2. Ceza Dairesi 2023/20969 E. , 2024/2064 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/2587 D.İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yara…
**2. Ceza Dairesi 2023/20969 E. , 2024/2064 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/2587 D.İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : ... SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60268 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, Bakırköy 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/06/2022 tarihli kararı ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/03/2022 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesine rağmen, anılan kararın gerekçe kısmında HTS kayıtlarında *********** numaralı hat sahibi olarak belirtilen şüphelinin, kayıtlarda belirtilen adresinden araştırılarak ifadesinin alındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği belirtilmek suretiyle, gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Somut olayda, şikâyetçiye ait cep telefonunun 19.02.2022 tarihinde pazaryerinden çalındıktan sonra, çalınan cep telefonunun IMEI bilgilerinden hareketle, suça konu cep telefonunun suçtan sonra ilk olarak şüpheli adına kayıtlı hat ile suçtan bir gün sonra kullanıldığının anlaşıldığı, Cumhuriyet savcısınca şüpheli ile herhangi bir araştırma cihetine gidilmeden evrakın asıl faili hakkında evrak ayrılıp daimî aramaya alınarak, şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin açık kimliğinin tespiti halinde, ifadesi alındıktan sonra suç vasfını ve suçun sübutunu da kapsayacak şekilde hukukî durumunun tayin ve takdirinin gerektiği, tespit edilemediği takdirde ise, dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerekirken eksik soruşturmaya dayalı olarak şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bununla birlikte bu karara karşı yapılan itiraz üzerine, kararın gereği düşünüldü başlığı altında, olması gerektiği gibi soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği hâlde, karar bölümünde yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 16.06.2022 tarihli ve 2022/2587 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.