiasıyla mahkeme heyetinin reddini talep etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 20/6/2019 tarihli kararıyla istinaf talepleri kesin olarak reddedilmiştir. Kararda, mevzuatta belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde karar verilmesinin ihsas-ı rey niteliğinde değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Nihai karar başvurucuya 8/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu bireysel başvurusu sonrasında sunduğu dilekçelerle, Konya Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/303 esas sayılı dosyasında kayıtlı silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan yargılandığı davada 20/12/2019 tarihli kararla beraat ettiğini ve kararın 3/3/2021 tarihinde kesinleştiğini ifade etmiş ve söz konusu mahkeme kararlarını sunmuştur. Başvuruya konu derece mahkemelerinin kararlarının verildiği tarihte 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığa kabulde engeller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur : a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, ...Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir...." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Yürütmenin durdurulması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. ...... Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar;... idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, ... kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi ... hallerinde ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Ret sebepleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan biri hakimi reddedebileceği gibi hakim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hallerde, hakimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması. c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması."