5. Hukuk Dairesi 2016/196 E. , 2016/16072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadak
**5. Hukuk Dairesi 2016/196 E. , 2016/16072 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; 1)Dava konusu taşınmazların bir kısmı sulama kanalı yapılmak suretiyle kamulaştırılmıştır. Taşınmazların sulama kanalı geçirilmeden önce sulanıp sulunmadığı, sulanıyor ise hangi kaynaktan ve ne şekilde sulandığı belirlenmeden, taşınmazlara sulu tarım arazisi olarak değer biçilmiştir. Bu nedenle; a) Taşınmazlar başında yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak ve gerektiğinde tanık da dinlenmek suretiyle, taşınmazların el atmadan önce sulanıp sulanmadığı kesin olarak tespit edilip, sulu arazi olduğunun belirlenmesi halinde hangi kaynaktan ve ne şekilde sulandığı, kaynağın taşınmazların tamamını sulamaya el verişli olup olmadığı belirlenip sonucuna göre, b) Taşınmazların sulama kanalı yapılmadan önce kuru tarım arazisi olduğunun anlaşılması durumunda sulama kanalı nedeniyle taşınmazın sulanır hale geldiği ve bu itibarla taşınmazların el atılmayan bölümlerinde değer artışı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda dava konusu taşınmazların kamulaştırılan bölümlerinin kuru tarım arazisi olarak kabulüyle ekilebilir ürünlerin net gelirine göre biçilen değerinden geri kalan bölümlerindeki değer artışı Kamulaştırma Kanununun 12/c maddesi de gözetilerek düşüldükten sonra belirlenen bedel esas alınarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2) Dava konusu 483 parsel sayılı taşınmaz ifraz görüp 914 parsel numarası alarak tapuya kaydedildiği halde hüküm fıkrasına eski parsel numarası yazılmak suretiyle infazda tereddüte yol açılması, Doğru görülmemiştir. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.